Düğün organizasyonu - Çiçekçi - Malzeme Kiralama -

Ana Sayfa - Site Ekle - Çok Arananlar - Son Eklenenler - Top List - İletişim 

 

İsimler ve Anlamları ( Erkek )

İSİM ANLAMLARI - BEBEK İSİM ANLAMLARI , KIZ İSMİ , ERKEK İSMİ VE NE MANAYA GELDİĞİ KONUSUNDA BİLGİ VEREN BİR SİTEDİR.
ERKEK İSİMLERİ VE ANLAMLARI

ABAD: (FAR) Sen, bayindir. (AR) Sonsuz gelecek zamanlar.
ABADÎ: (FAR) Sen, bayindir, mamurlukla ilgili.
ABAKA HAN: (TR) Ilhanli hükümdari Hülagu’nun oglu.
ABAY (TR) Beceri. Sezgi, anlayis, dikkat.
ABAZA: (TR) Karaçay-Çerkes Özerk bölgesinde yasayan müslüman bir halk.
ABBAD: (AR) Allaha itaat ve ibadet eden, kullugunu hakkiyla yerine getiren.
ABBAS (AR) Sert, çatik kasli kimse. Arslan
ABBAZ: (FAR) Yüzgeç, yüzücü.
ABDI: (AR) Kulluk ve itaat eden.
ABDULLAH: (AR) Allah’in kulu.
ABDURRAHMAN: (AR) Rahman’in kulu. Rahman; Allah’in isimlerindendir.
ABDURRAUF: (AR) Rauf olan Allah’in kulu.
ABDUSSABUR: (AR) Sonsuz sabir ve genislik sahibi Allah’in kulu. Allah’in isimlerinden
ABDÜDDAR: (AR) Zararli seyleri ve sebeblerini bir hikmet için yaratan Allah’in kulu.
ABDÜLAFUV: (AR) Genis af ve magfiret sahibi yüce Allah’in kulu.
ABDÜLALI: (AR) Yüce, ulu, san ve seref sahibi Allah’in kulu.
ABDÜLALIM (AR) Alim ve mükemmel bilgiye sahip olan Allah’in kulu.
ABDÜLAZIM: (AR) Azamet ve büyüklük sahibi Allah’in kulu.
ABDÜLAZIZ: (AR) Büyük ve aziz olan, izzet ve seref sahibi Allah’in kulu.
ABDÜLBAKI: (AR) Sonsuz, ebedi olan Allah’in kulu
ABDÜLCEBBAR: (AR) Cebredici, zorlayici, kuvvet ve kudret sahibi Allah’in kulu.
ABDÜLCELIL: (AR) Büyük, ulu, yüce Allah’in kulu.
ABDÜLCEMAL: (AR) Güzellikleri kendinde toplayan Allah’in kulu.
ABDÜLCEVAT: (AR) Cömert olan Allah’in kulu.
ABDÜLFETTAH: (AR) Zafer kazanmis, üstün gelmis, fetheden açan Allah’in kulu.
ABDÜLGAFFAR: (AR) Kullarinin günahlarini affeden Allah’in kulu.
ABDÜLGAFUR: (AR) Kullarinin günahlarini tekrar tekrar bagislayici olan Allah’in kulu. ABDÜLGANI: (AR) Zengin, varlikli, bol, doygun olan Allah’in kulu.
ABDÜLHAK: (AR) Hak ve gerçek olan, varligi hiç degismeden duran Allah’in kulu. ABDÜLHALIM: (AR) Tabiati yavas olan, yumusak huylu, hikmetli Allah’in kulu. ABDÜLHAMID. (AR) Hamdolunmus, övülmüs, Allah’in kulu.
ABDÜLKADIR: (AR) Bitmez tükenmez kuvvet sahibi olan,Allah’in kulu
ABDÜLKERIM: (AR) Keremi bol, cömert olan Aziz ve Celil Allah’in kulu.
ABDÜLLATIF: (AR) Latif, güzel, yumusak, hos, nazik olan Allah’in kulu.
ABDÜLMACID: (AR) Sani büyük, cömertlik ve keremi bol olan, Allah’in kulu.
ABDÜLMALIK: (AR) Sahip olan, her seyin mülkiyetinin sahibi olan Allah’in kulu.
ABDÜLMECID: (AR) Sani büyük ve yüksek olan, Allah’in kulu.
ABDÜLMENNAN: (AR) Çok ihsan eden, ihsani bol olan Allah’in kulu.
ABDÜSSAMED: (AR) Kimseye hiçbir seye muhtaç olmayan, Allah’in kulu.
ABDÜSSELAM: (AR) Baris, rahatlik, selamete çikaran, Allah’in kulu.
ABDÜSSETTAR: (AR) Günahlari örten, gizleyen Allah’in kulu.
ABER: (AR) Hz. Nuh’un erkek torunu.
ABGUN: (FAR) Mavi renk. Gök. Parlak. Nisasta.
ABHER: (AR) Nergis çiçegi. Yasemin. Dolu kap.
ABILAY HAN: (TR) Kazak Hani. Ülkesini Çinlilere, karsi ustaca savundu
ABISKA NOYAN: (TR) Ilhanli komutan. (XIII-XIV. yy.)
ABHIZ: (FAR) Er. Büyük dalga. Kaynak. Su yolu.
ABID: (AR) Allah’a ibadet eden, çok ibadet eden, zahid.
ABIDE: (AR) Anit. Önemli ve degerli yapit.
ABIDIN: (AR) Ibadet edenler. Zeynel Abidin’den kisaltma isim.
ABUZER: (FAR+AR) Altin suyu. Altin suyu gibi parlak ve görkemli.
ABUZETTIN: (AR) Din yolunda çabuk, hizli giden
ACA: (TR) Amca, agabey. Güçlü kuvvetli, basladigi isi bitiren.
ACAHAN: (TR) (bkz. Aca).
ACAR: (TR) Becerikli. Atilgan, ele avuca sigmaz. Halk.
ACARALP: (TR) Yigit, becerikli, cesur kisi.
ACARBAY: (TR) Becerikli. Atilgan yigit
ACARER: (TR) Becerikli. Atilgan yigit
ACARKAN: (TR)Yigit, becerikli, cesur kisi.
ACARMAN: (TR) Çevik, becerikli, girisken.
ACARÖZ: (TR) Özünde yigitlik bulunan.
ACARSOY: (TR) Yigit, soylu.
ACEM: (AR) Arap olmayan milletlerin hepsi. Iranli, Iran halkindan biri.
ACLAN: (AR) Hizli, çabuk, telasli.
ACUN: (AR) Dünya, varlik.
ACUNAL: (TR) Dünyayi kapsayan, dünyayi fetheden.
ACUNALP: (TR) (bkz. Acunal).
ACUNMAN: (TR) Dünyaca taninmis, ünlü.
ADAHAN: (TR) Adanin hakimi, yöneticisi.
ADAL: (TR) “Adin yayilsin, ün kazan” manasinda.
ADALETTIN : (AR) Dinin adaleti
ADEM: Allah’in yarattigi ilk insan, insan soyunun atasi ve ilk peygamberi. Adam.
ADIL: (AR) Dogruluk gösteren. Dogru. Esit, es, müsavi. Adaletli davranan.
ADILHAN: (AR+TR) Adil yönetici.
ADNAN: (AR) Cennette ölümsüzlüge kavusan kimse.
AFFAN: (AR) Kötü seylerden kaçinan, kötülüklerden uzaklasan, temiz.
AFGAN: (AR) Heyecanli, çabuk öfkelenen. Orta Asya’da yasayan müslüman bir kavim. AFSAR: (TR) Oguz Türklerinin 24 boyundan biri. Çabuk is gören, çevik, atilgan
AFSIN: (TR) Zirh, silah.
AGAH: (FAR) Bilgili, haberli, uyanik, afif. Vakif olmus, malumatli.
AGAR: (TR) Beyaz renkli. Açik tavirli, samimi. Asil, onurlu, serefli.
AHAD: (AR) Bir, kisi, kimse.Birler, birden dokuza kadar olan sayilar.
AHFES: (AR) Küçük gözlü, zayif bakisli. Yalniz gece gören kimse.
AHID: (AR) Bir seyin yerine getirilmesini emretmek. Söz vermek.
AHMER: (AR) Kirmizi, kizil.
AHVER: (AR) Müsteri yüzlü, güzel gözlü adam. Zeki, akilli.
AHMET : (AR) Övülmeye deger. Begenilmis. Allah’a sükreden
AKABE: (AR) Sarp geçit, çikilmasi zor yokus. Tehlike. Atlatilmasi zor güçlü.
AKAD: (TR) Dogruluguyla, dürüstlügüyle taninmis kimse.
AKALP: (TR) Dogrulugu ve dürüstlügüyle taninan kimse.
AKALIN: (TR) Alni açik, suçu olmayan, onurlu.
AKANSEL: (TR) Akarsu. Uzun mesafeler geçerek denize dökülen akarsu.
AKAR: (TR) Akip geçen. Gelir getiren.
AKASOY: (TR) Sevilen, sayilan soydan gelen
AKBATU: (TR) Yigit erkek.
AKBATUN: (TR) (bkz. Akbatu).
AKCEBE: (TR) Beyaz zirh sahibi yigit.
AKGÜN: (TR) Mutlu, sevinçli gün.
AKHAN: (TR) Dürüst hakan.
AKALP: (TR) Cömert, eli açik yigit.
AKIMAN: (TR) Cömert, eli açik kimse.
AKIN: (TR) Her engeli asan, güçlüklerden yilmayan, hizli hareket kabiliyetine sahip. AKINALP: (TR) Akin yapan yigit. Yigit.
AKINCI: (TR) Osmanlilarda ileri karakol. Ani vurkaçlarla düsmanlarinin moralini bozan uç süvarileri. Hafif süvari.
AKINTAN: (TR) Tan yeri agarirken yapilan akin
AKIF: (AR) Bir seyde sebat eden. Ibadet eden. Direnen.
AKIL: (AR) Akilli, akil sahibi. Uslu, kavrayisli.
AKMAN: (TR) Temiz, beyaz, güzel insan. Yasli kimse.
AKMANER: (TR) (bkz. Ak­man).
AKSIN: (TR) Temiz, dogru, dürüstsün.
AKSOY: (TR) Temiz soylu.
AKSUN: (TR) (bkz. Aksu).
AKSUNGUR: (TR) Dogan cinsinden bir tür av kusu.
AKSIT: (TR) Kutlu ugurlu. Ak. Günes, nur, aydinlik.
AKTAY: (TR) Beyaz tay.
AKTAÇ: (TR) Beyaz taç.
AKTAN: (TR) Aydinlik, mehtapli gece.
AKTAR: (TR) Parlak, aydinlik sabah.
AKTAS: (TR) Mermer.
AKTEKIN: (TR) Parlak, görkemli, temiz huylu yigit.
AKTEMÜR: (TR) Akdemir.
AKYOL: (TR) Dürüst, dogru ve iyi yol.
AKAD: Soyluluk, Onurlu bir kisilige sahip olmak
AKIN: Hizli bir biçimde düsmana yapilan saldiri
AKIF: Dünya islerinden uzaklasip, ibadet için Allah’a yönelen
AKIL: Akilli , Rüstünü kanitlama konumuna gelmis , yaptiklarinin farkinda olan
ALAATTIN: (AR) Dini yüceltmek için din ugruna çalisan kimse.
ALATAY: (TR) Derisinde be­nekler olan tay.
ALEMDAR: (AR+FAR) Bayrak veya sancak tutan, tasiyan, bayraktar, sancaktar.
ALGIN: (TR) Güçlü, iyi, güzel, sicakkanli, sevimli. Sevdali, asik, vurgun. Hizli akan su.
ALI: (AR) Yüce, ulu, yüksek.
ALICAN: (AR+FAR) Ali ve can isimlerinin bir araya gelmesinden meydana gelmistir.
ALIM: (Ar.) Çok okumus, bilgin.Çok bilen. Sonsuz. Ilim sahibi.
ALISAN: (AR+FAR) San ve serefi yüce ve yüksek olan çok degerli.
ALIYAR : (AR+FAR) Yar, dost, sevgili. Alinin dostu, sevgili adi. Yüce dost.
ALKIM: (TR) Gökkusagi.
ALKIN: (TR) Sevdali, asik, vurgun. El çirpma, övme.
ALP: (TR) Eski Türklerde kahraman, yigit, cesur, bahadir, pehlivan.
ALPAGU: (TR) Tek basina düsmana saldiran yigit.
ALPASLAN: (TR) Arslan gibi cesur ve yigit, savas beyi.
ALPAY: (TR) Cesur, yigit kimse.
ALPER: (TR) (bkz. Alp).
ALPEREN: (TR) Yigit, bahadir.
ALPERTUNGA: (TR) Efsanevi Türk hükümdari ve destan kahramani.
ALPGIRAY: (TR) Yigit hükümdar.
ALPHAN: (TR) Yigit hükümdar.
ALPKAN: (TR) Yigit soydan gelen.
ALPKIN: (TR) Keskin kiliç.
ALPMAN: (TR) Yigit, cesur, kahraman.
ALPSOY: (TR) Yigit ve cesur soya mensub.
ALPTEKIN: (TR) Kahraman sehzade. Birlesik isim. Alp: Kahraman, Tekin: Sehzade.
ALTAN: (TR) Sabahin günes dogarkenki zamani. Hakanlara verilen unvan,
ALTAY: (TR) Asya’da Bati Sibirya ile Mogolistan’i ayiran daglik bölge.
ALTUG: (TR) Kirmizi tug
ALTUNAY: (TR) Ay’in sari renkli hali
ALTUNÇ: (TR) Bakir alasimi. Kirmizi bakir. Kirmizi, al gözlü.
ALTUNER: (TR) Degerli kimse.
ALTUNHAN: (TR) Zengin hakan.
ANIL: Ölçülü davranan, hosa giden kimse
ARAF: (AR) Cennet ile cehennem arasindaki yer. Sert, tepe. Adetler, usuller.
ARAL: (TR) Birbirine yakin adalar toplulugu. Orta Asya’da bir göl.
ARAS:(TR) Kalin Yün, At kili anlaminda . Dogu Anadoluda bir nehir.
ARDA: (TR) Eskiden bazi çavuslarin elde tuttuklari uzun degnek. Isaret için dikilen degnek. Çikrikçi kalemi. Sonra gelen.
AREF: (AR) Pek maruf, çok bilinen. Arif, anlayisli ve bilgili.
AREL: (TR) Temiz, dürüst kimse.
ARGU: (TR) Iki dag arasi, uçurum.
ARGUN: (TR) Zayif, güçsüz, düskün, dermansiz, zebun.
ARGÜN: (TR) Temiz, aydinlik gün.
ARHAN: (TR) Üstün nitelikli, gururlu bakan.
ARICAN: (TR) Temiz, dogru kimse.
ARIÇ: (TR) Baris, asayis.
ARIF: (AR) Meshur, çok taninmis. Bilgi sahibi. Bilen, bilgili, irfan sahibi.
ARIHAN: (TR) (bkz. Arhan).
ARIKAL: (TR) Temiz, dogru, dürüst kal.
ARIKAN: (TR) Temiz soy.
ARIKHAN: (TR) (bkz. Arhan)
ARIN: (TR) Temiz, ari, saf. Alin. Yüz, cephe. Daglarin, tepelerin yüzü.
ARINÇ: (TR) Temiz, saf, ari.Baris.
ARISAL: (TR) Ari gibi çaliskan kimse.
ARISAN: (TR) Temiz, dogru taninmis kimse.
ARISOY: (TR) (bkz. Arisan).
ARITAN: (TR) Temizleyen, ari duruma getiren.
ARKAN: (AR) Temiz, ari kandan gelen.Üstün galip.
ARKIN: (TR) Yavas, agir, sakin, gelecek yil.
ARKUT: (TR) Temiz, ugurlu, kutlu.
ARMAN: (FAR) Hasret, özleme. Zahmet, sikinti. Teessüf. Pismanlik.
ARSAL: (TR) Temiz huylu, namuslu.
ARSEBÜK: Temiz ruhlu ve çabuk. Toy. Namus konusunda titiz.
ARSLAN: (TR) Kuvvet ve saldirganligiyla taninan hayvan. Cesur adam, bahadir.
ARSLANGIRAY: (TR) Cesur, korkusuz han.
ARSLANSAH: (TR) Arslan gibi cesur ve yigit sah, kral.
ARTAN: (TR) Yarar, fayda. Üstünlük, meziyet, nitelik.
ARTUÇ: (TR) Ucu sivri demirle donanmis mizrak.
ARZIK: (TR) Dindar, sofu.
AS: (AR) Mersin agaci. (FAR) Degirmen.
ASAF: (AR) Vezir. Erdem, ileri görüslülük, yönetimde basari.
ASAL: (TR) Baslica, esasli, temel.
ASALET: (AR) Soy temizligi, soyluluk.
ASIF: (AR) Pek sert, pek siddetli, siddetle esen.
ASIL: (AR) Saglam. Iyice köklesmis, yüksek duygularla hareket eden.
ASIM: (AR) Yasak, yanina yaklasilamayan. Günahtan, haramdan çekinen.
ASKER: (AR) Ordu, ordu örgülüyle ilgili. Vazife yapan. Rütbesiz asker, er.
ASRI: (AR) Zamana uygun, çagdas.
ASUTAY: (TR) Hirçin tay.
ASIK: (TR) Bir baskasini askla seven. Dalgin, unutkan.
ASIR: (AR) Ondabir, onuncu. Samimi dost ve arkadas. Koca.
ASKIN: (TR) Geçkin, asmis olan. Coskun. Fazla. Sonra. Benzerlerinden daha üstün.
ASKINER: (TR) (bkz. Askin).
ATA: (TR) Baba. Soyun geçmiste yasamis ferdi. Vermis, veris. Bagislama, ihsan
ATABEK: (TR) Selçuklu devletinde sehzadelerin terbiyesiyle vazifeli sahis. Lala.
ATABEY: (TR) Devlet yönetiminde bir san. Lala.
ATACAN: (TR) (bkz. Ata).
ATAÇ: (TR) Atalardan gelen, atalarla ilgili olan.
ATAERGIN: (TR) (bkz. Ata).
ATAHAN: (TR) (bkz. Ata).
ATAKAN: (TR) Düsünmeksizin her ise sokulan adam. Ileri atilan.
ATALAY: (TR) Ünlü, namli, söhretli.
ATAMAN: (TR) Ata kisi, baskan, önder.
ATANER: (TR) (bkz. Ata).
ATASAGUN: (TR) Eski Türklerde hekimlere verilen isim.
ATASAN: (TR) (bkz. Ata).
ATASEVEN: (TR) (bkz. Ata).
ATASOY: (TR) (bkz. Ata).
ATATUG: (TR) (bkz. Ata).
ATAULLAH: (AR) Allah’in bagisladigi, hediye ettigi, ihsani, lütfü.
ATAY: (TR) Bilinen, taninmis.
ATIF: (AR) Çevirme, meylet­tirme, imale.Merhamet sahibi, sefkatli, aciyan.
ATIK: (AR) Sirtin üst kismi. Berrak, saf, karismamis, kiymetli.
ATILAY: (TR) Ünlü, namli, söhretli. Atilla’dan sonra tahta geçen ünlü hükümdar.
ATILGAN: (TR) Karsisina çikabilecek tehlikelerden korkmadan ileriye atilan.
ATILLA: (TR) Büyük, ünlü. Babacik. Savasçi, fatih. Hun Türklerinin büyük imparatoru
ATKIN: (TR) Atilmis. Kumas dokumada kullanilan tabir.
ATLAN: (TR) Ata bin.
ATLAS: (TR) Üstü ipek, alti pamuk kumas, diba. Düz, havasiz, tüysüz.
ATLIHAN: (TR) Ata binmis süvari.
ATTAR: (AR) Güzel kokulu bitki özleri vb. satan, güzel koku ticareti yapan kimse.
ATUF: (AR) Birine sevgisi olan, sevgi duyan. Allah’a karsi sevgi duyan.
AVCI: (TR) Avlanan, av sporu yapan kisi. Bir seyi elde etmeye ugrasan.
AVNI: (AR) Yardimla ilgili, yardima ait.
AVNULLAH: (AR) Allah’in yardimi.
AYALP: (TR) Ay kadar parlak ve güzel, yigit.
AYANA: (TR) Saygi.
AYAYDIN: (TR) Ay isigi, aydinligi.
AYAZ: (TR) Soguk ve Durgun hava. Dondurucu soguk.
AYBAR: (TR) Gösterisli, heybetli, görkemli. Korku veren.
AYBEG: (TR) Ay gibi temiz ve aydin yönetici, ileri gelen, bey.
AYBERK: (TR) Saglam ay, saglam kisilik. Simsek, ay’in simsek gibi parlakligi.
AYÇETIN: (TR) Zor, güç ay.
AYDEMIR: (TR) Marangozlarin kullandigi kavisli bir keser çesidi.
AYDIN: (TR) Ayli gece. Aydinlik, isikli, parlak. Okumus, kültürlü ileri fikirli, münevver.
AYDINALP: (TR) Münevver, bilgili, yigit, kahraman kisi.
AYDINÇ: (TR) Cesur, aydin.
AYDINTAN: (TR) Safak vakti.
AYDOLUN: (TR) Dolunay, mehtap.
AYGUT: (TR) Karsilik, ödül.
AYHAN: (TR) Ay sahibi, ay hakimi. Oguz Kagan Destani’na göre, Oguz’un alti oglundan biri. Efsanede bahsedilen, Oguz’un isiktan dogan karisindan olan 3 oglundan biri. Ayhan’in 4 oglu 24 Oguz boyunun 4′ünü olusturur. Bunlar Bozoklu soyudur.
AYKAÇ: (TR) Söyleyen, konusan.Akil veren. Ozan, sair.
AYKAN: (TR) Soylu, asil, temiz kisi.
AYKUT: (TR) Kutlu, ugurlu ay. Karsilik, mükafat.
AYKUTALP: (TR) Mükafat veren kahraman, iyi karsilik veren bahadir.
AYMAN: (TR) Ay gibi güzel, isikli kimse.
AYRAL: (TR) Benzerlerinden farkli olan, kendine özgü, degisik.
AYSAL: (TR) Ay gibi, ay’a ben­zeyen.
AYSAN: (TR) Ay gibi, ay yüzlü.
AYTAÇ: (TR) Basa takilan ay seklinde taç.
AYTEK: (TR) Ay gibi (Eski Türkçede tek/teg olarak kullanilmistir).
AYTEKIN: (TR) Ay sehzadesi, ay prensi.
AYTOLUN: (TR) Dolunay. Ay’in ondördü gibi güzel.
AYTUG: (TR) Mizragin ucuna yapilmis ayin üstüne yapilan tüy.
AYTÜN: (TR) Ay ve gece.
AYVAZ: (AR) Arapça ivaz sözcügünün bozulmus sekli. Karagöz perdesinin belli basli tiplerinden biri. Köroglu destaninda bir kahraman.
AYZER: (TR-AR) Altin renginde ay. Ay’in altin rengini aldigi an.
AZAD/AZAT: (FAR) Hür, serbest. Kimseye bagimli olmayan. Kurtulmus.
AZAMET: (AR) Büyüklük, ululuk.
AZER: (FAR- IBR) Ates. Ibrahim’in babasi oldugu söylenir.
AZIM: (AR) Büyük, ulu, cesim, iri, muhtesem. Kuvvetli, siddetli, derecesi yüksek.
AZIZ: (AR) Sayin. Sevgili. Veli, evliya, ermis. Az bulunur.
AZMI: (AR) Kasit, niyetlilik karar. Kemikli. Güçlü, kuvvetli.

B

BABÜR: Hindistan’da yasayan bir tür kaplan/Babür imp. kurucusu Babürsah’tan
BAGATUR: (TR) Cesur yigit.
BAGDAS: (TR) Yakin arkadas, dost.
BAGIS: (TR) Bagislanan sey, ihsan. Siçrayis, atlama.
BAGISCAN: (TR) (bkz. Bagis).
BAGLAM: (TR) Cinsleri ayri ya da birbirlerine yakin olan seylerin bir arada baglanmisi, demet, deste.
BAHA: (AR) Deger fiyat, kiymatinin karsiligi, Ederi
BAHADIR: (FAR) Cesur, yigit, kahraman, atak, gözünü daldan budaktan esirgemeyen. BAHADIRHAN: (FAR-TR) (bkz. Bahadir).
BAHAEDDIN / BAHATTIN : (AR) Dinin güzelligi.
BAHAMRA: (AR) Irak’ta bir yer.
BAHAULLAH: (AR) Allah katinda deger ve kiymet sahibi.
BAHIR: (AR) Deniz, derya. Belli, besbelli, açik, apaçik. Isikli, parlak, güzel.
BAHIT: (AR) Bahti açik sansli.
BAHRA: (AR) Timur devletinin güney sinirini koruyan eski bir sinir kalesi.
BAHRI: (AR) Denizle ilgili, denizci, denizin gücü, sonsuzlugu
BAHTIYAR: (FAR) Mutlu, talihli, Hayatindan memnunolan
BAKI: (AR)Süreklilik sahibi, sonsuza kadar kalan, sonsuz, sonu olmayan
BALA: (TR) Çocuk yavru. Yüksek, yüce, yukari. Azat.
BALABAN: (TR) Er. Bir tür yirtici kus. Iri cins bir tür Dogan (kus). Gürbüz canli, cüsseli, insan veya hayvan.
BALAMAN: (TR) (bkz. Balaban).
BALAMIR: (TR) Eski bir Türk kagani. (IV. yy.) Alanlari ve Ostrogotlari yenerek batiya sürdü.
BALATEKIN: (TR) (bkz. Balaban).
BALCAN: (TR) Bal gibi tatli canli.
BALDEMIR: (TR) Güçlü, kuvvetli, sirin.
BALER: (TR) Tatli dilli, cana yakin kimse.
BALIM. (TR) Kardes. Çok sevgili, samimi arkadas.
BALI: (AR) Eski, koca, köhne.
BALISOY: (AR+TR) Eski, köklü soydan gelen.
BALK: (TR) Simsek.
BALKAN: (TR) Sarp ve ormanlik siradaglari. Avrupa’nin güneydogu bölgesine verilen isim. Bulgaristan, Yunanistan, Yugoslavya, Arnavutluk ve Romanya’yi içerir.
BALKAR: (TR) Kuzey Kafkasya’da yasayan bir Türk boyu. Kipçaklann bir kolu.
BALKI: (TR) Parilti, isik. Güzel parlak, süslü. Simsek.
BALKIR: (TR) Parilti, isik, simsek.
BALKOÇ: (TR) (bkz. Balki).
BALSAN: (TR) (bkz. Balim).
BARAK: (TR) Oguzlarin Bayat boyuna mensup bir oymak. Gaziantep, Kilis ve Nizip çevresinde yasarlar.
BARAN: (FAR) Yagmur.
BARANSEL: (FAR+TR) (bkz. Baran).
BARAY: (TR) Ezeli, öncesi olmayan, öncesiz.
BARBAROS: (ITA) Kirmizi sakal. Baba Oruç. Türk denizci kaptani derya. Oruç Gazi’nin Italyanlarca meshur olan ismi. Kanuni döneminde yasayan ünlü denizci. Barbaros Hayrettin olarak bilinmektedir.
BARIK: (TR) Sivri tepeler arasindaki uçurum, yüksek kayaliklardaki çatlakliklar. Yesillik, çayirlik yer.
BARIKHAN: (TR) (bkz. Barik).
BARIM: (TR) Varlik, servet, zenginlik.
BARIN: (TR) Bütün, hep. Güç kuvvet. Gögüs. Mogol devrinde Orta Asya’da büyük beyliklerden biri.
BARIS: (TR) Savassizlik durumu. 2. Savastan sonra silah birakma, uzlasma. Dirlik, düzenlik.
BARISCAN: (TR) (bkz. Baris).
BARIK: (AR) Parildayan. Nazik, dakik, ince.
BARKAN: (TR) Çöllerde rüzgarin esme yönüne dikey dogrultuda olusan ay biçimindeki küçük kumsal külle. Hareketli kumul.
BARKIN: (TR) Yolculuk eden, yolcu gezgin.
BARLAS: (TR) Kahraman, savasçi.
BARS: (TR) Kaplana benzeyen yirtici hayvan. Ari ogulu. Pars
BARTU: (TR) En eski Türk kaganlarindan biri.
BASRI. (AR) Gören, görme ile ilgili, görebilmek
BASAR: (TR) Basarili ol, isi sonuçlandir.
BASARMAN: (TR) Yaptigi isi basariyla sonuçlandiran.
BASAY: (TR) Birinci, ilkay.
BASBUG: (TR) Baskumandan, hükümdar.
BASEGMEZ: (TR) Buyruk altina girmeyen, kisilikli.
BASER: (TR) (bkz. Basar).
BASIR: (AR) Müjdeci. Güler yüzlü, mesut, mutlu. (bkz. Besir).
BASKAYA: (TR) Kayalarin basi, güçlü, kuvvetli.
BASKAYNAK: (TR) Ilk kaynak. Ana kaynak.
BASKUR: (TR) Türk çadirlarinin çevresindeki kanatlan örten bölümlerin üst tarafina baglanan kusak.
BASKURT: (TR) Ural daglan güneyinde yasayan ve Türklerin Kipçak kolundan olan bir boy. Asil ismi Baskirt’tir.
BASKUT: (TR) Kutlu, talihli kimse.
BASOK: (TR) Önde olan yigit.
BASOL: (TR) Basta ol, önder ol.
BASÖZ: (TR) Önemli soydan gelen.
BASSOY: (TR) (bkz. Basöz).
BASTUGAY: (TR) (bkz. Basok).
BASTUG: (TR) (bkz. Basman).
BATIBOY: (TR)Türklerin göç sonucu batiya yerlesen oymaklari.
BATIHAN: (TR) (bkz. Bati).
BATI: (TR) Günesin battigi yön ve bu yöndeki ülkeler.
BATIKAN: (TR) Bati+ Khan Batinin Hani ya da Batinin Kani anlaminda
BATIR: (TR) Yigit, kahraman, bahadir.
BATIRAY: (TR) (bkz. Batir).
BATIRHAN: (TR) (bkz. Batir).
BATTAL: (AR) Cesur, kahraman. Pek büyük.
BATU: (TR) Üstün gelen, gücü yeten, galip.
BATUG: (TR) (bkz. Batu).
BATUHAN: (TR) Altinordu devletinin kurucusu (1204-1255). Cengiz Han’in torunu.
BATUR: (TR) Kahraman, yigit, cesur, bahadir.
BATURALP: (TR) Yigitler yigidi.
BATURAY: (TR) (bkz. Batur).
BATURHAN: (TR) (bkz. Batur).
BAVER: (FAR) inanma, güvenme. Saglam, pek dogru.
BAYAR: (TR) Ulu, yüce saygin, soylu. Ekilmemis toprak.
BAYAZID: (AR) (bkz, Bayezit).
BAYBARS: (TR) Bahri Memlüklerin sultani olup Kipçak ülkesinde dogmustur.
BAYBAS: (TR) Zengin, ileri gelen, saygin.
BAYBEK: (TR) (bkz, Baybas).
BAYBORA: (TR) Firtina.
BAYCAN: (TR) (bkz. Baybas).
BAYÇA: (TR) Zengin, varlikli.
BAYDAK: (TR) Bayrak.
BAYDAN: (TR) Simarik, gururlu, kendini begenmis.
BAYDAR: (TR) Kirim yarimadasinda Sivastopol sehrinin güneyinde tartada bir Türk köyü. Güzellik ve bereketiyle ünlüdür.
BAYDIR: (TR) Güçlü, kuvvetli.
BAYDU: (TR) Ilhanli devleti hükümdari Hulagunun torunu. 11 ay Ilhanli devleti hükümdari oldu.
BAYDUR: (TR) Güçlü, kuvvetli, cesur.
BAYDURALP: (TR) (bkz. Baydur).
BAYER: (TR) Zengin, varlikli kimse.
BAYEZIT: (AR) Çesitli zamanlarda yasamis Osmanli sehzadelerinin genel adi.
BAYGÜÇ: (TR) Zengin ve güçlü kimse.
BAYKAN: (TR) (bkz, Baygüç).
BAYINDIR: (TR) Imar edilmis, mamur.
BAYKAL: (TR) Yaban kisragi. Deniz. Mogolistandaki büyük göl
BAYKAM: (TR) Hekim, doktor.
BAYKAN: (TR) Bay soyundan, zengin.
BAYKARA: (AR) Bir kus türü. Mali çok olan. Böbürlenerek, salinarak yürüme.
BAYKOCA: (TR) Varlikli, saygin.
BAYKURT: (TR) (bkz. Baykoca).
BAYKUT: (TR) Kutlu talihli.
BAYKUTAY: (TR) (bkz. Baykut).
BAYMAN: (TR) Varlikli, saygin.
BAYRAKTAR: (FAR) Bayrak tasiyan.
BAYRAM: (TR) Nese ve sevinç günü. Dini ya da milli bakimdan özel degeri olan ve milletçe kutlamalar yapilan gün veya günler.
BAYRI: (TR) Çok eski zamanlarda var olmus, eskiden beri var olan.
BAYRU: (TR) (bkz. Bayri).
BAYRUALP: (TR) (bkz. Bayru).
BAYRUHAN: (TR) (bkz. Bayru).
BAYSAL: (TR) Soylu, ünlü kisi.
BAYSAN: (TR) Zengin, taninmis.
BAYSU: (TR) (bkz. Baysan).
BAYSUNGUR: (TR) Akkoyunlu hükümdarlarindan.
BAYTAL: (TR) Kisrak. 2. Bayir, yokus.
BAYTEKIN: (TR) (bkz. Baytal).
BAYTUGAY: (TR) (bkz. Tugay)
BAYTÜZE: (TR) (bkz. Tüze).
BAYTÜZÜN: (TR) (bkz. Tüzün).
BAYÜLKEN: (TR) (bkz. Ülgen).
BEDAYI: (AR) Esi benzeri olmayan güzel, mükemmel, yeni seyler.
BEDEL: (AR) Deger, kiymet. Bir seyin yerine verilen, yerini tutan sey, karsilik.
BEDI: (AR) Bir seyi örnegi olmadigi halde meydana getiren. Yoktan vareden. Allah’in 99 isminden birisidir. Güzel, güzellik.
BEDID: (FAR) Meshur, görünür, açik meydanda.
BEDIH: (AR) San ve serefi büyük olan.
BEDIHI: (AR) Besbelli, açik-apaçik.
BEDIR: (AR) Dolunay, ondört gecelik ay.
BEDIRHAN: (FAR) Ileri görüslü, aydin lider.
BEDREDDIN / BEDRETTIN: (AR) Din’in nuru, isigi. Dinin aydinligi, dinde bilgelik.
BEDRI: (AR) Er. 1. Içi altin dolu kese. Ay’la ilgili, ayin ondördü gibi güzel.
BEDRÜLCEMAL: (AR) Ay yüzlü.
BEDÜK: (TR) Büyük, yüce, gösterisli, önemli.
BEDIR: (AR) Ayin ondördü. Dolunay. Ay.
BEDIRHAN: (AR-TR) Ay+ Han gibi Bedir + Han
BEDRETTIN: (AR) Bedreddin. Ayin ondördü gibi isik saçan, temiz ve yüce
BEDRI: (AR) Ay gibi, aya benzeyen, Aya ait
BEHÇET / BEHCET: (AR) Sevinç. Güzellik, güleryüzlülük. Sirinlik.
BEHIÇ: (AR) Sen, güzel, güleryüzlü adam.
BEHLÜL: (AR) Çok gülen, çok gülücü. Hayir sahibi, çok iyi adam.
BEHMAN: (FAR) Filan filanca. Fars takviminde 11. ay’a ve her ayin 2. gününe karsiliktir.
BEHMAR: (FAR) Çok ziyade, fazla.
BEHNAN: (AR) Güleç, güler-yüzlü, iyi huylu ve daima gülen adam.
BEHRAM: (FAR) Merih yildizi. Her ayin 20. günü.
BEHZAD / BEHZAT: (AR) Ressam, minyatürcü.
BEKATA: (TR) Ileri gelen, saygin. Soylu, isim yapmis sülaleden.
BEKBARS: (TR) (bkz. Bekata).
BEKDEMIR: (TR) (bkz. Bekata).
BEKDIL: (TR) Dogru sözlü, mert. Gönlü zengin.
BEKIL: (AR) Yakisikli, süslü delikanli, genç.
BEKIR: (AR) Sabahlari erken kalkmayi aliskanlik edinen kimse, bakir.
BEKRI: (AR) El degmemis, Bakir, Tertemiz, bozulmamis.
BEKRIYE: (AR) Her seyin evveli, ilk çocuk. Genç ve taze kiz. Disi deve yavrusu.
BEKSAN: (TR) Taninmis, ünlü, saygin. Bey ünvani tasiyan.
BEKTAS: (FAR) Yasit, Akran. Es, müsavi.
BEKTÖRE: (TR) Güçlü, degismez töreleri olan, törelerine bagli.
BENDER: (FAR) Deniz veya büyük nehir üzerindeki liman. Ticaret limani.
BENGI: (TR) Sonu olmayan, hep kalacak olan, sonsuz, ebedi.
BENGIALP: (TR) (bkz. Bengi).
BENGISAN: (TR) (Bengi).
BENGISOY: (TR) (bkz. Bengi).
BERA: (AR) Fazilet. Seçkin olma vasfi. Olgunluk.
BERAT: (AR) Resmi belge, imtiyaz belgesi.
BERCA: (FAR) Yerinde tam dogru ve münasip.
BEREN: (TR) Güçlü, kuvvetli, akilli.
BERGIN: (TR) (bkz. Berkin).
BERHUZ: (FAR) Dagarcik, torba.
BERI: (AR) Salim, kurtulmus. Temiz, Arinmis.
BERID: (AR) Haberci.
BERIN: (FAR) En yüksek, çok yüce. Soylu.
BERK: (TR) Saglam, kuvvetli. Kati, sert. Siddetli.
BERKA: (AR) Kuzey Afrika’da eski bir sehir.
BERKAN: (AR) Sakima, parildama. Kivircik tüylü kuzu postu kürkü.
BERKANT: (TR) Güçlü, bozulmaz, yemin.
BERKAY: (TR) (bkz. Berk).
BERKE: (TR) Kama. Altinordu hükümdari.
BERKEL: (TR) Güçlü el.
BERKER: (TR) Güçlü, saglam kisilikli.
BERKI: (TR) Simsek gibi parlak.
BERKIN: (TR) Saglam güçlü kuvvetli.
BERKKAN: (TR) Güçlü soydan gelen.
BERKMAN: (TR) Güçlü, saglam, kisilikli.
BERKSAN: (TR) Güçlü taninan kimse.
BERKSOY: (TR) (bkz. Berksan).
BERKSU: (TR) Soguk ve keskin su.
BERKÜN: (TR) Saglam, güçlü taninmis.
BESALET: (AR) Korkusuzluk, yüreklilik.
BESIM: (AR) Güleryüzlü, güleç adam.
BESAREDDIN / BESARETTIN: (AR) Dinin müjdesi.
BESIR: (AR) Müjde getiren müjdeci. Güleryüzlü güleç adam.
BETIK: (TR) Yazili olan sey, yazilmis yapit.
BETIM: (TR) Bir nesnenin kendine özgü belirtilerini tam ve açik bir biçimde, söz ya da yaziyla anlatma, tasvir. Herhangi bir seyin resmi ya da heykeli.
BEYAN: (AR) Bildirme, söyleme, açiklama. Belli apaçik.
BEYATI: (AR) Gece uyuma, gece is görme, geceyi isiyle geçirme. Türk müziginin en eski makamlarindan.
BEYAZIT: (AR) (Bkz. Bayezit)
BEYBOLAT: (TR) Çelik gibi güçlü, saygin kimse.
BEYBARS: (TR) (bkz. Baybars).
BEYCAN: (TR) (bkz. Beybolat).
BEYHAK: (AR) Horasan’in Nisabur eyaletinde bir bölge.
BEYKAL: (TR) (bkz. Beycan).
BEYKAN: (TR) (bkz. Beycan).
BEYREK: (TR) Çok nazik, efendi, bey. Hüzünlü.
BEYSAN: (TR) (bkz. Beycan).
BEYSUN: (TR) Nazik insan.
BEYZADE: (FAR-TR) Beyoglu. Soylu kimse.
BICAN: (FAR) Cansiz, ruhsuz. Canini esirgemeyen, sehit.
BILAL: (AR) Su gibi islatan, islatis, islaklik.
BILAN: (TR) Süslü ve islemeli kiliç kemeri.
BILAY: (TR) Ay gibi asil ol.
BILDAR: (FAR) Bel, belleyen, yer kiran, kürek çeken.
BILEK: (TR) Güç, kuvvet.
BILEN: (TR) Bilgili, görgülü, anlayisli.
BILGE: (TR) Bilgili, iyi genis, derin, bilgi sahibi kimse.
BILGEALP: (TR) (bkz. Bilge).
BILGEHAN: (TR) Göktürk hakani (683-734). Babasi Kutlug Ilteris Han’dir.
BILGEKAGAN: (TR) (bkz. Bilge). Bilge Kagan (683-734). Göktürk hakani. Ikinci Göktürk hanedanliginin kurucusu.
BILGEKAN: (TR) Bilgin soydan gelen.
BILGER: (TR) Akilli, bilgili, bilge, bilgin.
BILGIN: (TR) Bilgili kisi,alim.
BILKAN: (TR) Bilgili.
BILMEN: (TR) Bilen, anlayan, bilgili.
BILTAY: (TR) (bkz. Bilmen).
BINALI: (AR) Ali’nin oglu.
BINALP: (TR) Yigitler.
BINKAN: (TR) Soylu kanlar.
BIRANT: (TR) Özel, tek yemin. Özelligi olan yemin.
BIRAT: (TR) Asil, soylu, bir aileye mensup. Ilk erkek çocuga verilen isim.
BIRAY: (TR) Ay gibi tek, essiz.
BIRCAN: (TR) Tek, essiz.
BIRGE: (TR) Kamçi. Birlikte, beraber.
BIRGIT: (TR) Birlesik, birlesmis, birlik almis.
BIRHAN: (TR) Tek yönetici.
BIRKAN: (TR) Soylu.
BIRKE: (AR) Büyük havuz. Gölcük. Gögüs.
BIROL: (TR) Tek ad, bir ol.
BIRTAN: (TR) Bir tane, tek.
BIRUN: (FAR) Disari. Dis harici. Osmanli Devleti’nde saray disinda görevli memurlar.
BISTAMI: (FAR) (bkz. Bistem).
BISTEM: (FAR) Horasan eyaletinde El-Bürz eteklerinde bir sehir. 2. Bistam tarafindan kuruldugu için bu ismi almistir. Elmaslariyla ünlüdür.
BISAR: (FAR) Esir tutsak. Altin, gümüs kakmali islemeler. Saçilan sey, saç. Güçsüz, dermansiz.
BOGAÇ: (TR) Küçük yasta boga öldürdügü için kendisine bu ad verilen, Dede Korkut hikayelerindeki bir kahraman. Dirse Han’in oglu.
BOGAÇHAN: (bkz. Bogaç).
BOGATAS: (TR) Ünlü Türk beylerinden biri.
BOLGAN: (TR) Eski Türk adlarindan.
BOLHAN: (TR) (bkz. Bolgan).
BORA: (ITA) Araziden çikan siddetli rüzgar.
BORAN: (Tür.) Rüzgar, simsek, gökgürültüsü, saganak yagmurun birlikte oldugu iklim olayi.
BORANALP: (bkz. Boran).
BORATAY: (bkz. Boran).
BOYLAN: (TR) Kibirli, magrur.
BOYRAZ: (TR) Kuzey rüzgari.
BOYSAN: (TR) Uzun boylu, yakisikli delikanli.
BOYSEL: (TR) Uzun boylu.
BOZBEY: (TR) Kir beyi, gri.
BOZBORA: (TR) Firtina.
BOZDOGAN: (TR) Bir sahin türü.
BOZER: (TR) Beyaz tenli.
BOZKAYA: (TR) (bkz. Bozer).
BOZKURT: (TR) Göktürk efsanelerinde yer alan kutsal hayvan.
BOZUN: (TR) Büyük Selçuklu emirinin adi. Sürülmemis tarla.
BOZYEL: (TR) Yagmur getiren lodos rüzgari.
BOZYIGIT: (TR) (bkz. Bozer).
BÖKE: (TR) Kahraman, güçlü kimse. Önder, baskan, reis. Kabadayi, cesur efe. Güresçi, pehlivan.
BÖRÇETIN: (TR) Tarihçilere göre Türkleri Ergenekon’dan kurtaran demircinin adi.
BUDAK: (TR) Agacin dal olacak sürgünü. Dal. Dalin gövde içindeki sert bölümü.
BUDUN: (TR) Halk, kavim, ahali.
BUDUNALP: (bkz. Budun).
BUGRA: (FAR) Büyük erkek deve, iki hörgüçlü deve. Turna kusu, sürünün önünde uçan turna.
BUGRAHAN: (FAR-TR) Bkz. Bugra
BUHRI: (AR) Tütsüye ait. Denize ait.
BUKA: (AR) Ülke, yer. Büyük bina. Ben, benek.
BULAK: (TR) Kaynak, pinar, çesme.
BULUT: (TR) Su buharlarinin yogunlasmasiyla meydana gelen ve gökyüzünde farkli yükseklikte bulunan kütle.
BUMIN: (TR) Baykus, Puhu kusu. Göktürk devletinin kurucusu (Öl. 552).
BUMINHAN: (TR) (bkz. Bumin).
BURAK: (AR) Berk sözcügünden (Yildirimdan) türetilmistir.
BURÇ: (AR) Süryanice Burgus kelimesinin Arapçalastirilmis biçimi.Kalenin köselerine yapilan daha yüksek ve daha kalin çikinti kule. Günesin ayrildigi oniki kisimdan herbiri.
BURÇAK: (TR) Baklagillerden, taneleri yemis olarak kullanilan bir bitki.
BURÇHAN: (TR) (bkz. Burç).
BURHAN: (AR) Delil, kanit. Ilahi aydinlik.
BURHANEDDIN / BURHANETTIN: (AR) Dinin delili.
BURKAN: (Tür.) Uygur Türklerinin Budaya verdikleri ad.
BURKHAN: (TR) Put, heykel, Buda heykeli.
BUYAN: (TR) Mutluluk, ugur, talih.
BUYRUK: (TR) Belirli bir davranista bulunmaya zorlayici güç. Emir. Direktif.
BUYRUKALP: (bkz. Buyruk).
BÜLENT: (FAR) Yüce yüksek, ala, ulu.
BÜNYAMIN: (AR) Yakup peygamberin en küçük oglu. Ibranice Sözcük anlami: Sag elin oglu
BÜRGE: (TR) Bir yerde duramayan.
BURKAN: (AR) Yanardag, volkan.
 
CABBAR: (AR) Güç ve kuvvet sahibi kimse
CABGU: (AR) Efendi. Bey. Ileri gelen, saygin kimse.
CABIR: (AR) Cebreden, zorlayan. Galip gelen. Aziz ve kuvvetli olan.
CAFER: (AR) Küçük akarsu. Çay.
CAHID / CAHIT: (AR) Cehdeden, elinden geldigi kadar çalisan.
CAHIZ: (AR) Gözü pek, yürekli, cesur kimse. Patlak gözlü. Daha çok lakap olarak kullanilmistir.
CAIZ: (AR) Geçer. Islenmesi, yapilmasi uygun anlaminda.
CALIB: (AR) Çekici, celbedici, cazib.
CALP: (AR) Güçlü, kuvvetli, gayretli.
CAN: (FAR) Can, ruh. Hayat. Güç, kuvvet, hayatiyet, dirilik. Gönül, yakin dost, çok sevilen arkadas.
CANAL: (TR) Gönül al. Kendini sevdir, sevilen biri ol.
CANALP: (TR) Özünde yigitlik, güçlülük olan kimse. Cana yakin yigit.
CANAY: (TR) Ay gibi temiz, saf, parlak kimse.
CANAYDIN: (TR) Özü temiz, aydinlik ruhlu kimse.
CANBEK: (TR) Özü pek. Güçlü kisilikli kimse.
CANBERK: (TR) Güçlü, saglam kimse.
CANBEY: (TR) Canim gibi sevgili.
CANBULAT: (TR) CAN+POLAT ‘tan Canbulat. Çelik gibi güçlü can.
CANDANER: (TR) Içten, samimi, dost kimse.
CANDAR: (TR) Silah tasiyan, can ve dar isimlerinden mütesekkil birlesik isim.
CANDEGER: (TR) Ugrunda can verilecek kadar güzel, degerli, sevilen.
CANDEMIR: (TR) Özü güçlü, demir gibi saglam kisilikli.
CANDOGAN: (TR) Cana dogan.
CANEL: (TR) Içten uzatilan el, dostluk eli.
CANER: (TR) Delikanli, genç, dinamik. Can ve er kelimelerinden birlesik isim.
CANFEDA: (FAR) Canini veren, özverili kimse.
CANFER: (FAR) Aydin bilgili. Güçlü saygin.
CANGIRAY: (TR) CAN+GIRAY. Giray,Eskiden Kirim hanlarinin ve han ailesinden olan prenslerin kullandigi san
CANGÜN: (TR) Dogdugu gün çok sevinilen kimse.
CANGÜR: (TR) Canli, neseli kimse.
CANIB/ CANIP: (AR) Ön taraf, cihet.
CANKAN: (TR) Soyu temiz, asil kimse.
CANKUT: (TR) Kisinin mutlulugu talihi, sansi, uguru. Mutlu talihli kimse.
CANOL: (TR) Canim ol, can gibi içten ol.
CANSAL: (TR) Can ve sal kelimelerinden birlesik isim.
CANSEN: (TR) Sen cansin, sevilensin.
CANSER: (TR) CAN+ SER.
CANSOY: (TR) Asil, soylu, cana yakin.
CANSUN: (TR) Cansin’dan Cansun. Canini sunan.
CANTEKIN: (TR) Tek can, essiz can.
CANTEZ: (TR) Tez canli, aceleci.
CANTÜRK: (TR) Iyi hasletlere sahip Türk.
CANVER: (TR) Canli, hasere.
CAVID / CAVIT: (FAR) Sonrasiz, sürekli kalacak olan, ebedi.
CAZIM: (AR) Kesin. Kesin kararli.
CEBE: (AR) Zirh. Osmanlida silah ihtiyacini karsilayan aracin adi.
CEBEL: (AR) Dag. Tarima elverissiz arazi.
CEBERUT: (IBR) Ibranice “kudret” anlamina gelmektedir.
CEBIR: (AR) Zorlamak. Düzeltme, onarma. Kirik veya çikik kemigi yerlestirip sarmak.
CEBRAIL: (AR) Peygamberlere vahiy getiren dört büyük melekten biri. Cibril, Ibranice Allahin kulu.
CEHDI: (AR) Ugrasan, çalisan. Çaba ve gayret gösteren.
CEHID / CEHIT: (AR) Çalisma, çabalama, ugrasma.
CELADET: (AR) Gözüpeklik. Yigitlik. Kahramanlik.
CELAL: (AR) Büyüklük, ululuk azamet. Hiddet, öfke.
CELALEDDIN/ CELALETTIN: (AR) Dini savunan. Dinin ululadigi, övdügü.
CELASUN: (TR) Kahraman, cesur, atak, delikanli, yigit. Genç saglikli, gürbüz.
CELAYIR: (TR) Mogol kavminin bir kolu olup birçok kabileyi bünyesinde toplamistir.
CELIL: (AR) Büyük, ulu. (bkz. Celal). Allah için sifat olarak kullanilir. Osmanli devletinde vezir ve müsir rütbelerinde bulunanlar için bu sifat kullanilirdi. Güzel sanatlarda bir yazi stili.
CELILAY: (AR-TR) Ulu, yüce ay.
CELVET: (AR) Yerini yurdunu terk etmek. Tasavvufta, kulun, Allanin sifatlariyla halvetten çikisina ve fena fillahda fani olusuna denilir.
CEM: (AR) Toplama, biraraya getirme, yigma. Hükümdar, sah.
CEMAL: (AR) Yüz güzelligi, zahiri ve batini güzellik. Allah’in rahmetle tecellisi. Allah’in lütuf, ihsan, riza sifatlarinin karsiligi.
CEMALLEDDIN/ CEMALETTIN: (AR) Dinin cemali, parlak yüzü.
CEMALULLAH: (AR) Allah’in lütfü, bagisi.
CEMIL: (AR) Güzel erkek. Iyilikle anma. Eskiden okullarda verilen basan kagidi.
CEMRE: (AR) Ates. Kor halinde ates. Subat ayinda azar azar artan sicaklik.
CEMSID/ CEMSIT: (FAR) Mitolojide Iran’in efsanevi dördüncü sahi.
CENAB/ CENAP: (AR) “Yan”manasina gelir. Seref, onur ve büyüklük terimi olarak kullanilir.
CENAN: (AR) Yürek, gönül kalp
CENGAVER: (FAR) Savasçi, silahsor. Savasi seven, savaskan, dövüsken.
CENGEL: (FAR) Orman.
CENGER: (FAR) (bkz. Cengaver).
CENGIZ: (TR) Cengiz Han. Mogol Imparatorlugu’nun kurucusu, asil adi Timuçin’dir. Mogolcada Çing sifatinin çogulu olarak, güçlü, kuvvetli anlamindadir.
CENK: (FAR) Harp, savas, kavga.
CENKER: (FAR-TR) Iyi savasan, savasçi.
CERIB: (AR) Hububat için kullanilan bir ölçek.
CERIR: (AR) Ip, halat. Yular anlaminda.
CERIT: (AR) Verimsiz çorak yer. Bekar.
CESIM: (AR) Iri, büyük, kocaman, ulu, mühim.
CESIMI: (AR) Iri, büyük.
CESUR: (AR) Er. - Cesaretli, yürekli, yigit, gözüpek, atilgan.
CEVAD / CEVAT: (AR) Cömert, eli açik. Ihsan eden.
CEVAHIR: (AR) Cevherler, elmaslar, kiymetli taslar. Mayalar, özler.
CEVAN: (FAR) Genç, taze, delikanli. (bkz. Civan).
CEVDET: (AR) Iyilik, güzellik. Olgunluk. Büyüklük. Tazelik. Kusursuzluk.
CEVHER: (AR) Öz, maya. Basli basina, kendiliginden olan. Tiynet, cibilliyet, soydan gelen, haslet, tabii istidat. Kiymetli tas. Ebcet hesabinda yalniz noktali harfleri hesaplamaya dayanan tarih düsürme sekli. Kiliç namlusuna yapilan menevisli süs.
CEVVAL: (AR) Kosan, dolasan, hareket eden, canli.
CEVZA: (AR) Günesin Mayis ayinda girdigi ikizler burcu.
CEYHAN: (TR) Güney Anadolu’da Toroslar’dan dogan ve Akdeniz’e dökülen nehir.
CEYHUN: (TR) Orta Asya’da Amu-Derya’ya Arap ve Farslilarin vermis oldugu ad. Tevrat’a göre cennetin 4 nehrinden biri.
CEZLAN: (AR) Mutlu.
CEZMI: (AR) Cezm ile ilgili. Kesin karar ve niyete ait. Kesmek.
CEZRI: (AR) Kökle ilgili, kökten.
CEZZAR: (AR) Deve kasabi. -Daha çok lakab olarak kullanilir.
CIHAD / CIHAT: (AR) Savas. Din ugrunda düsmanla savasma.
CIHAN: (FAR) Dünya, alem, kainat, yeryüzü, yerküresi. Dünyada yasayan insanlarin tümü.
CIHANER: (FAR) Dünyaya bedel kisi, yigit.
CIHANGIR: (FAR) Dünyaya egemen olan, dünyayi zabteden kimse. Fatih. Osmanli sehzadelerinin ortak adidir.
CIHANMERT: (FAR) (bkz. Cihaner).
CIHANNUR: (FAR) Dünyayi aydinlatan, nurlu, isikli.
CIHANSER: (FAR) Cihan’in basi.
CIHANSAH: (FAR) Cihan’in sah’i.
CILASUN: (TR) Babayigit, boylu, boslu, delikanli, gürbüz.
CINAN: (AR) Cennetler, yedi gögün üstündeki Ars ile Kürsi’nin altindaki sekiz cennet.
CINUÇEN: (TR) Üstün, galip, zafer kazanmis.
CIVAN: (Fars.) Genç, delikanli, yakisikli. (bkz. Cevan).
CIVANBAHT: (FAR) Mutlu, sansli (kimse).
CIVANMERT: (FAR) Cömert, eli açik genç, delikanli.
COSAN: (TR) Cosku duyan, heyecanli (kimse).
COSAR: (TR)(bkz. Cosan).
COSKUN: (TR) Cosmus, galeyana gelmis. Duyarli, asin hareketli.
COSKUNER: (TR) Cosan kimse.
COSKUNSU: (TR) Sel, gürültüyle akan su.
CÖMERT: (Tür.) Elinde olani harcayan, eli açik. Baskalarina yardimdan kaçinmayan.
CUDI: (AR) Cömert, eli açik. Iyilik severlikle ilgili. Dicle nehri kiyisinda bir dag. Nuh’un gemisinin tufandan sonra bu dagin üzerinde durdugu söylenir.
CUMA: (AR) Haftanin besinci günü. Müslümanlarin ibadet ve Bayram günü. Cuma günü kilinan ögle namazi. Toplanma.
CUMALI: (TR) Cuma günü dogan.
CUMHUR: (AR) Halk, ahali. Kalabalik, basibos kalabalik. Takim, heyet.
CÜBEYR: (AR) Küçük kahraman, küçük yigit.
CÜNEYD / CÜNEYT: (AR) Küçük asker, askercik.
ÇAGA: (TR) Çocuk.
ÇAGAÇAR: (TR) Çag açacak kimse.
ÇAGAKAN: (TR) Çagi yakalayan, çagdas.
ÇAGAN: (TR) Bayram, senlik.
ÇAGANAK: (TR) Körfez, liman.
ÇAGAR: (TR) Bayram. Kalin ve kuvvetli deve köstegi. Dogan kusu.
ÇAGATAY: (TR) Yavru at, tay. Dogu Türklerine, lehçelerine dayanilarak verilan ad.
ÇAGILI: (TR) Çagla ilgili. Çakil. Çagla.
ÇAGIN: (TR) Yildirim, simsek.
ÇAGKAR: (TR) Canli, dinamik, çaliskan.
ÇAGLAR: (TR) Çaglayan, selale (bkz. Selale).
ÇAGMAN: (TR) Çagin insani.
ÇAGNUR: (TR) Çagin nuru, zamanin nuru.
ÇAGRI: (TR) Çakir gözlü. Mavi hareli göz.
ÇAKA BEY: (TR) Oguzlarin Çavuldur boyundan olan Türk beyi. XI. yy. ilk yarisinda Izmir bölgesinin hakimi oldu.
ÇAKAR: (TR) Parildayan, isik veren.
ÇAKIR: (TR) Mavimsi, mavi renkli, gri benekli gözleri olan kisi.
ÇAKMAN: (TR) Amacina erisen, ulasan kimse. Süt mavisi.
ÇAKMUR: (TR) Yari uykulu bakis. Sert tas. Pinti.
ÇALAPKULU: (TR) Tanri kulu.
ÇALAPÖVER: (TR) Tanri’nin övgüsüne mazhar olmus kisi.
ÇALGAN: (TR) Yatagi taslik olan ve gürültüyle akan su.
ÇALKIN: (TR) Alev.
ÇAPAN: (TR) Tatar, ulak, postaci.
ÇAVAS: (TR) Günes. Günesli yer. Güney.
ÇAVLAN: (TR) Büyük çaglayan.
ÇAVLI: (TR) Ava alistirilmamis dogan.
ÇAYKARA: (TR) Küçük akarsu, yazin kuruyan küçük akarsu.
ÇELEBI: Efendi, nazik ve kibar. Sehir terbiyesi almis okuryazar kimse. Osmanli devletinin ilk devirlerinde sehzadelere verilen unvan.
ÇELEN: (TR) Yakisikli delikanli. Tepelerin kar tutmayan kuytu yeri. Açikgöz, becerikli, kurnaz. Evlerin disinda bulunan saçak.
ÇELIK: (TR) Su verilip sertlestirilen demir. Çok güçlü kuvvetli. Kisa kesilmis dal.
ÇELIKEL: (TR) Çelik gibi güçlü el.
ÇELIKER: (TR) Çelik gibi güçlü kimse.
ÇELIKHAN: (TR) Güçlü hakan, yönetici.
ÇELIKKAN: (TR) Güçlü soydan gelen kimse.
ÇELIKÖZ: (TR) (bkz. Çelik).
ÇELIKSU: (TR) (bkz. Çelik).
ÇELIKYAY: (TR) Güçlü, kuvvetli.
ÇERAG: (FAR) Yag kandili, lamba, mum. Atin saha kalkmasi.
ÇERME: (TR) Çay kiyilarinda sulu ve yesil yer. Kaynak.
ÇESMAN: (FAR) Gözler.
ÇESPAN: (FAR) Layik, uygun, münasip, yakisir.
ÇERI: (TR) Asker, savasçi.
ÇETIN: (TR) Sert, islenmesi, elde edilmesi, çözümü zor, sarp, müskil.
ÇETINALP:(TR) (bkz. Alp).
ÇETINAY: (TR) (bkz. Çetin).
ÇETINEL: (TR) (bkz. Çetin).
ÇETINER: (TR) (bkz. Çetin).
ÇETINÖZ: (TR) (bkz. Çetin).
ÇETINSOY: (TR)(bkz. Çetin).
ÇETINSU: (TR) (bkz. Çetin).
ÇEVAR: (TR) Sabah vakti.
ÇINTIK: (TR) Çabuk davranan, hizli ve hareketli.
ÇEVIKCAN: (bkz. Çevik).
ÇEVRIM: (TR) Sinir. Girdap. Sürekli ve düzenli degisme.
ÇIDAM: (TR) Sabir, tahammül.
ÇINAR: (FAR) Çinar agaci.
ÇIRAG: (FAR) Mesale, isik, kandil (bkz. Çerag).
ÇILE: (FAR) Zevk ve sefadan el çekerek kuytu bir yerde yapilan ibadet. Eziyet, sikinti. Ibrisim, yün vs. demeti.
ÇILTAY: (TR) Üzerinde benekler bulunan tay.
ÇINEL: (TR) Dogru, dürüst, namuslu kimse.
ÇINER: (TR) (bkz. Çinel).
ÇINTAY: (TR) Soylu at.
ÇINUÇIN: (TR) Üstün, galip, zafer kazanmis.
ÇIRAY: (FAR) Yüz çizgileri, yüz güzelligi. Beniz, yüz. Insan resmi.
ÇIRE: (FAR) Maharetli, becerikli. Kahraman, yigit.
ÇOGA: (TR) Çocuk, yavru.
ÇOGAHAN: (TR) (bkz. Çoga).
ÇOGAN: (TR) Kökü ve dallari sabun gibi köpüren bitki, çöven.
ÇOGAS: (TR) Günes.
ÇOGUN: (TR) Çok defa, ekseriya.
ÇOKAY: (TR) Köy zengini, çiftlik sahibi.
ÇOKMAN: (TR) Topuz, gürz.

DADAS: (TR) Erkek kardes. Delikanli, babayigit.
DAFI: (AR) Defeden, gideren. Savan, savusturan, iten.
DAGASAN: (TR) Dag asan.
DAGDELEN: (TR) Dag delen.
DAGHAN: (TR) Eski Türklerde dag tanrisi.
DAGTEKIN: (TR) (bkz. Dagasan).
DAHI: (AR) Üstün zeka sahibi.
DAIM: (AR) Devamli sürekli, her zaman.
DALAN: (TR) Biçim, sekil. Ince, narin, zarif.
DALAYER: (TR) Deniz adami.
DALDAL: (TR) Kahraman, yigit.
DALGA: (TR) Denizin yel esince oynayip kabarmasi. Denizde hareketli su kütlesi.
DALOKAY: (TR) Çok begenilen.
DAMAN: (FAR) Etek. Bir dag silsilesinin eteginde uzanan bölge.
DANIS: (FAR) Bilim, bilgi, ilim.
DANIYAL / DANYAL: (IBR) Bir peygamber. Sözcük: “Tanri benim yargicimdir” anlamina gelir.
DARCAN: (TR) Aceleci, sikintili. Serçe.
DARGA: (TR) Baskan, lider.
DAVUD / DAVUT: (IBR) Kendisine kitap olarak Zebur’un gönderildigi büyük peygamberlerden biri.
DEDE: (TR) Ana ve babanin babasi. Ced, ata. Çok yasli kimse. Mevlevilikte çile doldurmus, dervislik gayesine erismis ve dergahta hücre sahibi olmus kimse. Bektasilerde seyh, baba.
DEGER: (TR) Bir seyin tam karsiligi, kiymet, baha. Layik. Bir seyin sahip oldugu yüksek vasif.
DEHNA: (AR) Kizil. Kumun rengi dolayisiyla Arabistan’da issiz iller adiyla anilan bir çölün adi.
DEHRI: (AR) Dünyanin sonsuzluguna inanip öteki dünyayi inkar eden, ruhun da cesetle birlikte öldügüne inanan. Materyalist.
DELAL: (AR) Insana hos, sevimli görünen hal, naz, isve.
DELFIN: (YUN) Yunus baligi.
DEMIR: (TR) Dayanikli ve kullanis sahasi genis, mavimsi esmer renkli bir maden. DEMIRAG: (TR) Demirden ag.
DEMIRALP: (TR) Demir gibi saglam ve yigit.
DEMIRAY: (TR) Demir gibi.
DEMIRCAN: (bkz. Demirag).
DEMIRDELEN: (bkz. Demirag).
DEMIREL: (TR) Demir gibi güçlü eli olan.
DEMIRER: (TR) Demir gibi güçlü kimse.
DEMIRHAN: (TR) Güçlü hükümdar.
DEMIRKAN: (TR) Güçlü soydan gelen.
DEMIRMAN: (TR) Demir gibi güçlü saglam kimse.
DEMIRÖZ: (TR) Özü demir gibi güçlü olan.
DEMIRSAH: (bkz. Demirhan).
DEMIRTEKIN: (bkz. Demirhan).
DEMIRTUG: (bkz. Demirtekin).
DEMREN: (TR) Okun ucuna geçirilen demir ya da kemik parçasi.
DENGIZ: (TR) (bkz. Deniz).
DENGIZER: (TR) Denizci.
DENIZ: (TR) Büyük su kütlesi. Büyük su kütlesindeki dalgalanma.
DENIZALP: (TR) Yigit denizci.
DENIZCAN: (TR) (bkz. Denizalp).
DENIZER: (TR) Deniz adami, denizci.
DENIZHAN: (TR) Denizlerin hakimi, yöneticisi. Eski Türklerde Deniz tanrisi.
DERBEND: (AR) Kapilar kapisi.
DEREM: (FAR) Para, akçe.
DERIM: (TR) Çadir.
DERMAN: (FAR) Ilaç. Çare. Takat, kuvvet, güç.
DERSU: (TR) Hepsi, kamilen, bastan basa hep.
DERVIS: (FAR) Alçakgönüllülügü ve yoksullugu kabul eden veya bir tarikata bagli bulunan kimse. Fakir ve muhtaç kimse. Daha çok lakap olarak kullanilir.
DERYA: (FAR) Deniz, büyük nehir.
DERYAB: (FAR) Akilli, anlayisli.
DERYACE: (FAR) Küçük deniz. Göl.
DEVAN: (FAR) Kosan, segirten, hizli yürüyen. Kosmak. Süratle, hizla gitmek.
DEVLEDDIN / DEVLETTIN: (AR) Dinin mutlulugu, uguru, büyüklügü.
DEVLET: (AR) Bir hükümet dairesinde teskilatlandirilmis olan siyasi topluluk.
DEVRAN: (AR) Dünya, felek. Zaman. Talih, yazgi.
DEVRIM: (TR) Hareket halinde bir seyin bir egri çizerek dönmesi, devretmesi. Köklü degisiklik, inkilap. Eski oldugu fark edileni yikip yerine yeni oldugu farz edileni koymak. Ihtilal.
DICLE: (TR) Yakindogu’nun Türkiye’den dogan ve Mezopotamya’dan Basra Körfezine dökülen nehirlerden biri.
DICLEHAN: (TR) Dicle’nin hükümdari.
DIKÇAM: (TR) Çam gibi uzun. Metanetli.
DIKMEN: (TR) Koni biçiminde sivri tepe. Daglarin en yüksek yeri. Yayla.
DILAN: (FAR) Gönüller, yürekler.
DILAVER: (FAR) Yigit, yürekli.
DILAZAD: (FAR) Gönlü bir seyle ilgili olmayan, gönlü rahat. Özgür.
DILERCAN: (FAR) Dilekte, istekte bulunan.
DILGE: (TR) Güzel konusan kimse.
DILHAN: (FAR) Gönülden söyleyen, içten konusan.
DILHUN: (FAR) Içi kan aglayan.
DILSAFA: (FAR) Gönlü sen, rahat, dertsiz.
DILSAZ: (FAR) Gönül yapan.
DILSUZ: (FAR) Gönül yakan, yürek yakici.
DILSAD: (FAR) Gönlü hos, sevilmis.
DILSAH: (FAR) Gönül hükümdari, sahi.
DINÇ: (TR) Gücü kuvveti yerinde ve saglikli.
DINÇAY: (TR) Kuvvetli ay.
DINÇER: (TR) Kuvvetli kimse, genç, erkek, yigit.
DINDAR: (FAR-AR) Allah’a inanmis, baglanmis olan kimse.
DIRAYET: (AR) Zeka, bilgi, kavrayis.
DIREM: (FAR) Akça, para. Gümüs para.
DIRENÇ: (TR) Karsi koyan kuvvet, mukavemet.
DIRICAN: (TR) Güçlü, canli kimse.
DIRIG: (FAR) Esirgeme, acima.
DIRSEHAN: (TR) Dede Korkut hikayelerinde, çocugu olmadigi için hor görülen sonra da Bogaç Han adinda yigit bir ogula sahip olan kahramanin adi.
DIZDAR: (FAR) Kale muhafizi.
DOGA: (TR) Tabiat.
DOGAN: (TR) Kartalgillerden, alistirilarak kus avinda kullanilan, yirtici bir kus.
DOGANALP: (bkz. Dogan).
DOGANAY: (TR) Ayin ilk günleri.
DOGANBEY: (TR) Dogan gibi atik ve cesur bey.
DOGANBIKE: (bkz. Dogan).
DOGANER: (TR) Güçlü, kuvvetli, yigit.
DOGANGÜN: (TR) Sabahin ilk isiklan.
DOGANHAN: (bkz. Doganbey).
DOGANTEN: (TR) Safak vakti.
DOGAY: (TR) Ayin dogmasi.
DOGU: (TR) Dogma bölgesi. Günesin dogdugu yön, sark.
DOGUHAN: (TR) Dogu ülkesinin hükümdari, hakimi.
DOGUKAN: (TR) (bkz.. Doguhan).
DOLUNAY: (TR) Tam yuvarlak halde görünen ay, bedir.
DORUK: (TR) Tepe, agaç tepesindeki körpe filiz.
DUHA: (AR) Kusluk vakti.
DUMRUL: (TR) Dede Korkut hikayelerinde geçen bir kahramanin adi.
DURALI: (bkz. Dursunali).
DURAK: (TR) Yolu tasiyan araçlarin düzenli olarak durduklari yer. Durma, dinlenme. Cümle sonuna konulan nokta.
DURAN: (TR) Hareketsiz halde bulunan, sabit.
DURCAN: (TR) Canli kal, ömrün uzun olsun.
DURDU: (TR) Uzun ömürlü olmasi, yasamasi istenen çocuklara verilen ad.
DURHAL: (TR) Hal üzere kal, oldugun gibi kal
DURKAYA: (TR) Çocuklari devamli ölen ailelerin yeni dogan çocuklarina verdikleri isim.
DURMUS: (TR) (bkz. Dursun).
DURNA: (TR) Bir cins kus. Turna.
DURSUN: (TR) Çocuklari devamli ölen ailelerin yeni dogan çocuklarina verdikleri ad. DURSUNALI: (TR-AR) Kiz çocugu olmayan ailelerin en son dogan erkek çocuklarina verdikleri isim.
DURUALP: (TR) Özü temiz yigit.
DURUCAN: (TR) (bkz. Durualp).
DURUKAN: (bkz. Durualp).
DURUL: (TR) Berrak, saf duruma gel. Dibe çöken sey, tortu.
DURUSAN: (TR) Temiz olarak taninmis kimse.
DURUSOY: (bkz. Durusan).
DÜDEN: (TR) Yer altinda akan sularin kireçli tabakalari eriterek meydana getirdikleri tabii kuyu. Bataklik, girdap.
DÜNDAR: (FAR) Eski Fars hükümdari. Arkayi gözeten, koruyan asker.
DÜRÜST: (FAR) Dogru, düzgün, saglam. Bütün, tam.
DÜZEY: (TR) Seviye karsiligi olarak uydurulmus olmayan.
DÜZGÜN: (TR) Girintisi, çikintisi, pürüzü olmayan. Düzeltilmis, tesviye edilmis. Iyi düzen verilmis. Intizamli, nizamli. Yolunda, rayinda.

EBECEN: (TR) Akilli çocuk.
EBED: (AR) Sonu olmayan gelecek.
EBER: (AR) Hayirli, serefli, faziletli.
EBHER: (AR) En parlak.
EBRA: (AR) Ürkme, kaçma. Birden bire ölme.
EBRAR: (AR) Hayir sahipleri. Iyiler, dindarlar, özü sözü dogru olanlar.
EBRU: (FAR) Kas. Bulut renginde, buluta benzer, bulut gibi dalgali, bulutlu. Kagit üzerine kendine has usulle yapilan, mermer, damarlari gibi dalgali sekilli süsleme.
EBU: (AR) Baba, ata. (bkz. Ebi, peder).
EBUBEKIR: (AR) Deve yavrusunun babasi.
EBUZER: (AR) Altin sahibi, servet ve zenginlik sahibi.
EBYAR: (AR) Pek ak, pek beyaz.
ECEMIS: (TR) Çok bilmis.
ECER: (TR) Yeni, güzel, iyi.
ECIR: (AR) Bir is ya da emek karsiligi verilen sey. Sevap. Aziz sevgili.
ECMEL: (AR) En güzel, en yakisikli.
ECVED / ECVET: (AR) En iyi olan. Eli açik cömert.
EDEBALI: (TR) (Öl: 1325). Osman Gazi’nin kayinpederi ve hocasi. Osmanli imparatorlugunun kurulusunda önemli bir rolü oldu.
EDGÜ: (TR) Iyi.
EDGÜALP: (TR) Iyi yigit.
EDGÜER: (TR) (bkz. Edgü).
EDGÜKAN: (TR) (bkz. Edgü).
EDHEM / ETHEM: (AR) Karayagiz at.
EDIB / EDIP: (AR) Edepli, terbiyeli, zarif, nazik. Edebiyatla ugrasan kimse.
EDIM: (AR) Fiil, amel.
EDIZ: (TR.) Yüksek, yüksek yer. Ulu, yüce, degerli.
EFDAL: (AR) Çok faziletli, yüksek derecede.
EFE: (TR) Agabey, büyük kardes. Yigit, cesur. Kabadayi.
EFECAN / AFACAN Hareketli, ele avuca sigmaz, akilli
EFEKAN: (TR) Efe soyundan gelen.
EFGAN: (FAR) Figan, aglayip inleme, feryat.
EFGEN: (FAR) Düsüren, yikan, yere atan. Alici, yakici, düsürücü. (bkz. Figen).
EFIL: (TR) Rüzgar, dalgalanma.
EFKAR: (AR) Düsünceler. Iç sikintisi, kaygi.
EFKEN: (FAR) Düskün.
EFLAK: (AR) Semalar, felekler, yükler, küreler, zamanlar. Bahtlar, talihler, kaderler.
EFLAKI: (AR) Gökte oturan melek.
EFLATUN: (YUN) Açik mor. Aristo’nun hocasi, Sokrat’in talebesi, ünlü Yunan filozofu.
EFRAHIM: (IBR) Hz. Yusuf un ikinci oglu. Orta Filistin’de yerlesen Israil kabilesine adini verdigi söylenir.
EFRAS: (AR) Atlar, beygirler, kisraklar.
EFRASIYAP: (FAR) Turan Türkleri büyük kahraman kaganinin Farsça adi. Alp er Tonga asil adidir. Büyük Iskender’den evvel yasamistir.
EFSER: (FAR) Taç. Subay.
EFZA: (FAR) Artmak, çogalmak.
EGE: (TR) Bir çocugu koruyan, islerine bakan ve her halinden sorumlu olan. Yasça büyük, ulu. Sahip. Türkiye’nin Batisinda bulunan denizin adi.
EGEMEN: (TR) Buyruk ve hüküm sahibi, buyrugunu yürüten, bagimli olmayan.
EGESEL: (TR) (bkz. Ege).
EGILMEZ: (TR) Baskalarinin baskisini ve üstünlügünü kabul etmeyen, bas egmeyen.
EGIN: (TR) Sirt, arka.
EHAD: (AR) Bir, tek. Ilk sayi.
EHIL: (AR) Sahip, malik. Becerikli, yetenekli. Kari-kocadan her biri.
EHLIMEN: (AR) inançli inanan kimse.
EJDER: Bir masal yaratigi
EKABIR: (AR) Rütbece, görgü ve faziletçe büyük olanlar.
EKBER: (AR) Daha büyük, çok büyük, en büyük, pek büyük, azam.
EKE: (TR) Bilgili, deneyli, olgun. Kurnaz, açikgöz. Bilmis çocuk. Dahi.
EKEMEN: (TR) (bkz. Eke).
EKER: (TR) Toprakla ugrasan.
EKIN: (TR) Ekilmis tahilin filiz vermis biçimi, tarlada bitmis tahil. Bugday. Kültür.
EKINER: (TR) (bkz. Ekin).
EKMEL: (AR) Daha, pek kamil, mükemmel ve kusursuz olan. En uygun, en eksiksiz.
EKREM: (AR) . Daha, en kerim. Çok seref sahibi, pek cömert, çok eli açik.
EKVAN: (AR) Varliklar, alemler, dünyalar. (bkz. Evren).
ELBURZ: (FAR) Kafkaslarda en yüksek dag. Uzun boylu yakisikli kimse.
ELÇI: (TR) Baska bir devlet nezdinde devletini temsil eden kisi. Sefir. Allah’in gönderdigi rasul ve nebiler.
ELDEM: (TR) Sevimli, cana yakin
ELDEMIR: (TR) Demir gibi güçlü el.
ELFAZ: (AR) Sözler, sözcükler.
ELHAN: (AR) Nagmeler, ezgiler.
EMEÇ: (TR) Hedef. Yamaç. Henüz memeden kesilmemis buzagi.
EMEK: (TR) Uzun, yorucu ve özenli çalisma. Bir isin yapilmasi için harcanan beden ve kafa gücü.
EMIN: (AR) Korkusuz kimse. Emniyette olan. Inanan, güvenen. Inanilir, güvenilir. Süpheye düsmeyen, kati olarak bilen. Emanet olarak idare edilen dairelerin basi.
EMIR: (AR) Bir kavmin, bir sehrin basi. Büyük bir hanedana mensup kimse.
EMIRHAN: (AR-TR) “Emir” kelimesine “han” eki getirilerek iki isimden meydana gelmistir.
EMRAH: (TR) Saz çalip, oynayan. Erzurum’da dogmus ünlü bir halk ozani.
EMRAN: (AR) Kürkler, hayvan derileri.
EMRE: (TR) Asik. Tiryaki. Vurgun.
EMREDDIN /EMRETTIN: (AR) Dinin emrettigi.
EMRI: (AR) Emirle ilgili.
EMRULLAH: (AR) Allah’in emri.
EMSAL: (AR) Kissalar, hikayeler, destanlar. Numuneler, örnekler. Es benzer. Yatis denk.
ENAM: (AR) Bütün mahlukat, yaratilmis her sey. Halk, insanlar.
ENBIYA: (AR) Peygamberler.
ENDER: (AR) Çok az, çok seyrek, çok az bulunur, pek nadir.
ENER: (TR) En yigit, en kahraman kisi.
ENERGIN: (TR) En olgun, çok olgun.
ENES: (AR) Insan.
ENFA: (AR) Çok yararli, daha çok faydali, (bkz. Nafi).
ENFAL: (AR) Ganimet.
ENGIN: (TR) Ucu, bucagi görünmeyecek kadar çok genis. Denizin kiyidan çok uzaklarda bulunan genis bölümü, açik deniz. Deger ve fiyati düsük olan. Yüksekte olmayan, alçak yer.
ENGINALP: (TR) Degerli yigit.
ENGIAY: (TR) (bkz. Engin).
ENGINER: (TR) Iyi, güzel, degerli insan.
ENGINIZ: (TR) Iz birakacak kadar degerli insan.
ENGINSOY: (TR) Genis soydan gelen.
ENGINSU: (TR) Açik deniz.
ENGINTALAY: (TR) Büyük deniz, okyanus.
ENGÜR: (TR) Çok gür. Bereketli.
ENHAR: (AR) Irmaklar, çaylar. Cennetlerin altlarindan akan irmaklar.
ENIS: (AR) Dost arkadas. Yar, sevgili.
ENSAR: (AR) Yardimcilar, muavinler, müdafiler, koruyucular. Mekkeli muhacirlere yardim eden, Medineli müslümanlara verilen ad.
ENVAR: (AR) Ziyalar, aydinliklar, isiklar, parlakliklar.
ENVER: (AR) Daha nurlu, en nurlu, çok parlak.
ERACAR: (TR) Becerikli erkek.
ERAKALIN: (TR) Alni ak, dürüst erkek.
ERAKINCI: (TR) Yigit akinci.
ERAKSAN: (TR) Temiz adli yigit.
ERALKAN: (TR) Al kanli yigit.
ERALP: (TR) Yigit erkek.
ERALTAY: (TR) (bkz. Eralp).
ERANDAÇ: (TR) (bkz. Eraltay).
ERANIL: (TR) Yigitliginle anil, tanin.
ERASLAN: (TR) Aslan gibi, güçlü kuvvetli erkek.
ERAY: (TR) Erken ay, ilk ay, ayin ilk günlerinde dogan.
ERBASAT: (TR) (bkz. Eralp).
ERBATUR: (TR) Cesur, yigit.
ERBAY: (TR) Soylu, ünlü aileye mensup erkek.
ERBELGIN: (TR) Açik yürekli erkek.
ERBEN: (TR) (bkz. Eralp).
ERBERK: (TR) Simsek gibi yigit.
ERBOGA: (TR) Boga gibi güçlü erkek.
ERBOY: (TR) Yigit soydan gelen.
ERCAN: (TR) Canli, diri, sihhatli erkek.
ERCIHAN: (TR-FAR) Cihanin tanidigi erkek.
ERCIVAN: (TR-FAR) Genç erkek.
ERCÜMENT: (FAR) Muhterem, serefli, itibarli, haysiyetli, seçkin, saygin, degerli.
ERCÜVAN: (FAR-AR) Erguvan çiçegi. Kizil sey. Kirmizi kadife.
ERÇELIK: (TR) Çelik gibi güçlü erkek.
ERÇETIN: (TR) Sert, güçlü erkek.
ERÇEVIK: (TR) Çevik, hizli erkek.
ERÇIN: (FAR) Merdiven, basamak.
ERDAL: (TR) Tek erkek, dal gibi uzun erkek.
ERDEM: (TR) Fazilet. Maharet, hüner. Liyakat. Usta gemici. Insanin ruhsal yetkinligi.
ERDEMALP: (TR) Erdemli yigit.
ERDEMER: (TR) Erdemli kimse.
ERDEMIR: (TR) Demir gibi güçlü erkek.
ERDEMLI: (TR) Erdemli, faziletli.
ERDENIZ: (TR) (bkz. Deniz).
ERDESIR: (TR) Cesur, kahraman, aslan yürekli.
ERDI: (TR) Amacina ulasan, erisen. Olgunlasmis erkek. 3 Ermis veli.
ERDIM: (TR) (bkz. Erdem).
ERDIN: (TR) (bkz. Erdi).
ERDINÇ: (TR) Duru, güçlü kuvvetli erkek.
ERDOGAN: (TR) Yigit dogan.
ERDÖNMEZ: (TR) Sözünden dönmeyen, dogru sözlü.
ERDURAN: (TR) (bkz. Erdönmez).
ERDURMUS: (TR) (bkz. Erduran).
ERDURSUN: (TR) (bkz. Erdurmus).
EREK: (TR) Gerçeklestirilmek için tasarlanan ve erismek istenilen sey, amaç, gaye, hedef.
EREKEN: (TR) (bkz. Erek).
EREL: (TR) Erkek eli, güçlü el.
EREM:(TR) Ulasmak, kavusmak için çaba gösteren
EREN: (TR) Yetisen, ulasan, vasil olan. Iyi yetismis kisi. Cesur, yigit adam. Ermis. Koca, zevc. Kisi, sahis.
ERENALP: (TR) (bkz. Eren).
ERENAY: (TR) (bkz Eren).
ERENCAN: (TR) (bkz. Eren).
ERENDIZ: (TR) Gezegenlerin en büyügü ve günese yakinlik bakimindan besincisi Jüpiter.
ERENGÜÇ: (TR) (bkz. Eren).
ERENÖZ: (TR) (bkz. Eren).
ERENSOY: (TR) (bkz. Eren).
ERENSU: (TR) (bkz. Eren).
ERENTÜRK: (TR) Eren-türk.
ERER: (TR) Ulasir, kavusur.
ERETNA: (TR) XIV. yy. Orta Anadolu’da Sivas ve Kayseri’de beylik kuran bir zat. Uygur Türkleri’nden olup Küçük Asya’da Anadolu Selçuklularina ait yerleri idarelerine almis olan Ilhanlilarin emirlerindendir.
EREZ: (AR) Acibadem agaci.
ERGALIP: (TR-AR) Üstün, yenen kimse.
ERGAZI: (TR-AR) (bkz. Ergalip).
ERGENÇ: (TR) Genç erkek.
ERGENER: (TR) (bkz. Ergenç).
ERGI: (TR) Iyi, güzel bir seye erisme.
ERGIN: (TR) Olmus, yetismis, kemale ermis. Haklarini kendi kullanmak için yasanin gösterdigi yasa gelmis olan kimse ( bkz. Resid).
ERGINAY: (TR) (bkz. Ergin).
ERGINCAN: (TR) Olgun ruhlu kimse.
ERGINER: (TR) Olgun erkek.
ERGINSOY: (TR) Olgun kisilerin soyundan gelen.
ERGINTUG: (TR) (bkz. Ergin).
ERGINALP: (TR) (bkz. Ergin).
ERGÖK: (TR) (bkz. Ergin).
ERGÖKMEN: (TR) Mavi gözlü, sansin kimse.
ERGÖNÜL: (TR) Gönül eri, iyi insan.
ERGUN: (FAR) Sert basli, oynak ve hizli giden at.
ERGUNALP: (FAR-TR) Hizli, çevik, yigit.
ERGUNER: (FAR-TR) Hizli, çevik erkek.
ERGUVAN: (FAR) Kirmizi renkli bir çiçek.
ERGÜÇ: (TR) Erkek gücü.
ERGÜDEN: (TR) Yigitlik eden erkek. Yönetme kabiliyeti olan, lider.
ERGÜDER: (TR) (bkz. Ergüden).
ERGÜL: (TR) Nadide gül, tek gül.
ERGÜLEÇ: (TR) Güleryüzlü erkek.
ERGÜMEN: (TR) Amacina, istegine kavusan.
ERGÜN: (TR) Yumusak uysal kimse. Sulu kar, sulu saf kar.
ERGÜNAY: (TR) (bkz. Ergün).
ERGÜNER: (TR) Yumusak huylu, uysal erkek.
ERGÜVEN: (TR) Kendine güvenen.
ERGÜVENÇ: (TR) Güven duyulan kimse.
ERHAN: (TR) Iyi, adaletli hükümdar.
ERHUN: (TR) Hunlu yigit.
ERIB: (AR) Akilli, zeki kimse.
ERIKER: (TR) Becerikli, yürekli adam.
ERIM: (TR) Bir seyin erebilecegi uzaklik. Vakif olmak, yetmek.
ERIMEL: (TR) (bkz. Erim).
ERIMSAH: (TR) (bkz. Erim).
ERINÇ: (TR) Rahat, huzur.
ERINÇER: (TR) Huzur veren kimse.
ERIPEK: (TR) Yumusak, uysal erkek.
ERIS: (FAR) Zeki, uyanik, azili.
ERKAL: (TR) Erkek kal, adam olarak kal.
ERKAN: (AR) Bir toplulugun ileri gelenleri, büyükler, üstler. General ya da amiral asamasindaki askerler. Yol, yöntem, adet, usûl. Temel esaslar. Rükünler, direkler.
ERKAM: (AR) Rakamlar, sayilar, yazilar.
ERKE: (TR) Is basarma gücü. Nazli serbest büyütülmüs çocuk.
ERKEL: (TR) Güçlü, kudretli el.
ERKILIÇ: (TR) Kiliç gibi keskin güçlü yigit.
ERKINAY: (TR) Çalisan erkek.
ERKIN: (TR) Serbest, hür.
ERKINER: (TR) Bagimsiz, özgür insan.
ERKMAN: (TR) Güçlü, etkili, sözü geçen kimse.
ERKOÇ: (TR) Güçlü, iriyan erkek.
ERKOÇAK: (TR) Cömert, eli açik. Yigit, kahraman. Becerikli.
ERKSAN: (TR) Güçlü, etkili san, taninmis ad.
ERKSOY: (TR) Güçlü soydan gelen.
ERKSUN: (TR) Gücünü, kudretini göster.
ERKUL: (TR) Erkek kul, güçlü kuvvetli adam, kul.
ERKUT: (TR) Güçlü, dayanikli erkek. Mübarek insan, kutlu insan.
ERKUTAY: (TR) Ugurlu ayda dogan erkek.
ERMAN: (FAR) Arzu, istek. Yerinme, pisman olma.
ERMIN: (FAR) Keykubat’m dördüncü oglu.
ERMIS: (TR) Allah’a yönelmis ve bu yolda merhale katetmis kimse. Veli, aziz.
ERMIYE: (AR) Dolu yagdiran kasirga.
ERNOYAN: (TR) Yigit baskomutan.
EROGUZ: (TR) Yigit kimse.
EROKAY: (TR) Seçkin, begenilen erkek.
EROL: (TR) Erkek ol. “Er” ve “ol” kelimelerinden birlesik isim.
ERONAT: (TR) Dürüst, güvenilir, iyi erkek.
EROZAN: (TR) Erkek ozan, sair.
ERÖZ: (TR) Özü erkek, yigit olan.
ERSAL: (TR) Yigitliginle tanin.
ERSALMIS: (TR) (bkz. Ersal).
ERSAN: (TR) Adiyla, saniyla ünlenmis erkek. Güzel, güçlü san birakmak.
ERSAVAS: (TR) (bkz. Ersal).
ERSAYIN: (TR) Saygi deger kimse.
ERSEÇ: (TR) Seçkin ol.
ERSEN: (FAR) Meclis, kurultay, kongre.
ERSERIM: (TR) (bkz. Serim).
ERSEVEN: (TR) Seven erkek.
ERSEVER: (TR) (bkz. Erseven).
ERSEVIM: (TR) Sevimli, sempatik erkek.
ERSEZEN: (TR) (bkz. Ersezer).
ERSEZER: (TR) Kavrayisi güçlü erkek.
ERSÖZ: (TR) Yigit sözlü.
ERSU: (TR) (bkz. Ersöz).
ERSUNAL: (TR) (bkz. Ersu).
ERSAD: (TR-FAR) Sevinçli, mutlu erkek.
ERSAHAN: (TR) Sahin gibi güçlü yigit.
ERSAHIN: (TR) Erkek sahin, kus.
ERSAN: (TR) Yigitligiyle taninmis, ünlenmis erkek.
ERSED: (AR) Resid, ergin olan, dogru yola daha yakin, hareket hatti daha iyi olan.
ERSEN: (TR) Mutlu, neseli erkek.
ERTAN: (AR) Erken gün dogma zamani..
ERTAS: (TR) Tas gibi erkek. Er ve tas kelimelerinden birlesik isim.
ERTAY: (TR) Uzun boylu, yakisikli erkek.
ERTE: (TR) Gelecek safak, safak sökme zamani. Yarin. Herhangi bir iste ilk basari.
ERTEK: (TR) Tek, essiz yigit.
ERTEKIN: (TR) Soylu erkek. Er ve tekin kelimelerinden birlesik isim.
ERTEN: (TR) Sabah günesin dogdugu zaman. Gün.
ERTINGÜ: (TR) Olaganüstü görülmemis.
ERTOK: (TR) Gözü, gönlü tok yigit.
ERTÖRE: (TR) Töreleri olan yigit.
ERTUG: (TR) Sorguç tutan erkek.
ERTUGRUL: (TR) Dürüst, dogru, yigit.
ERTUNA: (TR) (bkz.Tuna).
ERTUNÇ: (TR) Tunç renkli erkek. Tunç madeni gibi güçlü kuvvetli erkek.
ERTUNGA: (TR) Yigit hakan. Uygur yazitlarinda geçen Türk adi.
ERTÜZE: (TR) (bkz. Tüze).
ERÜSTÜN: (TR) Üstün erkek.
ERVA: (AR) Çok güzel genç. Son derece cesur ve yigit adam.
ERYALÇIN: (TR) Sert, güçlü, boyun egmez yigit.
ERYAMAN: (TR) Güçlü, becerikli.
ERYAVUZ: (TR) Yürekli, korkusuz.
ERYETIS: (TR) Erken gel.
ERYILDIZ: (TR) Yildiz gibi parlak yigit.
ERYILMAZ: (TR) (bkz. Yilmaz).
ERZADE: (TR-FAR) Yigit oglu.
ERZAN: (FAR) Ucuz, bol. Uygun, münasip, layik.
ESAD / ESAT: (AR) Oldukça mutlu, daha saadetli. Çok hayirli.
ESED: (AR) Arslan. Gazanfer. Haydar. Cesur ve kahraman kisi anlamindadir.
ESEN: (TR) Sag, salim, saglikli.
ESENBOGA: (TR) (bkz. Esen).
ESENDAG: (TR) Dag gibi güven verici ve saglam yapti.
ESENER: (TR) Saglikli, rahat kimse.
ESENTÜRK: (TR) Güçlü, kuvvetli, saglikli Türk.
ESER: (Ar.) Nisan, alamet, iz. Etki, tesir. Yok olmus bir nesneden kalma parça. Bir kisinin ortaya koydugu ürün.
ESLEK: (TR) Çaliskan, gayretli. Yumusak basli, uysal. Atik, çevik.
ESLEM: (AR) En güvenli, en emin, en dogru yol.
ESAY: (TR) Ay kadar güzel.
ESCA: (AR) En cesur, en yigit kisi.
ESFAK: (AR) Daha sefkatli, çok merhametli.
ESIR: (AR) Çok sevinçli.
ESRAF: (AR) Serefli, saygin kimseler. Bir yerin zenginleri, sözü geçenler.
ESREF: (AR) Serefli, çok onurlu, çok aziz, pek muhterem.
ETEM: (AR) Daha tam daha noksansiz, mükemmel.
ETHEM: (AR) Karayagiz at.
EVCAN: (TR) Evdeki insan evcimen.
EVCIMEN: (TR) Evine, ailesine bagli. Ev islerinde becerikli.
EVFA: (AR) Daha vefali, cana yakin, sözünde duran.
EVIRGEN: (TR) Isini bilen, tedbirli kimse.
EVLIYA: (AR) Veliler. Allah’in dostlari.
EVREN: (TR) Büyük yilan, ejderha. Felek, zaman. Kainat, dünya.
EVSAN: (AR) Pullar, harçlar
EVVAH: (AR) Çok ah eden. Çok dua eden. Merhametli.
EVVEL: (AR) Ilk baslangiç, ilkin.
EYGÜL: (TR) Iyi.
EYMEN: (AR) Daha ugurlu, çok talihli, hayirli, kutlu. Sag taraftaki.
EYÜB / EYÜP: (AR) Sabirli. Dönen, pisman olan, günahlarina tövbe eden.
EZEL: (AR) Baslangici olmayan
EZELHAN: (AR-TR) (bkz. Ezel).
EZGÜ: (TR) Makam, hava.
EZHAN: (AR) Insanda akil, fikir, zeka, hafiza anlayis, kavrayis, kudretleri.
EZHERAN: (AR) Ay ve günes.
EZNEV: (FAR) Yeni bastan, yeniden.
EZRAK: (AR) Mavi gözlü. Gök rengi saf ve temiz su.

FADALE: (AR) Faziletli.
FADIL: (AR) Faziletli, fazilet sahibi.
FADL: (AR) Iyilik. Fazilet. Erdemlilik.
FAHIM: (AR) Akilli, anlayisli, kavrayisli. Ulu, büyük, sayan.
FAHIR: (AR) Övünülecek, iftihar edilecek. Serefli, kiymetli. Parlak, güzel, mükemmel.
FAHREDDIN / FAHRETTIN: (AR) Dinin övdügü, diniyle övünen. Dinin seçkini.
FAHRI: (AR) Bir karsilik beklemeden yalnizca seref ve iftihar vesilesi olarak kabul edilen is. (Is, sifat, unvan). Fahri üye; maassiz, ücretsiz veya kurum için gurur kaynagi olan kisi.
FAIK: (AR) Üstün, seçkin, yüksek, ileri. Mümtaz, manevi olarak üstün olan.
FAKI: (TR) Fakih’ten bozma kelime. Anadolu’da okuryazar ve bilgili imam, hoca gibi kimselere eskiden verilen unvan.
FAKIH: (AR) Bir sey bilen yahut anlayan kimse. Fikih ilminde üstad. Islam hukuk bilgini.
FALIH: (AR) Felaha eren, basari kazanan, muradina eren. Topragi süren, eken.
FARIS: (AR) Atli (süvari). Binici, ata binmekte maharetli. Ferasetli, anlayisli.
FARUK: (AR) Hakliyi haksizi ayirmakta güçlü olan. Dogruyu yanlistan ayiran.
FATIH: (AR) Fetheden, açan. Bir ülkeyi, sehri veya kaleyi zapteden kimse.
FATIN: (AR) Zeki, anlayisli. Zihni açik, kavrayisli. Uyanik.
FAYIH: (AR) Kendiliginden dagilan güzel koku.
FAYSAL: (AR) Keskin hüküm, karar. Halletme, neticelendirme. Keskin kiliç. Hakim.
FAZIL: (AR) Faziletli, fazilet sahibi. Erdemli, faik, üstün.
FAZLI: (AR) Deger, üstünlük, iyilik, fazilet, lütuf. Fazla, ziyade, artik, baki. Iki sayinin birbirinden olan farklari. Ilim ve irfan sahibi.
FAZLULLAH: (AR) Allah’in fazli, erdemi, lütfü.
FECRI: (AR) Sabaha karsi günes dogmadan önce ufkun gündogusu tarafindan görülen aydinligi, tanyerinin agarmasi.
FEDAI: (Ar.) Canini esirgemeyen, önemli bir amaç ugrunda canini vermeye hazir bulunan.
FEDAKÂR: (FAR) Kendini veya sahsi menfaatlerini esirgemeyen.
FEHIM: (AR) Zeki, anlayisli, pek çok anlayan.
FEHMI: (AR) Fehme mensup, fehim ile ilgili (bkz. Fehim).
FELAH: (AR) Kurtulus, selamet, mutluluk, bahtiyarlik.
FELAK: (AR) Gün agarmasi.
FELIN: (AR) Mantar.
FENER: (YUN) Içinde isik kaynagi bulunan seffaf mahfaza.
FERAG: (FAR) Serin rüzgar.
FERAHET: (FAR) San ve seref.
FERAMUS: (Fars.) Unutma, hatirdan çikma.
FERDI: (AR) Fertle ilgili, ferde has, tek basina yapilan.
FEREC: (AR) Gam, tasa ve sikintidan kurtulma. Zafer.
FERHAD: (FAR) Anadolu Anonimi’nde Ferhad ve Sirin adiyla meshur olan eski bir hikayenin erkek kahramani olup Sirin’in asikidir.
FERHAN: (AR) Sevinçli, mesut. Sen, memnun.
FERHAT: (AR) Sevinç, nese. (bkz. Ferhad).
FERID / FERIT: (AR) Tek, essiz, esi olmayan, kiyas kabul etmez, ölçüsüz, üstün.
FERIDUN: (FAR) Sekizinci gök.
FERIT: (FAR) Avci kus. Donmus, katilasmis sey.
FERMA: (FAR) Emreden, buyuran. Amir.
FERMAN: (FAR) Emir, buyruk. Padisah tarafindan verilen yazili emir, berat, buyrultu.
FERRUH: (FAR) Ugurlu, kutlu. Mübarek. Aydinlik insan.
FERRUHI: (FAR) Ferruha ait. Ugurluluk, meymenet. Iranli ünlü sair.
FETHI: (AR) Fethe mensup. Fetih hakkinda yazilan kaside.
FETHULLAH: (AR) Dinin açilmasi. Yasamaya baslamak.
FETIH: (AR) Açma, açis, açilma. Bir ülkeyi, sehri veya kaleyi ele geçirme. Zafer.
FETTAH: (AR) Açan, açici, zafer kazanmis, üstün gelmis.
FEVZI: (AR) Kurtulusla ilgili. Zafere ait. Galip gelen, üstün olan.
FEYHA: (AR) Büyük, genis, engin.
FEYYAZ: (AR) Çok faydali, çok verimli. Feyiz, bereket ve bolluk veren.
FEYZI: (AR) Ilim, irfan. Akma, suyun akip tasmasi. Bolluk çokluk, verimlilik.
FEYZULLAH: (AR) Allah’in feyzi, bollugu, bereketi.
FEZA: (AR) Ucu bucagi bulunmayan bosluk. Dünyanin sonsuz olan genisligi, sema.
FEZZAN: (AR) Büyük Sahra’da, Trablus ülkesinin güneyinde bir ülke.
FIRAT: (AR) Tatli su. Türkiye’nin en uzun nehri.
FIKRET: (AR) Fikir, düsünce. Idrak. Zihin, akil. Murat, maksat, niyet.
FIKRI: (AR) Fikre ait, fikirle ilgili, düsünerek meydana getirilen sey.
FIRAS: (AR) Yigit, mert. Binici, at yetistirici.
FIRAZENDE: (FAR) Yükselten.
FUAD: (AR) Kalb, yürük, gönül.
FURKAN: (AR) Hakki, batildan, dogruyu yanlistan ayirma, tefrik.
FUZULI: (AR) Bosuna, yersiz, lüzumsuz, haksiz. Bosbogaz lüzumsuz islerle ugrasan. Yetkisi olmadigi halde baskasi namina tasarrufta bulunan.
FÜRUZAN: (FAR) Parlayici, parlayan, parlak.
FÜSUN: (AR) Büyü sihir. Sasirtici güzellige sahip, hayret verici derecede güzel.

GAFFAR: (AR) Kullarinin günahlarini affeden, Allah. Çok merhamet eden. Allah’in isimlerinden. (bkz. Abdülgaffar).
GAFUR: (AR) Magfiret eden, yargilayan, affeden, bagislayan, merhamet eden Allah. Allah’in isimlerinden. (bkz. Gaffar).
GAGAUZ: (TR) Gökoguzlar. Hristiyanlarin Ortodoks mezhebine bagli Türk kavmi. Balkanlar ve Rusya’da yasamaktadirlar. Deliorman, Dobruca, Beserabya ve Ukrayna’da oturan Hristiyan Türklere verilen ad.
GALIB/ GALIP: (AR) Galebe çalan, muzaffer, yenen. Güçlü kuvvetli, kudretli, hükmeden. Üstün baskin.
GANI: (AR) Zengin varlikli, bol doygun. Sahip oldugunda fazlasini istemeyen.
GANIM: (AR) Ganimet alan.
GAYRET: (AR) Çalisma, çabalama. Kiskanma, çekememe.
GAZA: (AR) Din ugruna savas.
GAZANFER: (AR) Iri arslan. Cesur, yürekli, yigit adam.
GAZEL: (AR) Latif. Kuruyarak dökülmüs agaç yapragi. Divan, Fars ve Arap edebiyatlarinda en yaygin nazim sekli.
GAZI: (AR) Allah yolunda savasan kisi. Gaza sirasinda yaralanan kimse. Gaza sirasinda yararliklar gösteren kumandanlara verilen unvan. 2. Mahmut zamaninda çikarilan altin sikke.
GAZIR: (AR) Yumusak, mülayim. Tatli, nazik, uysal.
GAZZAL: (AR) Iplikçi.
GAZZALI: (AR) Islam aleminin büyük mütefekkirlerinden. Babasi “Gazzal-iplikçi” oldugu için kendisine Gazali adi verilmistir.
GENÇ: (FAR) Hazine define. (AR)Naz, eda, cilve.
GENCAL: (TR) Genç kal.
GENCAY: (TR) Ayin bir haftalik oluncaya kadar ki sekli, hilal.
GENCE: (FAR) Kuzey Azerbaycan’in Baku’dan sonra en büyük sehri.
GENCER: (TR) Yeni taze, körpe kimse, yigit.
GENÇYAZ: (TR) Ilkbahar.
GIYAS: (AR) Yardim.
GIYASEDDIN/ GIYASETTIN: (AR) Dinin yayilmasi için yardimi dokunan zat.
GILMAN: (AR) Tüyü, biyigi çikmamis delikanlilar gençler. Köleler, esirler. Cennette hizmet gören erkekler.
GILSAH: (FAR) Balçik sah. Balçiktan yapildigi için Hz. Adem’in lakabi.
GIRAY: (TR) Kuvvetli, kudretli. Kirim hanlari tarafindan unvan olarak kullanilmistir.
GIRGIN: (AR) Herkesle çabucak yakinlik kurarak isini yürütebilen.
GIRYAR: (FAR) Aglayici, aglayan, (bkz. Nalan).
GÖKALP: (TR) Göklerin yigidi bahadir.
GÖKÇEK: (TR) Güzel çok güzel. Hos, sevimli, cana yakin alimli. Ince narin zarif.
GÖKDOGAN: (TR) Kuzey yarimkürede yasayan bir dogan türü.
GÖKEKIN: (TR) Yeni basak meydana getirmis ekin.
GÖKKIR: (TR) At renklerinden maviye çalan kir.
GÖKKUSAGI: (TR) Düsmekte olan yagmur damlaciklarinda günes isinlarinin kirilip yansimasiyla gökyüzünde olusan yedi renkli kemer biçimindeki görüntü alki.
GÖKMEN: (TR) Mavi gözlü ve sarisin kimse.
GÖKSEL: (TR) Semavi, gökçül karsiligi olarak kullanilan sözcük.
GÖKSU: (TR) Türklerin çevrelerindeki birçok akarsuya verdikleri isim. Adana’dan gelerek Akdeniz’e dökülen Seyhan nehrinin önemli kollarindan.
GÖKSÜN: (TR) Binboga daglarindan Elbistan’in güney batisinda Seyhan nehrine karisan çay.
GÖKTEPE: (TR) Mavi tepe.
GÖKTÜRK: (TR) Orta Asya’da yasamis eski bir Türk ulusu ve bu ulustan olan kimse. GÖKYÜZÜ: (TR) Gögün görünen yüzeyi (sema).
GÖRKEM: (TR) Ihtisam, gösteris karsiligi olarak kullanilan bir kelimedir. Gösterisli, heybetli.
GÖRSEL: (TR) Görmekle ilgili.
GÖZLEM: (TR) Izlenim, müsahade, gözlemek.
GURBET: (AR) Dogup yasanilmis olan yerden uzakta yer.
GÜÇLÜ: (TR) Gücü olan kuvvetli zorlu.
GÜFTAR: (FAR) Söz, kelam.
GÜHER: (FAR) Gevher, cevher, (bkz. Gevher).
GÜLABI: (FAR) Gülsuyu.
GÜNER: (TR) Günesin dogma zamani.
GÜNEY: (TR) Dört ana yönden biri.
GÜNGÖR: (TR) Iyi günler yasa.
GÜNHAN: (TR) Oguz’un alti ogulundan Günesi simgeleyenin adi
GÜNSEL: (TR) Hizli akan sel.
GÜRAY: (TR) Yeni dogan ay.
GÜRBÜZ: (TR) Iyi, yetismis, saglam ve kuvvetli. Cesur, kuvvetli. Saglikli, sihhatli.
GÜRÇINAR: (TR) Çok büyümüs, gelismis, serpilmis.
GÜRAL: (TR) Çok al, bol al
GÜRCAN: (TR) Herkesi seven, özveride bulunan
GÜRDAL: (TR) Güçlü, gelismis dal.
GÜREL: (TR) Maiyeti genis, çevresi güçlü kuvvetli.
GÜRGAN: (FAR) Iran’in kuzeydogusunnda bir yer. Aksak Timur’un lakabi.
GÜRHAN: (TR) Hanlar hani.
GÜRKAN: (TR) Bol kan. Genç, taze, gelismis, serpilmis.
GÜROL: (TR) Büyü, serpil, gelis.
GÜRSU: (TR) Temiz, pak, hizli su.
GÜVEN: (TR) Korku ve kusku duygusundan uzak. Inanma ve baglanma duygusu. Yüreklilik, cesaret.
GÜVENÇ: (TR) Güvenme, dayanma, itimat. Övünme, gurur.
GÜZIR: (FAR) Çare, derman.
HABIB: (AR) Sevgili. Seven, dost.
HABIBULLAH: (AR) Allah’in sevgilisi.
HABIL: (AR) Adem’in ogullarindan, Kabil’in kardesi, Kabil tarafindan öldürülmüstür. Yeryüzünde ilk öldürülen kisidir.
HACI: (AR) Hacca giden, Kabe’yi ziyaret eden, haci. Dini bir mahalli ziyaret eden kimse.
HACIB / HACIP: (AR) Birinin bir yere gitmesine engel olan. Kapici.
HACIR: (AR) Hicret eden, bir baska yere geçen. Sayiklayan.
HADI: (AR) Yenilene yardim eden, yardimci. Hidayet eden, dogru yolu gösteren. Kilavuz, rehber. Önde giden kimse. Mizrak ucu.
HADIM: (AR) Hizmetkar, yardim eden.
HAFI: (AR) Çok ikram eden, insani güler yüzle karsilayan. Yalinayak yürüyen, kosan adam.
HAFID: (AR) Erkek torun.
HAFIZ: (AR) Allah’in adlarindandir. Muhafaza eden, saklayan, esirgeyen, koruyan. Kur’an’i ezbere bilen ve usulüne uygun okuyan kimse.
HAKAN: (TR) Eski Türk ve Mogol hükümdarlarinin kullandigi unvanlardan biri, hanlar hani. Kagan.
HAKEM: (AR) Bir uzlasmazligin halli için taraflarin üzerinde anlastiklari kimse. Çesitli yarismalari, müsabakalari idare eden kimse.
HAKI: (FAR) Yesile çalan koyu sari renk, toprak rengi. Topraktan, topraga mensup. Mütevazi kisi.
HAKIM: (AR) Hükmeden, dava yargilama isine memur olan, yargiç. Üstte bulunan. Hekim, akilli, becerikli. Kadi, vali, amir, hükümdar, emir.
HAKKI: (AR) Dogruluk ve insaf sahibi. Bir insana ait olan sey. Dava, iddiada hakikate uygunluk. Emek. Pay, hisse. Layik, münasip.
HAKTAN: (TR) Allah’tan gelen, Allah’in verdigi.
HAKTANIR: (AR-TR) Herkesin hakkini gözeten kimse.
HALAS: (AR) Kurtulus, kurtulma.
HALASKAR: (AR) Kurtarici.
HALDUN: (AR) Devamlilar, sürekli olanlar.
HALEF: (AR) Babadan sonra kalan ogul. Memurlukta, birinden sonra gelip onun yerine geçen kimse.
HALID / HALIT: (AR) Sonsuz, daim, ebedi. Bir yildan çok yasayan.
HALIDDIN: (AR) Dinin sonsuzlugu ölümsüzlügü.
HALIFE: (AR) Halef, naib. Peygamber’in vekili.
HALIL: (AR) Samimi dost, Allah’in dostu.
HALILULLAH (AR) Allah’in dostu.
HALIM: (AR) Sakin, sessiz. Tabiati yavas olan, yumusak huylu.
HALIS: (AR) Hilesiz, katkisiz. Karismamis, katisiksiz, saf, hilesiz.
HALLAC: (AR) Pamuk, yatak, yorgan atan kimse.
HALUK: (AR) Iyi huylu, insaniyetli, geçim ehli olan.
HAMDI: (AR) Allah’i övmek. Allah’a sükretmek. Sükreden, sükredici.
HAMDULLAH: (AR) Allah’in övgüsü.
HAMI: (AR) Himaye eden, koruyan, koruyucu, sahip çikan, gözeten.
HAMID / HAMIT: (AR) Övülmeye deger.
HAMIL: (AR) Yüklü. Gebe. Sahip, malik. Tasiyan, gözeten.
HAMZA: (AR) Arslan. Heybetli, azametli demektir.
HANBELI: (AR) Ehli sünnetin dört ana mezhebinden birisi olan Hanbeli mezhebinin imami.
HANEDAN: (FAR) Kökten, asil ve büyük aile.
HANEF: (AR) Dogruluk, istikamet.
HANEFI: (AR) Ebu Hanife’nin mezhebinden olan. Hanefi mezhebine mensup kisi.
HANIF: (AR) Tek Allah’a, Allah’in birligine inanan.
HANSOY: (TR) Han sülalesine mensup.
HARIS: (AR) Muhafiz, bekçi, gözcü. Koruyan, koruyucu. Son derece hirsli olan.
HARMAN: (AR) Tahil demetlerinin üzerinden düven geçirilerek tanelerin basaklarindan ayrilmasi. Bu isin yapildigi mevsim, sonbahar. Birçok çesitten birer parça alip yeni bir bilesim olusturmak.
HARUN: (AR) Inat edip yerinde duran, huysuz. Inatçi kimse.
HASAN: (AR) Güzellik, iyilik,(hüsn) sahibi olmak.
HASBEK: (TR) Dürüst, iyi, saf insan. Bey’lerin hasi.
HASBI: (TR) Isteyerek ve karsilik beklemeksizin yapilan.
HASEKI: (AR) Hükümdarlarin hizmetine tahsis edilmis sahis ve zümrelere verilen ad. HASEN: (AR) Güzel, süslü. Güzel isler, hayirlar. Hasan seklinde kullanilir.
HASIB: (AR) Hayir sahibi, eliaçik, cömert. Degerli, itibarli, soyu temiz, muhterem, saygin, sahsi meziyet sahibi. Muhasebeci, sayman.
HASIF: (AR) Akli basinda olgun adam.
HASLET: (AR) Insanin yaratilisindaki huyu, tabiati, mizaci.
HASPOLAT: (TR) Katisiksiz, saf, çelik gibi. Polat’in, çeligin hasi.
HASIM: (AR) Hasmetli, gösterisli, muhtesem. Ezen, kiran, yaran, parçalayan.
HASMET: (AR) Ihtisam, gösterislilik, heybet, büyüklük.
HASMEDDIN / HASMETTIN: (AR) Dinin büyüklügü, ihtisami.
HATEM: (AR) Mühür, üstü mühürlü yüzük. En son.
HATIR: (AR) San ve seref sahibi. Yüce, ulu. Tehlikeli.
HATIB: (AR) Hitab eden, söz söyleyen. Camide hutbe okuyan. Güzel, düzgün konusan kimse.
HATIM: (AR) Sona erdiren, bitiren. Mühürleyen, mühürleyici.
HAYATI: (AR) Dirilik, canlilik. Büyük önem tasiyan. Hayata ait, hayatla ilgili.
HAYDAR: (AR) Arslan, esed, gazanfer, sir. Cesur, yigit adam. Hz. Ali’nin lakabi.
HAYRAN: (AR) Sasmis, sasa kalmis, sasirmis. Çok tutkun. Asiri derecede sevgi duyan.
HAYRAT: (AR) Sevap kazanmak için yapilan hayirli isler, iyilikler. Sevap için kurulan müessese.
HAYREDDIN / HAYRETTIN: (AR) Dinin hayirli eyledigi mübarek kildigi insan.
HAYRI: (AR) Hayirla, iyilikle ilgili, ugur ve kutluluga ait.
HAYRULLAH: (AR) Allah’in hayirli ettigi erkek.
HAYSIYET: (AR) Seref, onur, itibar, deger.
HAYYAM: (AR) Çadirci.
HAZER: (AR) Deniz, bahr, büyük su.
HAZIM: (AR) Hazmeden, hazimli, ihtiyatli, akilli, isinde gözü açik, saglam olan.
HÂZIM: (AR) Zafer kazanan, galip, hazimete ugratan.
HAZIN: (AR) Hüzünlü, üzüntülü, acikli. Üzüntü veren, gamlandiran, kederlendiren.
HAZLAN: (AR) Terketmek.
HEDEF: (AR) Nisan, nisan alinacak yer alani. Meram, maksat, gaye, amaç.
HEKIM: (AR) Insan hastaliklarinin teshis ve tedavisi ile ugrasan kimse, doktor. Hikmet sahibi kisi, filozof.
HEPER: (TR) Cesur, yigit kimse.
HEPYENER: (TR) (bkz. Heper).
HEYBET: (AR) Insanlarda korku ile birlikte saygi uyandiran görünüs. Karizma, dogal etkileyis.
HEZÂR: (FAR) Bülbül. Çok, pek çok. Bin.
HEZARFEN: (FAR) Çok bilen, elinden her is gelen. Bin türlü is beceren.
HIDIR: (AR) (bkz. Hizir).
HIFZI: (AR) Saklama, koruma ile ilgili. Ezberleme, akilda tutma.
HIFZULLAH: (AR) Allah’in korumasi, saklamasi.
HINCAL: (TR) Öc al.
HIZIR: (AR) Yesil. Yesillik. Halk inanislarina göre ölümsüzlüge kavusmus olduguna inanilan ulu kimse.
HIZLAN: (TR) Hiz kazan, hizini artir.
HICAB: (AR) Utanma, sikilma. Perde, ikiseyi birbirinden ayirmaya yarayan perde.
HICABI: (AR) (bkz. Hicab).
HIÇSÖNMEZ: (TR) (bkz. Sönmez).
HIÇYILMAZ: (TR) (bkz. Yilmaz).
HIDAYET: (AR) Hak yoluna dogru yola girme. Müslüman olmak.
HIDAYEDDIN / HIDAYETTIN: (AR) Dinin gösterdigi dogru yol.
HIKMEDDIN / HIKMETTIN: (AR) Dinin hikmeti.
HIKMET: (AR) Hakimlik, feylesofluk. Neden. Felsefe. Ahlaki söz, ögüt verici, kisa öz, ögretici söz.
HIKMETULLAH: (AR) Ancak Allah’in bilecegi is. Allah’in hikmeti.
HILMI: (AR) Yumusak huylu, sakin tabiatli.
HIMAYET: (AR) Koruma, korunma.
HIMMET: (AR) Emek, çalisma, çabalama. Yüksek irade. Ermis kimsenin tesiri.
HIRAM: (FAR) Salinma, salinarak yürüme.
HISAR: (AR) Kusatma, etrafini sarma. Kale etrafi islihkamli bent.
HISAM: (AR) Nisam el-Melik: Emevi halifesi.
HUDAVENDIGAR: (FAR) Sahip, hükümdar, bay.
HUDAVENDI: (Fars.) Hükümdarlik. Efendi, sahip, maliklik. Hakim, hükümdar.
HUDAYI: (FAR) Allah’a mensup, Allah’in yarattigi.
HULAGU: (FAR) Mogol hükümdari olup, Iran’da Mogol hanedaninin kurucusudur.
HULKI: (AR) Hulk, yaratilisla ilgili, dogal tabi. Iyi ahlakli, iyi huylu.
HULUSI: (AR) Halis olan, saf, iç temizligi. Samimi, candan.
HUNALP: (TR) Cesur, kahraman.
HURSID / HURSIT: (FAR) Günes, aftab, mihr, sems.
HUSREV / HÜSREV: (AR) Hükümdar, padisah.
HUZUR: (AR) Bas dinçligi, gönül rahatligi, dirlik, erinç.
HÜCCET: (AR) Senet, belge, delil. Seçkin alimlere verilen unvan.
HÜDAVENDIGAR: (FAR) Amir, hükümdar.
HÜMA: (AR) Devlet kusu. Saadet, mutluluk.
HÜNKAR: (FAR) Ugurlu.
HÜR: (AR) Özgür, bagimsiz.
HÜRAY: (AR-TR) Ay gibi özgür, ay kadar bagimsiz.
HÜRCAN: (AR-TR) Özgür can.
HÜRDOGAN: (AR-TR) Dogustan özgür.
HÜRKAL: (TR) Esir olma. Hep özgür ol.
HÜRKAN: (TR) Özgür soydan gelen.
HÜRMÜZ: (FAR) Zerdüstlerin hayir tanrisi. Eski Iran takviminde günes yilinin ilk günü. Jüpiter, müsteri, erendiz.
HÜROL: (TR) Hep özgür ol.
HÜRSEL: (TR) Özgürlük seli.
HÜRSEV: (TR) Hürriyeti seven kisi.
HÜRYASAR: (TR)Özgür yasayan.
HÜSAM: (AR) Keskin kiliç.
HÜSAMEDDIN / HÜSAMETTIN: (AR) Dinin keskin kilici.
HÜSEYIN: (AR) Küçük sevgili.
HÜSMEN: (TR) Hüseyin’den yapilan isim.
HÜSNI: (AR) Güzellige ait, güzellikle ilgili.
HÜSREV: (FAR) Padisah, hükümdar, sultan.
IDIK: (TR) Kutsal, mübarek.
IDIKUT: (TR) Eski Türklerde bir san. Devlet yönetme gücü.
ILDIR: (TR) Parilti, parlayis. Alacakaranlik.
ILDIZ: (TR). Yildiz. Gündönümünden 10 gün önceki zaman.
ILGAR: (TR) Çok çabuk, hizli. Hücum, akin. Verilen söz. Havanin parlak, açik olmasi. Öfke.
ILGAZ: (TR) Atin dört nalla kosmasi. Hücum, akin. Çankiri ilinin ilçe merkezi. Bati Karadeniz bölgesinin en yüksek dag kitlesi.
ILGI: (TR) Soy sop. Sürü. Çoban. Hisim, akraba.
ILICAN: (TR) Ilikça, biraz ilik.
IRIZ: (TR) Cesur, yigit.
ISIK: (TR) Aydinlik. Ziya.
ISIKALP: (TR) (bkz. Isik).
ISIKAY: (TR) (bkz. Isik).
ISIKER: (TR) (bkz. Isik).
ISIKHAN: (TR) (bkz. Isik).
ISIMAN: (TR) Parlak, aydinlik yüzlü kimse.
ISIN: (TR) Bir isik kaynagindan çikarak her yöne giden isik demeti.
ISINBAY: (TR) (bkz. Isin).
ISINER: (TR) (bkz. Isin).
ISINSU: (TR) (bkz. Isin).
ITRI: (AR) Korkuya ait
IBADULLAH: (AR) Allah’in kullan, insanlar, (bkz. Abdullah). Çok, pek çok.
IBIS: (TR) Ortaoyunu ve kukla tiplerinde gülünç sahis. Avanak, sersem. Daha çok takma isim olarak kullanilir.
IBN: (AR) Erkek çocuk demektir. Araplarda birçok sahis babalarinin isimleriyle anilmistir.
IBRA: (AR) Beri kilma, beraat etme, temize çikarilma, aklanma.
IBRAHIM: (AR) Inananlarin babasi. Haklarin babasi.
ICAB: (AR) Lazim gelme, gerçek. Bir sözlesme için ilk söylenen söz. Olumlama, olumlu hale gelme.
ICÂBI: (AR) (bkz. Icab).
ICMÂL: (AR). Özetleme. Özet. Cem, toplama.
IÇKIN: (TR) Varligin içinde bulundugu varligin yapisina karismis olan. Yalnizca bilinçte olan. Deney içinde kalan, deneyi asmayan. Dünya içinde dünyada olan.
IÇÖZ: (TR) Içli, özlü degerli.
IÇTEN: (TR) Yürekten, candan, samimi. En önemli, can alici noktasindan.
IDIKUT: (TR) Kutlu, saadetli. Yüksek rütbeli. Eski Türklerde bir hükümdar ünvani.
IDRIS: (AR) Meyvesi hos kokulu, kerestesi güzel bir kiraz türü. Ilim ve fende ileri seviyede olan anlaminda. Idris peygamber. Ilk kez giysi dikip giydigi için terzilerin, ilk kez kalem kullandigi için yazarlarin piri sayilmaktadir.
IFAZA: (AR) Feyizlendirme, feyz ve nur verme. Kabi tasincaya kadar doldurma.
IFDAL: (AR) Lütuf ve bagis.
IFHAR: (AR) Onurlandirma, üstün etme.
IFTIHAR: (AR) Seref, san. Övünme.
IGDEMIR: (TR) Marangozlukta agaç delmek için kullanilan çelik araç.
IHLAS: (AR) Halis, temiz dogru sevgi. Gönülden gelen dostluk, samimiyet, dogruluk, baglilik.
IHSAN: (AR) Iyilik etme. Bagis bagislama. Verilen bagislanan sey. Lütuf, iyilik.
IHTIMAM: (AR) Dikkatle çalisma, önemle inceleme.
IHTIRAM: (AR) Saygi, hürmet.
IHTISAM: (AR) Büyüklük, göz alicilik, gösterislilik, görkem.
IHVAN: (AR) Sadik, samimi candan dostlar. Ayni tarikata mensup insanlar.
IHYA: (AR) Diriltme, diriltilme, canlandirma. Taze can verircesine iyilik lütfetme. Yeniden kuvvetlendirme. Uyandirma, canlandirma, tazelik verme.
IKAN: (AR) Saglam bilis, bilme.
IKBAL: (AR) Birine dogru dönme. Baht-talih. Islerin yolunda gitmesi, bahtli, saadetli, mutlu olmasi. Arzu, istek.
IKBAR: (AR) Büyük, ulu görme, görülme.
IKDAM: (AR) Ilerleme. Ilerlemeye çalisma.
IKLIM: (YUN) Bir ülke ya da bölgenin ortalama hava durumunu belirleyen meteorolojik olaylarin tümü.
IKRAM: (AR) Hürmet, saygi gösterme. Agirlama. Bir seyi hediye, armagan olarak verme.
IKRAMULLAH: (AR) Allah’in ikrami, nimeti, bagisi.
IKSIR: (AR) Ortaçag kimyacilarinin olaganüstü etkili güçte varsaydiklari cisim. Etkili, yarar surup. En etkili neden.
ILBASI: (TR) Selçuklular’da köy yöneticisi.
ILBEY: (TR) Bir müddet “vali” karsiliginda resmen kullanilan uydurma kelime.
ILBEYI: (TR) Eski Türkler’de ve Osmanlilarda bazi oymak beyleri ve ileri gelenler için kullanilan ünvan.
ILBILGE: (TR) Bir ülkenin taninmis saygin, bilgin kisisi.
ILCAN: (TR) Ülkenin cani, sevdigi kisisi.
ILDEMIR: (TR) Ülkenin en saglam, güçlü, kuvvetli kisisi,
ILDENIZ: (TR) Ülkenin denizi.
ILENÇ: (TR) Ilenmek amaciyla söylenen söz, ilenme.
ILEY: (FAR) Huzur. Yan, yön, karsi taraf.
ILGAR: (TR) Eski Türklerde at kosularina ve tören olarak yapilan kosulara verilen ad. Atin dört nala kosmasi.
ILGARI: (TR) Artuklularin Mardin ve Silvan kolundan iki Atabeyin adi. Komutan, önder.
ILGI: (TR) Iki nesne arasindaki bag, alaka. Kimyada bir cismin baska bir cisimle birlesmeye olan meyli.
ILGÜ: (TR) Engel, mania.
ILHAM: (AR) Insanin gönlüne dolan sey. Günlük, olagan sey. Içe gönüle dogma.
ILHAMI: (AR) (bkz. Ilham).
ILHAN: (FAR) Mogol hükümdarlarina verilen unvan.
ILIG: (TR) Hükümdar ve hükümdar ailesi mensuplan.
ILIGHAN: (TR) Karahanli hükümdar.
ILKAN: (TR) Ilk kan. Iran’da Ilhanlilar’dan sonra bir devlet kuran Türk hükümdari.
ILKAY: (TR) Yeni ay, ayin ilk hali.
ILKCAN: (TR) Ilk dogan erkek çocuklarina verilen ad.
ILKE: (TR) Kendisinden türetilen ilk madde. Temel düsünce, temel kani, umde, prensip. Temel bilgi. Öncül. Davranis kurali.
ILKEHAN: (TR) Yeni ilkeler, kanunlar koyan hükümdar, yönetici.
ILKER: (TR) Ilk dogan çocuk.
ILKIM: (TR) Ilk dogan çocuklara verilen ad.
ILKIN: (TR) Önce, öncelikle.
ILKSEL: (TR) Uzun süre çocugu olmayanlarin daha sonra ikiz ve üçüz çocuklari oldugunda verilen isim.
ILKSEN: (TR) Önce sen.
ILKSER: (TR) Ilk bas, ilk önce, birinci.
ILKUT: (TR) Kutlu, mutlu, ugurlu ülke.
ILKUTAY: (TR) Kutsal ülke.
ILMA: (AR) Parlatma. Belirleme, isaret etme.
ILMEN: (TR) Bir ülke halkindan olan kimse, yurttas.
ILMI: (AR) Ilimle, bilgi ile ilgili.
ILSAK: (AR) Birlestirme, kavusturma.
ILSAVUN: (TR) Ülkeni düsmanlardan koru.
ILSEV: (TR) Ülkeni sev, ülkesini seven.
ILSEVEN: (TR) (bkz. Ilsev).
ILSU: (TR) Ülkenin suyu, bereketi, bollugu.
ILTAN: (TR) Ülkeni tani, ülkesini taniyan seven.
ILTAY: (TR) (bkz. Iltan).
ILTEBER: (TR) Eski Türklerde vali, kumandan anlamlarinda unvan.
ILTEKIN: (Tür.) Tek ve essiz ülke.
ILTEMIR: (Tür.) Demir gibi saglam ülke.
ILTEMIZ: (Tür.) Temiz ülke.
ILTEMÜR: (Tür.) Demir gibi saglam ülke.
ILTER: (TR) Yurdunu seven, koruyan, gözeten.
ILTIFAT: (AR) Yüzünü çevirip bakma. Dikkat. Hatir sorma, gönül alma. Sözünü baska bir kisiye çevirme.
ILYAS: (IBR) Ibranice’de ilahi güç. Yagmurlara hükmeden Israil peygamberi.
IMAM: (AR) Namazda kendisine uyulan kimse. Önde bulunan, önayak olan kimse.
IMAR: (AR) Senlendirme, bayindirma.
IMAREDDIN / IMARETTIN: (AR) Dini alanda yenilik yapan, dinin yönlendirdigi kimse.
IMDAD / IMDAT: (AR) Yardim eden. Yardima gönderilen kuvvet.
IMER: (TR) Çok zengin, varlikli.
IMGE: (TR) Zihinde tasarlanan ve gerçeklesmesi özlenen sey, hayal.
IMRAN: (AR) Evine bagli kalan.
IMREN: (TR) Görülen bir seyi veya herhangi bir istegi elde etmek istemi, gibta.
IMRUZ: (FAR) Bugün.
INAN: (AR) Dizgin. Idare etme, yürütme. (TR) Bir kimse ya da seyin dogrulugunu büyüklügünü ve gücünü sarsilmaz bir duygu ile benimseme, iman.
INANÇ: (TR) Bir fikre olan baglilik, kesin kabul. Iman. Kesin kabulle baglanilan sey. Inanilir sey. Dogru, emin.
INANÖZ: (TR) Özünde inanç olan, iman eden.
IRADE: (AR) Istem. Emir.
IREM: (AR) Cennet bahçesi. Ok veya kursun atilan nisan tahtasi.
IREN: (AR) Özgür, hür.
IRFAN: (AR) Bilme, anlama. Gerçegi sezme, kavrama gücü. Kültür.
IRFAT: (AR) Yardim etme, bir sey verme.
IRGÜN: (TR) Sabahin erken saatleri.
IRMAN: (FAR) Çagrisiz gelen kimse. Dalkavuk. Egreti. Arzu, istek. Pismanlik.
IRTEK: (TR) Safak vaktinde dogan. Masal, efsane.
ISFENDIYAR: (FAR) Iran mitolojisinde adi geçen hükümdarin adi.
ISHAK: (IBR) Ibranice “Gülme” anlamina geldigi söylenir. Hz. Ibrahim’in 2 oglundan biri olan ve Yakub’un babasi. Peygamberdir.
ISKENDER: (YUN) Yunanca’da ‘insanlari savunan’ anlamina gelir. M.Ö. 356-323 yillari arasinda yasamis olan, Yunanistan, Iran, Suriye ve Hindistan’i ele geçirmis olan büyük kumandan.
ISLAM: (AR) Müslüman dininden olan kimse. Allah’a teslim olma, onun emirlerine uyup, yasaklarindan kaçinma. Iyi geçinme, baris içinde olma.
ISMAH: (AR) Semahatli, cömert kilma. Mülayim ve itaatli.
ISMAIL: (AR) Allah’in isi. Ibrahim peygamberin oglunun adi.
ISMET: (AR) Masumluk, günahsizlik, temizlik. Haramdan namusa dokunan hallerden çekinme.
ISMIHAN: (AR) Hükümdar isimleri.
ISRAFIL: (AR) Dört büyük melekten sura üfürme görevi verilen melek.
ISRAIL: (IBR) Yakub peygamberin lakabi. Sonradan onun soyundan gelenler Israilogullan diye anilmislardir.
ISTEMIHAN: (TR) Göktürk devletinin kurucusu Bumin kaganin kardesi olan Türk hakani.
ISTIKBAL: (AR) Gelecek zaman. Geleni karsilama.
ISCAN: (TR) Çalismayi seven, çaliskan.
IYEM: (TR) Güzellik.
IZEM: (AR) Büyüklük, ululuk.
IZGI: (TR) (bkz. Izgü).
IZGÜ: (TR) Iyi güzel, akilli, adaletli.
IZGÜN: (TR) (bkz. Izgü).
IZHAN: (TR) Iyiligin, güzelligin hakimi, yönetici.
IZHAR: (AR) Gösterme, meydana çikarma.
IZRA: (AR) Asiri övme. Altin arama. Korkutma.
IZZET: (AR) Deger kiymet yücelik, ululuk. Kuvvet, kudret. Hürmet, saygi ikram izan.
IZZEDDIN / IZZETTIN: (AR) Dünün kiymeti, kudret, ulviyeti. Asil sekli “Izzü’ddin”dir.

KAAN: (TR) Çin ve Mogol imparatorlarina verilen isim. Hakan, hükümdar.
KABIL: (AR) Olabilir, mümkün. Cins, soy, sinif, tür, çesit. Hz. Adem’in büyük oglu olup kardesi Habil’i öldürmüs ve yeryüzünde ilk kan döken insan olmustur.
KADEM: (AR) Ayak. Adim. Yarim arsin uzunlugunda bir ölçek. Ugur.
KADI: (AR) Hüküm, karar, hakimlik.
KADIM: (AR) Ayak basan, ulasan, varan. Ezeli, evvelsiz. Çok eski zamanlara ait eski atik. Yillanmis.
KADIR: (AR) Deger, kiymet, itibar. Parlaklik. Kudret sahibi kudretli, kuvvetli, güçlü.
KADIRSAH: (AR-FAR) Güçlü, kuvvetli hükümdar, padisah. Kadir ve sah kelimelerinden türetilmis birlesik isimdir.
KADREDDIN / KADRETTIN: (AR) Dinin kudreti, gücü.
KADRI: (AR) Deger, itibar. Onur, seref, haysiyet, meziyet. Rütbe, derece.
KADRICAN: (AR-FAR) Degerli, itibarli, can, ruh. Kadri ve Can isimlerinden meydana gelen birlesik isim.
KADRIHAN: (AR-TR) Degerli hükümdar, yönetici.
KAGAN: (TR) Hakan, imparator. Kükremis, öfkelenmis, kükreyen, öfkelenen.
KAHRAMAN: (FAR) Yigit, cesur, (bahadir). Hüküm sahibi, is buyuran.
KAHYA: (FAR) Efendi, emir. Ev sahibi, aile reisi. Çiftlik yöneticisi.
KAIM: (AR) Duran, ayakta duran. Bir seyi yapan icra eden.
KAINAT: (AR) Var olanlarin hepsi. Yaratiklar. Yer gök. (bkz. Evren).
KALAGAY: (TR) Al, kirmizi renk.
KALENDER: (FAR) Dünyadan elini etegini çekip basi bos dolasan. Alçak gönüllü, gurur ve kibirden uzak, üstüne basina dikkat etmeyen buldugu ile yetinen kimse.
KALGAY: (TR) Izci kumandani. Kirim hanliginda veliahta verilen unvan.
KALHAN: (TR) (bkz. Kalgay). Kahramanogullari’nin han soyundan, ceddi de Kalhan adini tasimaktadir.
KAMACI: (TR) Kama’yi iyi kullanan, yapan ya da onaran kimse.
KAMAN: (TR) Daglarin doruguna yakin olan yerler.
KAMBAY: (TR) Hekim, tabib, doktor.
KAMBER: (AR) Sadik dost, köle.
KAMER: (AR) Ay. Sadik hizmetkâr.
KÂMIL: (AR) Bütün tam noksansiz, eksiksiz. Kemale ermis olgun. Yasini basini almis terbiyeli, görgülü. Alim, bilgin, genis bilgili.
KAMRAN: (FAR) Istegine kavusmus olan.
KÂMURÂN: (FAR) Kâm sürücü, süren, arzusuna istegine kavusmus mutlu. Arzusuna erisen, bahtiyar, mutlu.
KÂMVER: (FAR) Istegine kavusmus, mutlu.
KANBER: (AR) Hz. Ali’nin sadik, vefakâr kölesi. Bir evin gediklisi.
KANDEMIR: (TR) Güçlü soydan gelen.
KANI: (AR) Kanaat eden, yeter, bulup fazlasini istemeyen. Inanmis kanmis.
KANTARA: (AR) Köprü, özellikle tastan yapilmis. Su yolu, bend, hisar anlamina da gelir.
KANVER: (TR) Kanini ver.
KAPAR: (TR) Akil, ruh.
KAPKIN: (TR) Uygun, düzenli.
KAPLAN: (TR) Vahsi kedigillerden, benekli, yirtici hayvan.
KAPSAM: (TR) Muhteviyat, içerik, Ihtiva, ihata, istiab.
KAPTAN: (ITA) Bir geminin sevk ve idare sorumlusu. Sehirlerarasi otobüs soförü. Bas pilot.
KARAALP: (TR) Esmer, kara yagiz yigit.
KARABEY: (TR) (bkz. Karacabey).
KARABUGRA: (TR) Esmer, erkek deve.
KARACA: (TR) Rengi karaya çalan, esmer, yagiz. Geyikgillerden, küçük, boynuzlu, güzel görünüslü av hayvani. Üst kol.
KARACABEY: (TR) Esmer bey, rengi karaya çalan.
KARACAN: (TR) (bkz. Karaca).
KARAHAN: (TR) Esmer bey, Esmer hükümdar. Karahanlilar devletinin kurucusu.
KARAKAN: (TR) Bir tür dag agaci.
KARAMAN: (TR) Esmer, yagiz insan. Güneybati’da esen yel.
KARANALP: (TR) Karayagiz, kahraman yigit.
KARASU: (TR) Agir akan su.
KARGIN: (TR) Taskin su. Bol, çok. Doymus, tok. Erimis buz ve kar parçalarinin olusturdugu akarsu. Çaglayan.
KARGINALP: (TR) Coskulu, taskin, hareketli yigit.
KARHAN: (TR) (bkz. Kargin).
KARIN: (AR) Yakin. Nail olan. Hisim komsu.
KARLUK: (TR) Türk boylarindan biri.
KARLUKHAN: (TR) (bkz. Karluk).
KARTAL: (TR) Kartalgillerden, beyazla karisik siyah tüylü, kivrik ve kuvvetli gagali, genis kanatli büyük yirtici kus. Yeniden dirilis ve güçlülük sembolü.
KARTAY: (TR) Yasli, pir.
KARTEKIN: (bkz. Kartay).
KARUN: (AR) Çok zengin kimse. Zenginligiyle meshur olan ve bu yüzden kendisini herseyin sahibi gibi görmeye baslayip Allah’a karsi büyüklenen kisi. Hz. Musa dönemlerinde yasamis bu kisi bütün servetiyle birlikte ani bir deprem ve tufan sonucu yerin dibine geçmistir.
KASIM: (AR) Taksim eden, ayiran bölen. Kinci, ezici, ufaltici. Yilin 11. ayi. Yilin kis bölümü.
KASIF: (AR) Kesfeden, bulan, meydana çikaran.
KATIB / KATIP: (AR) Yazici. Bir kurulusta yazi isleriyle vazifeli kimse, sekreter. Osmanli devletinde divanin resmi yazilarini yazan vazifeli. Devlet memuru.
KAVAS: (AR) Okçu, tüfekçi.
KAVI: (AR) Yakar, yakici. Kuvvetli, güçlü. Saglam inanilir. Zengin varlikli.
KAYA: (TR) Büyük ve sert tas kütlesi. Kayalik sarp dag.
KAYAALP: (TR) Kaya gibi güçlü er.
KAYACAN: (TR) Cani kaya gibi güçlü.
KAYAER: (TR) Kaya gibi güçlü er.
KAYAN: (TR) Akarsu sel. Yassi, düz, kat kat olusmus taslar.
KAYANSEL: (TR) (bkz. Kayan).
KAYGUN: (TR) Etkili, hüzünlü, dokunakli. Akdogan.
KAYHAN: (TR) Sert, güçlü sesli okuyucu, kayayi bile delecek güçte sesi olan okuyucu.
KAYI: (TR) Yagmur, saganak, bora. Oguz boylarindan Osmanli hanedaninin mensup oldugu boy. Saglam, güçlü, sert.
KAYIHAN: (TR) Güçlü hükümdar.
KAYMAZ: (TR) Dag etegi. Güneydogu’dan esen bir rüzgar.
KAYNAK: (TR) Bir suyun çiktigi yer, mense. Bir haberin çiktigi yer. Arastirma ve incelemede yararlanilan belge.
KAYRA: (TR) Yüksek büyük tutulan ya da sayilan birinden gelen iyilik lütuf, ihsan atifet, inayet.
KAYRAALP: (TR) Iyiliksever, yigit.
KAYRABAY: (TR) Iyiliksever, saygin kimse.
KAYRAHAN: (TR) (bkz. Kayraalp).
KAYRAK: (TR) Tasli, kumlu, ekime elverisli olmayan toprak. Kaygan toprak. Bilegi tasi.
KAYRAL: (TR) Kayrilan, himaye edilen (kimse).
KAYRAR: (TR) Orman içindeki agaçsiz kalan. Kayan yer. Ince çakilli, kumlu toprak.
KAZAK: (TR) Göçebe akinci. Rusya’da yasayan bir Türk kavmi. Genç, taze. Inatçi.
KAZAKHAN: (TR) (bkz. Kazak).
KAZAN: (TR) Su çevrisi, kayra. Sazlik yerlerde dibi bulunmayan sulu yer. Girdap.
KAZANHAN: (TR) (bkz. Kazan).
KÂZIM: (AR) Öfkesini yenen kimse. Hirsini dizginleyen. Kinini yenen.
KEBIR: (AR) Büyük, ulu azim. Yasça büyük yasli. Çocukluktan çikmis genç.
KELAMI: (AR) Söze iliskin, sözle ilgili.
KELIM: (AR) Söz söyleyen, konusan.
KEMAL: (AR) Olgunluk, yetkinlik, tamlik, eksiksizlik. En yüksek deger, mükemmellik, deger baha. Bilgi, fazilet.
KEMALEDDIN / KEMALETTIN: (AR) Din’de olgunluga eren, dinin son derecesi. Din bilgisi kuvvetli.
KENAN: (AR) Hz. Ya’kub’un memleketi, Filistin.
KERAMEDDIN / KERAMETTIN: (AR) Kerem bagis ihsan lütuf sahibi. Dinde üstün mertebelere ulasan. Keramet sahibi dervis veli.
KEREM: (AR) Asalet, asillik, soyluluk. Cömertlik, el açikligi lütuf, bagis, bahsis.
KEREMSAH: (AR) (bkz. Kerem).
KERIM: (AR) Kerem sahibi, cömert, verimcil. Ulu, büyük. Lütfü, ihsani bol, ihsan yönünden ulu.
KERIMHAN: (AR-TR) (bkz. Kerim).
KESIF: (AR) Açma, meydana çikarma.
KEYFER: (FAR) Karsilik. Mükafat veya mücazat.
KEYHÜSREV: (FAR) Adil ve ulu padisah.
KEYKÂVUS: (FAR) Adil, necip.
KEYKUBAD / KEYKUBAT: (FAR) Büyük ve ulu padisah.
KILIÇALP: (TR) Kiliç gibi keskin yigit.
KILIÇASLAN: (TR) Ilk Selçuklu Sultani Süleyman Sah’in oglu. Daha sonra O da Selçuklu hanedaninin basina geçti.
KILIÇHAN: (TR) (bkz. Kiliçalp).
KILINÇ: (TR) Çelikten silah. Davranis, yaratilis, huy.
KINAY: (TR) Çok çaliskan, etkin, faal.
KINCAL: (TR) Ince zarif. Aksi.
KINER: (TR) (bkz. Kincal).
KINIK: (TR) Kaynak, menba. Istek, arzu, gayret. Obur. Oguzlarin 24 boyundan biri.
KINIKASLAN: (TR) (bkz. Kinik).
KIRALP: (TR) Kir beyi, tasrada oturan.
KIRAY: (TR) Genç, delikanli. Ürün vermeyen arazi.
KIRCA: (TR) Dolu. Ufak ve sert taneli kar, rüzgarla karisik yagmur.
KIRDAR: (TR) Ölçülü davranis, sogukkanlilik.
KIRGIZ: (TR) Gezici, gezgin. Kirgizistan’da oturan halk.
KIRTEKIN: (TR) (bkz. Kiralp).
KIVANÇ: (TR) Sevinç, memnuniyet. Övünen, güvenen, iftihar eden.
KIYAS: (AR) Bir seyi baska seye benzeterek hüküm verme. Karsilastirma, örnekseme.
KIÇIHAN: (TR) Küçük hükümdar.
KIRAM: (AR) Soydan gelenler, soyu temizler, ulular, sergeliler. Cömertler, eliaçiklar.
KIRMAN: (FAR) Hisar, kale.
KIRMANSAH: (TR) (bkz. Kirman).
KOCA: (TR) Es. Ev ve ailenin yasça en büyügü. Iri, kocaman. Akilli, tedbirli yigit.
KOCAALP: (TR) Yasli, ulu, yigit
KOÇAK: (TR) Yürekli, eli açik. Yüce gönüllü. Konuk sever. Yigit, korkmayan kisi, savasçi. Açik kestane renginde olan.
KOÇAKALP: (TR) Cömert, kahraman, yigit.
KOÇAKER: (TR) Cömert, kahraman kimse.
KOÇAS: (TR) Kilavuz, rehber. Yagmur bulutu.
KOÇAY: (TR) Koç gibi güçlü.
KOÇER: (TR) Saglikli, yürekli er.
KOÇHAN: (TR) (bkz. Koçer).
KOÇUBEY: (TR) Koçu arabasini kullanan kisi. Koçu: Gelin arabasi.
KOÇYIGIT: (TR) Yürekli, cesur, kahraman.
KONGAR: (TR) (bkz. Kongur).
KONGUR: (TR) Sari ile siyah karisimi bir renk, koyu kumral, kestane rengi.
KONGURALP: (TR) (bkz. Kongur).
KONGURTAY: (TR) (bkz. Konguralp).
KORUR: (TR) Açik sari, açik kestane renkli. Kimseyi begenmeyen gururlu, kendini begenmis. Süslü, çalimli, sik.
KONURALP: (TR) Cesur, yigit, er.
KORAL: (FRA) Bati müziginde dini sarki. (TR) Sinir muhafizi.
KORALP: (TR) (bkz. Koral).
KORAY: (TR) Iyice kor rengine gelen ay.
KORCAN: (TR) Atesli, canli, hareketli.
KORÇAN: (TR) Çaglayan.
KORGAN: (TR) Hisar kale.
KORHAN: (TR) Atesli, canli, güçlü hükümdar.
KORKUT: (TR) Büyük dolu tanesi. Korkusuz, yavuz, heybetli. Cin, seytan.
KORKUTALP: (TR) (bkz. Korkut).
KORTAN: (TR) Yanan, sicak ten. Yalçin ve kesik kaya. Pelikan kusu.
KOTUZ: (TR) Gururlu, kibirli.
KOTUZHAN: (TR) (bkz. Kotuz).
KOYAK: (TR) Vadi, dere. Daglar ve kayaliklar üzerindeki dogal çukurlar. Dag yolu üzerindeki otluk. Etkili, dokunakli.
KOYAS: (TR) Günes.
KOYGUN: (TR) Etkili, hüzünlü, dokunakli. Akdogan.
KOYTAK: (TR) Rüzgar almayan çukur yer.
KOYTAN: (TR) Dag bucagi.
KÖKEN: (TR) Bir seyin çiktigi, dayandigi temel, biçim neden ya da yer. Kavun, karpuz, kabak gibi bitkilerin toprak üstüne yayilan dallari. Soy, asil, ata.
KÖKER: (TR) Köklü soydan gelen kimse.
KÖKLEM: (TR) Ilkbahar
KÖKSAL: (TR) Yer altinda genis bir alana dagilan kök.
KÖKSAN: (TR) Taninmis, ünlü ad.
KÖKSIN: (TR) Gök renginde. Yasli, koca.
KÖKTEN: (TR) Köklü, yüzeyde kalmayan, derine inen. Soylu.
KÖRNES: (TR) Ayna.
KÖSE: (FAR) Sakali biyigi hiç çikmayan veya seyrek olan.
KUBILAY: (TR) Cengiz Han’dan sonra Mogol imparatorlugu tahtina çikan büyük kaganlarin en meshuru 35 yil saltanat sürmüs ve 1294 yilinda 80 yasinda ölmüstür.
KUDDUS: (AR) Temiz, pak. Hatadan, gafletten, eksiklikten uzak. Çok aziz, mübarek.
KUDDUSI: (AR) Kuddus olan Allah’in nimetine mazhar olan.
KUDRET: (AR) Kuvvet, takat, güç. Allah’in ezeli gücü. Varlik, zenginlik. Allah yapisi, yaratilis, insan eliyle yapilamayan seyler.
KUDRETULLAH: (AR) Allah’in gücü.
KUDSI: (AR) Kutsal, muazzez, mukaddes. Allah’a mensup, ilahi.
KUDÜS: (AR) Filistin’in merkezi olan sehir.
KULAN: (TR) Anayurdu Asya olan at ile esek arasi görünüste yabanil bir at türü. Iki, üç yasinda disi tay, kisrak. Zafer kazanmis kisi.
KUMAN: (TR) XI. yy ile XIV. yy. arasinda Güney Rusya bozkirlarinda göçebe olarak yasayan bir Türk boyu.
KUMANBAY: (TR) (bkz. Kuman).
KUMUK: (TR) Kiliç. Kuzeydogu Kafkasya ile Hazar denizinin bati kiyisinda yasayan bir Türk boyu.
KUMUKBAY: (TR) (bkz. Kumuk).
KUNT: (TR) Saglam ve iri yapili. Agir dayanikli, kalin. Bir tür güvercin.
KUNTAY: (TR) (bkz. Kunt).
KUNTER: (FAR) Saglam, kuvvetli.
KUNTMAN: (TR) Saglam ve iri yapili, saglikli kimse.
KURA: (TR) Cesur. Çelik. Toprak içinde bulunan büyük tas.
KURAL: (TR) Davranislara ya da bir sanata bir bilime yön veren ilkeler. Araç. Silah.
KURAY: (TR) Ay gibi.
KURBAN: (AR) Allah’in rizasini kazanmaya vesile olan sey. Eti. fakire parasiz olarak dagitilmak niyetiyle farz, vacib, ve sünnet olarak kesilen hayvan. Bir gaye ugruna feda olma.
KURÇEREN: (TR) Dayanikli ve yigit adam.
KURMAN: (TR) Yüksek asamali, nitelikli kimse.
KURTARAN: (TR) Kurtulmasini saglayan.
KURTULUS: (TR) Kurtulmak fiili, kurtulma. Tehlike, sikinti, zorluk veya esaretten, istiladan kurtulmus olma hali, halas, necat, reha, selamet.
KUTAL: (TR) Mutlu ol.
KUTALMIS: (TR) Mutlu olmus, kutlu olmus.
KUTALP: (TR) Kutlu, ugurlu, yigit.
KUTAM: (AR) Akbabaya benzeyen.
KUTAN: (TR) Dua, yalvarma. Saka kusu. Saban.
KUTAY: (TR) Mübarek ay.
KUTBAY: (TR) (bkz. Kutalp).
KUTBERK: (TR) (bkz. Kutbay).
KUTCAN: (TR) Kutlu, ugurlu can.
KUTEL: (TR) Ugurlu el.
KUTER: (TR) Mutlu, ugurlu kisi.
KUTERTAN: (TR) (bkz. Kuter).
KUTHAN: (TR) (bkz. Kuter).
KUTKAN: (TR) Saygin, kutlu soydan gelen.
KUTLAN: (TR) Kutlu, mutlu ol.
KUTLAR: (TR) Mutluluklar, ugurlar.
KUTLAY: (TüR) Ugurlu kutlu ay. Kir donlu at.
KUTLU: (TR) Ugurlu, hayirli. Mübarek. Mesut, bahtiyar.
KUTLUALP: (TR) Ugurlu yigit
KUTLUAY: (TR) Ugurlu ay.
KUTLUBAY: (TR) (bkz. Kutlu).
KUTLUCAN: (TR) (bkz. Kutlu).
KUTLUG: (TR) Ugurlu, mutlu, sansli, kutlu.
KUTLUGHAN: (TR) (bkz. Kutlug).
KUTLUTEKIN: (TR) (bkz. Kutlu).
KUTSAL: (TR) Kudsi, kutlu mübarek, mukaddes.
KUTSALAN: (TR) Ugur getiren, kutlu kimse.
KUTSALMIS: (TR) (bkz. Kutsalan).
KUTSAN: (TR) Ugurlu, talihli ol.
KUTSEL: (TR) (bkz. Kutsan).
KUTSOY: (TR) (bkz. Kutsel).
KUTULMUS: (TR) Kurtulmus, aydinliga kavusmus.
KUTUN: (TR) Kutlu, kutsal.
KUTUNALP: (TR) (bkz. Kutun).
KUTUNER: (TR) (bkz. Kutun).
KUTYAN: (TR) Ugurlu kimse.
KUVVET: (AR) Güç, kudret, takat, sihhat, saglamlik. Bir hükümetin askeri gücü.
KUYAS: (TR) Günes. Çok sicak, günesin etkili vurmasi.
KÜLTIGIN: (TR) Göktürk prensi ve komutani.
KÜLÜK: (TR) Meshur ünlü. Tasçi, çekici, balyoz.
KÜRBOGA: (TR) Iri, güçlü, sarsilmaz boga. Kuvvetli iri yapili boga.
KÜRHAN: (TR) Yigit, yürekli han.
KÜRSAD / KÜRSAT: (TR) Eski Türklerde yigit, alp.
KÜRÜMER: (TR) Topluluk, sürü.

LAÇIN: (TR) Bir cins sahin. Sarp, yalçin. Siddetli.
LAMI: (AR) Parlayan, parildayan parlak.
LATIF: (AR) Yumusak, hos, güzel, nazik. Bütün inceliklere vakif.
LEBIB: (AR) Akilli, zeki, uyanik, açikgöz.
LEMA: (AR) Pirilti.
LEVEND / LEVENT: (ITA) Osmanli donanmasinda vazifeli asker denizci. Yakisikli, boylu poslu kimse. Atak, gözü pek, hareketli ve çevik.
LOKMAN: (AR) Eski kavimlerde, ahlaki ögütler veren hekim.
LUT: (AR) Hz. Ibrahim’in peygamber yegeni. Kendisine itaat etmeyen ve escinsel olarak yasamayi adet edinmis olan Sodom ve Gomorrah halkina gelmistir. Hanimi da helak olanlar arasindadir.
LÜTFI: (AR) Hosluk, güzellik, iyi davranis.
LÜTFULLAH: (AR) Allah’in lütfü. Allah’in iyi, hos ve letafet sahibi kildigi kisi demektir.

MACID / MACIT: (AR) San ve seref sahibi olan kimse. Iyi ahlakli. Ulu.
MAHFI: (AR) Gizli, sakli.
MAHFUZ: (AR) Korunmus, gözetilmis. Gizlenmis, saklanmis.
MAHIR: (AR) Maharetli, hünerli, elinden is gelir, becerikli.
MAHMUD / MAHMUT: (AR) Hamd olunmus, sena edilmis, övülmeye deger.
MAHSER: (AR) Huy, tabiat.
MAHSUN: (AR) Güçlendirilmis, güçlü.
MAHSUT: (AR) Hasat edilmis, ekini biçilmis. Biçilmis ekin.
MAKAL: (AR) Söz, lakirdi. Söyleme, söyleyis.
MAKBUL: (AR) Kabul olunmus, alinmis, alinan. Begenilen, hos karsilanan, geçer.
MAKSUD / MAKSUT: (AR) Kasdolunan, istenilen sey, istek. Maksat, niyet, murat. Varilmak istenen yer.
MAKSUM: (AR) Ayrilmis, bölünmüs. Kismet.
MAKSUR: (AR) Kasrolunmus, kisaltilmis, kasilmis. Alikonulmus. Bir seye ayrilmis.
MAKUL: (AR) Akla uygun bulunan. Akil ile bilinir, akilla kanitlanan. Oldukça akilli, sözü akla yakin.
MÂLIK: (AR) Sahip, bir seye sahip olan, bir seyi olan.
MALKOÇ: (TR) Akinci ocagi reisi.
MANSUR: (AR) Yardim olunmus, Allah’in yardimiyla galip, üstün gelmis. Türk müziginde bir düzen. Bir ney çesidi.
MANZUR: (AR) Bakilan, nazar olunan. Gözde olan, begenilen.
MARUF: (AR) Herkesçe bilinen taninmis belli. Meshur ünlü.
MASUM: (AR) Suçsuz, kabahatsiz, günahsiz, ismet sahibi. Saf, temiz.
MASUK: (AR) Sevilen, sevilmis.
MAZHAR: (AR) Bir seyin göründügü çiktigi yer. Nail olma, sereflenme. Bir çesit tef.
MAZLUM: (AR) Zulüm görmüs. Halim, selim, sakin, sessiz.
MAZMUN: (AR) Borçluluk, kefalet. Ödenmesi gereken sey.
MECID / MECIT: (AR) Çok ulu, yüce, san ve seref sahibi. Allah’in sifatlarindan.
MECNUN: (AR) Cin tutmus, cinlenmis. Delice seven, tutkun. Leyla ile Mecnun hikayesinin erkek kahramani.
MEFTUN: (AR) Büyülenmis. Gönül vermis, tutkun vurgun. Hayran olmus, sasmis.
MEHDI: (AR) Kendisine rehberlik edilen. Allah tarafindan hidayet verilmis olan. Dogru yolu tutan. Siilere göre 12 imamin sonu.
MEHIB: (AR) Heybetli, azametli, korkunç . Arslan (Esed, gazanfer, haydar, sir).
MEHMET: (TR) Muhammed isminin türkçesi. (bkz. Muhammed).
MEKIN: (AR) Temekkün eden, oturan yerlesen. Vakarli, temkinli, vakar, iktidar sahibi.
MELIH: (AR) Melahat sahibi, güzel, sirin, sevimli.
MELIK: (AR) Padisah, hakan, hükümdar. Mal sahibi. Allah’in isimlerinden.
MEMDUH: (AR) Övülmüs, övülecek.
MENDERES: (YUN) Akarsu yataklarinin dolanbaçli kismi. Ege bölgesindeki 3 akarsudan birisinin adi.
MENGÜ: (TR) Ebedi ölümsüz, bengi.
MENGÜALP: (TR) Ölümsüz, güçlü, kuvvetli, yigit.
MENGÜBAY: (TR) Varlikli kimse.
MENGÜBERT: (TR) Allah verdi.
MENGÜCEK: (TR) Erzincan, Kemah, Divrigi ve Sebinkarahisar’i içine alan bölgeyi fethederek XII. yy.’in ilk yansina kadar elinde tutan Türk sülalesi.
MENGÜÇ: (TR) Yasli.
MENGÜER: (TR) (bkz. Mengü).
MENGÜTAY: (TR) (bkz. Mengüer).
MENNAN: (AR) Çok ihsan eden, verici, ihsani bol.
MENSUR: (AR) Saçilmis, dagilmis. Ölçüsüz, uyaksiz, manzum olmayan söz.
MERD / MERT: (FAR) Adam, insan. Özü sözü dogru kabadayi, yigit.
MERDAN: (FAR) Mertler, insanlar, erkekler, yigitler.
MERIH: (AR) Dünya’dan sonra günese en yakin olan gezegen.
MERT: (FAR) Özü, sözü dogru yigit. Erkek insan.
MERTEL: (FAR-TR) (bkz. Mert).
MERTER: (FAR-TR) (bkz. Mert).
MERTKAL: (FAR-TR) Her zaman dogru kal.
MERTKAN: (FAR-TR) Mert soydan gelen.
MERTOL: (FAR-TR) Her zaman sözünün eri ol.
MERVAN: (AR) Emevi sülalesinin Mervan kolu.
MERZUK: (AR) Riziklandirilmis, rizik verilmis.
MESIH: (AR) Üzerine yag sürülmüs. Mesholunmus, baska bir sekle girmis olan. Acaip, tuhaf. Mesih: Hz. Isa’nin elini sürdügü hastalarin derhal iyilesmesi dolayisiyla kendisine isim olarak verilmistir.
MESUD / MESUT: (AR) Saadetli, bahtli, bahtiyar, kutlu.
METE: (TR) Büyük Türk-Hun Imparatoru (M.Ö. 209-174).
METEHAN: (TR) (bkz. Mete)
METIN: (AR) Metanetli, saglam, dayanikli. Özü, sözü dogru, sebatkar, itimat edilir.
METINER: (TR) (bkz. Metin)
MEVLUD / MEVLIT: (AR) Yeni dogmus çocuk. Dogulan zaman. Hz. Muhammed’in dogumunu anlatan manzum eser.
MIDHAT / MITHAT: (AR) Övme.
MIKAIL: (AR) Dört büyük melekten riziklarin dagitimiyla görevli olan melek.
MIRAT: (AR) Ayna.
MIRAÇ: (AR) Merdiven. Göge çikan. Hz. Muhammed’in göge çiktigi gece.
MIRAN: (FAR) Beyler.
MIRKELAM: (FAR) Güzel, nazik konusan kimse.
MIRZA: (FAR) Emiroglu beyi, hükümdar soyundan gelen. Dogu Türk devletlerinde asalet unvani.
MIZAN: (AR) Terazi. Saglama.
MUAMMER: (AR) Ömür süren, yasayan, yasamis.
MUCIB / MUCIP: (AR) Icabet eden, uyan. Icap eden, gereken. Sebeb olan, vesile teskil eden.
MUHAMMED / MUHAMMET: (AR) Tekrar tekrar övülmüs. Birçok güzel huylara sahip. Hz. Peygamber ‘in isimlerindendir. Dedesi Abdülmuttalib tarafindan, gökte hak yerde halk övsün niyetiyle bu ad konulmustur.
MUHARREM: (AR) Tahrim olunmus, haram kilinmis. Kamer takviminin birinci ayi asura ayi. Müslümanliktan önce bu ayda savasmak yasak oldugu için bu ad verilmistir. Bu ayin ilk 10 gününde Kerbela vakasinin yildönümünde matem yapilir. 10. gününde asure pisirilir.
MUHIB / MUHIP: (AR) Seven, sevgi besleyen, dost.
MUHIDDIN / MUHITTIN: (AR) Dini saran, çevreleyen.
MUHLIS: (AR) Halis, katiksiz. Dostlugu, samimiligi ve her hali içten gönülden olan. MUHSIN: (AR) Ihsan eden, iyilikte, bagista bulunan.
MUHTAR: (AR) Ihtiyar eden, seçilmis, seçkin. Hareketinde serbest olan, istedigi gibi davranan, diledigini yapan. Köy veya mahalle islerine bakmak üzere halkin seçtigi kimse.
MUHTESEM: (AR) Ihtisamli, tantanali, debdebeli, görkemli.
MUHYI: (AR) Ihya eden, dirilten, canlandiran, hayat veren.
MUID: (AR) Ögretmen yardimcisi. Asistan.
MUIN: (AR) Yardimci. Çirak.
MUIZ: (AR) Agirlayici, izzet ve ikram edici.
MUKADDER: (AR) Takdir olunmus, kiymeti biçilmis, kadri degeri bilinmis, begenilmis. Yazili, yazilip belirlenmis ilahi taktir. Yazili olmayip sözün gelisinden anlasilan.
MUKADDES: (AR) Takdis edilmis, mübarek kutsal temiz.
MUKBIL: (AR) Ikballi, kutlu, mutlu, bahtiyar, mes’ud.
MUKIM: (AR) Ikamet eden, oturan.
MUKMIR: (AR) Ay isikli, mehtapli.
MUNGAR: (TR) Eli açik, cömert.
MUNIS: (AR) Ünsiyetli alisilan, yadirganmaz, alisilmis. Cana yakin sevimli. Insandan kaçmayan.
MURAD / MURAT: (AR) Arzu, istek, dilek. Maksat meram.
MURATHAN: (AR) (bkz. Murat).
MURTAZA: (AR) Irtiza edilmis, begenilmis seçilmis. Güzide.
MUSA: (AR) Vasiyet edilmis. Vasi nasbolunmus, vasiyeti yerine getirmekle vazifelendirilmis. Tavsiye olunmus. Sina yarimadisinda, Eymen vadisinde Tur daginda Allah’in lütfuna mazhar olarak, kavmine “on emir” adi altinda Allah’in seriatini bildiren peygamber. Büyük kitaplardan Tevrat ona indirilmistir.
MUSTAFA: (AR) Temizlenmis, seçilmis, güzide. Hz. Peygamberin isimlerinden.
MUTA: (AR) Itaat olunan, boyun egilen, baskalarinin kendisine itaat ettikleri. Hz. Peygamberin isimlerinden.
MUTI: (AR) Itaat eden, bas egen, veren. Tabi, bagli. Rahat ve uslu.
MUTLAY: (TR) Mutlu, sevinçli ay.
MUTLU: (TR) Talihli, ugurlu. Bahtiyar.
MUTLUALP: (TR) (bkz. Mutlu).
MUTLUGÜN: (TR) (bkz. Mutlu).
MUTLUHAN: (TR) (bkz. Mutlay).
MUTLUTEKIN: (TR) (bkz. Mutlay).
MUTTALIB: (AR) Talepte bulunan, isteyen.
MUTLUER: (TR) (bkz. Mutlu).
MUVAFFAK: (AR) Basaran beceren.
MUVAHHID / MUVAHHIT: (AR) Allah’in birligine inanan. Allah’tan baska hiçbir ilah ve kanun koyucu tanimayan, yalniz Allah’tan gelen emirleri kabul eden.
MUVAKKAR: (AR) Tevkir edilmis, agirlanmis, saygi gösterilmis olan. Vakarli, agirbasli. MUZAFFER: (AR) Zafer, üstünlük kazanmis, üstün.
MUZI: (AR) Isik veren parlayan parlak.
MÜMIN: (AR) Iman etmis, Islam dinine inanmis, müslüman.
MÜBAREK: (AR) Bereketli, feyizli. Ugurlu, hayirli, kutlu, mutlu. Begenilen, sevilen, kizilan sasilan kimse. Bir sey hakkinda sözlesme.
MÜCAB / MÜCAP: (AR) Duasi kabul edilen.
MÜCAHID / MÜCAHIT: (AR) Cihad eden, din düsmanlariyla savasan. Savasan, ugrasan, savasçi. Gayret eden, çok çalisan. Tasavvufta nefsine karsi gelerek kendini terbiye eden ve böylece manevi makamlara erisen kimse, dervis.
MÜFID / MÜFIT: (AR) Ifade eden, anlatan, manali. Faydali.
MÜHIB / MÜHIP: (AR) Heybetli, korkunç, korkutan. Tehlikeli ve saygi uyandiran.
MÜJDAT: (FAR) Müjdeler, sevinçli haberler.
MÜKERREM: (AR) Muhterem, aziz sayin, saygideger, sayilan, onurlandiran, hürmet ve tazime erismis.
MÜKREM: (AR) Kerem ve seref ile nitelenmis olan.
MÜKREMIN: (AR) Ikram olunmus, agirlanmis.
MÜKRIM: (AR) Ikramci, ikram eden, agirlayan-agirlayici, misafirperver.
MÜLAYIM: (AR) Uygun, muvafik. Yumusak huylu, yavas kimse. Pekligi olmayan.
MÜLHIM: (AR) Ilham veren, içe dogduran, esinlendiren
MÜMTAZ: (AR) Imtiyaz taninmis, ayri tutulmus, üstün tutulmus. Seçkin.
MÜNIB / MÜNIP: (AR) Inabe eden, asiligi, azginligi birakarak Allah’a yönelen. Güzel yagan, faydali yagmur. Taze ve verimli bahar.
MÜNIF: (AR) Yüksek, ulu, büyük, ali, bülend. Yüksek, büyük hükümler.
MÜNIM: (AR) Nimet veren, yedirip içiren.
MÜNIR: (AR) Nurlandiran, isik veren, parlak, ziyalar.
MÜREN: (TR) Akarsu, dere, irmak.
MÜREVVA: (AR) Akli, fikri, düsünüsü görünüsü saglam.
MÜRID / MÜRIT: (AR) Idare eden, emreden buyuran. Bir seyhe bagli olan kimse.
MÜRSEL: (AR) Gönderilmis yollanilmis. Seriat sahibi peygamberler. Saliverilmis suç. Bir yazi sitili. Hz. Peygamberin isimlerinden.
MÜRSID / MÜRSIT: (AR) Irsad eden, dogru yolu gösteren kilavuz. Tarikat seyhi.
MÜSLIM: (AR) Islam dininde olan.
MÜSTAKIM: (AR) Dogru, düz, dik. Temiz, namuslu.
MÜSTECAB / MÜSTECAP: (AR) Isticabe edilmis, kabul olunmus, (bkz. Mücab).
MÜSFIK: (AR) Sefkatli, merhametli, aciyan, seven.
MÜSIR: (AR) Haber veren, bildiren. Emir ve isaret eden. Maresal.
MÜSTAK: (AR) Istiyakli, özleyen, görecegi gelen, can atan.

NABI: (AR) Haberci, haber veren. Yüksek, yüce.
NACI: (AR) Necat bulan, kurtulan, selamete kavusan. Cennetlik.
NACIL: (AR) Soyu sopu temiz olan kimse.
NADIM: (AR) Pismanlik duyan, pisman. Tevbe eden.
NADIR: (AR) Seyrek, az, ender bulunur.
NADI: (AR) Nida eden, haykiran, çagiran. Toplanti, meclis, (bkz. Nida).
NAFERIZ: (FAR) Göbek düsüren. Koku saçan.
NAFI: (AR) Yararli, kârli.
NAFIH: (AR) Üfleyen, üfleyici.
NAFIZ: (AR) Delen, delip geçen. Içeriye giren, isleyen. Tesir eden, sözü geçen.
NAHID / NAHIT: (FAR) Venüs (zühre) gezegeni. (AR) Yeni yetisen kiz.
NAIB / NAIP: (AR) Vekil, birinin yerine geçen, kadi vekili, hakim. Nöbet bekleyen, nöbetle gelen.
NAIM: (AR) Bollukta yasayis. Cennetin bir kismi.
NAKIB / NAKIP: (Ar.) Bir kavim veya kabilenin reisi veya vekili.
NAMAL: (TR) Adin duyulsun, ün kazan.
NAMDAR: (FAR) Namli, ünlü.
NAMI: (FAR) Namli, söhretli ünlü.
NAMIK: (AR) Yazici, katip, yazar
NASIH: (AR) Nasihat eden, ögüt veren.
NASIR: (AR) Yardimci, yardim eden.
NASIB / NASIP: (AR) Pay hisse. Birinin elde ettigi sey. Allah’in kismet ettigi sey.
NASR: (AR) Yardim. Üstünlük (zafer).
NASRUDDIN: (AR) Dine yardimi dokunan. Dilimizde “Nasreddin” seklinde kullanilir. NASRULLAH: (AR) Allah’in nusreti, yardimi.
NASUH: (AR) Nasihatçi, ögütçü. Halis, temiz.
NASUHI: (AR) Bozulmaz sekilde tövbe edici.
NASID / NASIT: (AR) Siir okuyan, siir söyleyen, siir yazan.
NASIR: (AR) (Nesreden) Dagitan, yayan, yayinlayan.
NATIK / NATUK: (AR) Söyleyen konusan. Düsünen. Bildiren, bildirici.
NAYMAN: (MOG) Sekiz. Bati Mogolistan’da yasayan sekiz kabileden olusan Türk toplulugu.
NAZIM: (AR) (Tanzim eden) Düzenleyen. Sira sira, dizi dizi olan sey.
NAZIR: (AR) Nazar eden, nezaret eden, bakan, gözeten. Vekil bakan. Bir yüzü bir tarafa yönelik olan.
NAZIF: (AR) Temiz, pak, nazik, zarif ve sik giyimli.
NAZIL: (AR) Yukardan asagiya inen. Bir yere konan, bir yerde konaklayan.
NAZIR: (AR) Taze. Altin. Benzer es.
NAZMI: (AR) Dizme, siraya koyma. Sira, tertip. Vezinli, kafiyeli söz.
NEBA: (AR) Haber.
NEBAHADDIN / NEBAHATTIN: (AR) Dinin sani ve serefi.
NEBI: (AR) Haberci. Peygamber.
NEBIH: (AR) Namli, serefli.
NEBIL: (AR) Yüksek meziyet ve onur sahibi. Akilli, anlayisli. Bilgili, faziletli.
NECABET: (AR) Soyluluk, soy temizligi.
NECAETTIN: (AR) Dine girip hidayete eren, kurtulan.
NECAH: (AR) Istegine ulasma. Kurtulma. Ihtiyaçlarini temin edebilmek.
NECAT: (AR) Kurtulma, kurtulus. Selamet.
NECATI: (AR) Kurtulmaya mensup, kurtulusla ilgili.
NECCAR: (ARR) Dülger. Marangoz.
NECDET: (AR) Kahramanllik yigitlik, efelik. Korkusuz olmak.
NECIB / NECIP: (AR) Soyu sopu temiz pak olan kimse. Asilzade, kiymetli, üstün.Güzel ahlak sahibi.
NECID: (AR) Yüksek yayla. Arabistan’in sahil ovasina ve çukur sahaya zit olan yüksek kisim.
NECIL: (AR) Soylu, soyu sopu temiz, kisizade. Asil.
NECIY: (AR) Sirdas.
NECIYULLAH: (AR) Allah’in kurtulus verdigi kisi.
NECMI: (AR) Yildizla ilgili.( Necmüddin: Dinin yildizi. Dilimizde “Necmettin” seklinde kullanilmaktadir.)
NEDA: (AR) Çig, nem rutubet.
NEDIM: (AR) Meclis arkadasi, sohbet arkadasi. Büyükleri fikra ve hikayeleri ile eglendiren. Güzel hikayeler anlatan, tatli konusan.
NEDRET: (AR)Azlik, seyreklik, az bulunurluk.
NEDVE: (AR) Görüsme konusma.
NEFER: (AR) Bir adam, tek kisi. Er, asker.
NEFI: (AR) Çikar ile ilgili faydaci, menfaat, kâr.
NEHIB / NEHIP: (AR) Dehset, korku. Yagmaci, çapulcu.
NEHRI: (AR) Nehirle ilgili, nehire ait.
NEJAD / NEJAT: (FAR) Soy, nesil.
NERHAN: (FAR-TR) Yigit Han, Yigit Sultan.
NERIM: (FAR) Pehlivan, yigit, bahadir.
NERMI: (FAR) Yumusak, gevseklik.
NESEFI: (AR) Yapi ustasi.
NESIB / NESIP: (AR) Soylu, soyu temiz baba.
NESIF: (AR) Iki kisi arasinda olan sir.
NESIL: (AR) Ayni çagda, ayni yasta bulunan kimselerin tümü, kusak.
NESIM: (AR) Hafif rüzgar. Hos, mülayim insan.
NESAT: (AR) Sevinç, nese, senlik, keyif. Iran sairlerinden birisinin adi.
NESET: (AR) Meydana gelme, gelisme. Kaynak olma, bir mecradan çikis.
NESID / NESIT: (AR) Manzum siir. Atasözü derecesinde kullanilan meshur beyit veya misra.
NEVAL: (AR) Talih, kismet. Bahsis, bagis.
NEVAZ: (FAR) Oksayan, oksayici.
NEVCI: (FAR) Makam, ahenk ve nasip ile ilgili.
NEVCIVAN: (FAR) Genç, delikanli.
NEVFEL: (AR) Deniz. (bkz. Derya).
NEVHIZ: (FAR) Genç. Yeni yetismis, yeni çikmis.
NEVIT: (FAR) Iyi, sevinçli haber, müjde.
NEVRED: (FAR) Gezen, dolasan, yol alan.
NEVREDDIN: (AR) Dinin isigi, aydinligi.
NEVRES: (FAR) Yeni yetisen, yeni biten.
NEVSAL: (FAR) Yeni yil.
NEVZAD / NEVZAT: (FAR) Yeni dogmus. Yeni dogan.
NEVZAR: (FAR) Yeni aglayis, aglamasi güzel olan.
NEYYIR: (AR) Nurlu, parlak. Isikli cisim. Günes.
NEYZEN: (FAR) Ney çalan kimse.
NEZIH: (AR) Temiz, pak.
NEZIHI: (AR) Temizlik, saflik, incelikle ilgili.
NEZIR: (AR) Birini dogru yola yöneltmek için gözdagi vererek korkutmak. Adak, dilek, tahsis. Kendisini Allah yoluna adayan kisi.
NEZZAM: (AR) (Nizam veren) Düzenleyen.
NIHAD / NIHAT: (FAR) Tabiat huy, yaratilis, kisilik, bünye.
NIJAD / NIJAT: (FAR) Soy, nesil, neseb. Tabiat, cibilliyet, (bkz. Nejad).
NIKAN: (FAR) Iyiler, hoslar.
NIYAZ: (FAR) Yalvarma, yakarma. Dua. Bazi tarikatlarda küçügün büyüge karsi olan selam, saygi ve duasi. Ihtiyaç, muhtaçlik.
NIYAZI: (FAR) (bkz. Niyaz). Yalvarici, niyaz edici. Sevgili.
NIZAM: (AR) Dizi, sira. Düzen, usul, tertip, yol, kaide. Kanunlar.
NIZAMI: (AR) Kurallara uygun, düzenli. Kanun ve nizama ait, onunla ilgili.
NUH: (AR) Nuh peygamber. Kur’an-i Kerim’de ismi geçen 25 peygamberden biri. Zamaninda Nuh tufani olmustur.
NUMAN: (AR) Kan.Gelincik.
NURALP: (AR-TR) Nurlu, yigit.
NURATAY: (AR-TR) (bkz. Nuralp).
NURBAKI: (AR) Sürekli aydinlik olan, nurlu sabah.
NURBAY: (AR-TR) Nurlu, aydinlik kimse.
NURDAG: (AR-TR) Nurdagi, Nurdan dag.
NUREDDIN: (AR) Dinin nuru, isigi.
NURER: (AR-TR) Nurlu insan.
NURERSIN: (AR-TR) (bkz. Nurer).
NURI: (AR) Nura ait, nurla ilgili.
NURKAN: (AR-TR) Temiz, berrak soydan gelen.
NURKUT: (AR-TR) (bkz. Nurkan).
NURSAL: (AR-TR) Isik saç, aydinlat.
NURTAÇ: (AR-TR) Nurdan taç.
NURTAN: (AR-TR) Isikli tan.
NURTEKIN: (AR-TR) Aydin ve güvenilir, emin.
NURULLAH: (AR) Allah’in nuru.
NURZAT: (TR) Nurlu, aydinlik kisi.
NUSRET: (AR) Yardim. Allah’in yardimi. Zafer, muzafferiyet. Basari, üstünlük.
NUSRETTIN: (AR) Dinin yardim ettigi. Dinin basarili temsilcisi.
NUSAT: (FAR) Içkiden sarhos olmus, mest olmus.
NUSIN: (FAR) Tatli, hos, güzel.
NUTKI: (AR) Söz, lakirdi, konusma. Nutuk, söylev, söyleyen.
NUYAN: (FAR) Sehzade, prens.
NÜVID / NÜVIT: (FAR) Müjde, mustu. Hayirli haber.
NÜZHET: (AR) Nese, eglence, eglence yerlerini seyredip gezme. Sevinç, ferahlik.

OBA: (TR) Çadirlarda yasayan göçebe ailelerin meydana getirdigi topluluk. Genellikle bölmeli göçebe cadin. Yabanci. Zeka ya da yetenekleri olaganüstü isler basaracak kadar üstün olan kimse, dahi. Ova.
OBUZ: (TR) Su kaynagi. Akarsulardan olusan küçük derecik. Iki derenin birlestigi dar yer. Karlarin erimesiyle olusan ufak dere.
ODHAN: (TR) Atak, hareketli ve canli lider. Ates gibi han.
ODKAN: (TR) Canli, coskulu kimse. Ates kanli. Atak. Delidolu
ODMAN: (TR) Ates gibi canli, coskulu, hareketli kimse.
OFLAS: (TR) (bkz. Oflaz).
OFLAZ: (TR) Iyi, güzel, eksiksiz, tam. Gürbüz, yakisikli, güzel giyinen. Becerikli.Eflatun rengi.Ise yarar uygun. Cesur kabadayi.
OFLAZER: (TR) Oflaz er. Gürbüz, becerikli, eksiksiz, yigit.
OGAN: (TR) (bkz. Okan).
OGANER: (TR) Ogan er.
OGÜN: (TR) Animsanan belirli bir günde dogan.
OGANER: (TR) Ogan er.
OGANSOY: (TR) Ogan soy.
OGUÇ: (TR) Oymak. Hisim, akraba.Bereket.
OGUR: (TR) Ugur. Samimi, içten dost. Bir sey yapabilmek için ele geçen zaman ya da elverisli durum.
OGURALP: (TR) Samimi, içten yigit.
OGURATA: (TR) Ugurlu ata.
OGUS: (TR) Erkek çocuk.
OGUZ: (TR) Mübarek, saf ve iyi yaratilisli. Genç, saglam, güçlü. Türk efsanelerinde geçen büyük bir kahraman. Büyük bir Türk boyu.
OGUZALP: (TR) Oguz boyundan, yigit, savasçi.
OGUZATA: (TR) Oguz’a mensup, güçlü yigit baba. Oguz kahramani.
OGUZBALA: (TR) Oguz çocugu. Yigit gürbüz çocuk.
OGUZBAY: (TR) Oguz bay.
OGUZCAN: (TR) Oguz can.
OGUZER: (TR) Oguz er.
OGUZHAN: (TR) Yigit han, hakan. Oguz boylarinin efsanevi kahramani.
OGUZKAN: (TR) Damarlarinda Oguz kani tasiyan.
OGUZMAN: (TR) Güçlü, saglam, iyi yürekli, dost kimse.
OGUZTAN: (TR) Görkemli, aydinlik.
OGUZTÜZÜN: (TR) Saglam, yigit. Yumusak huylu, sakin.
OKAN: (TR) Anlayisli. Anlama, ögrenme.
OKANALP: (TR) Anlayisli yigit.Tanrisal gücü olan yigit.
OKANAY: (TR) Okan ay.
OKANDAN: (TR) Tanri’dan gelen, Tanri’nin verdigi.
OKANER: (TR) (bkz. Okanalp).
OKATAN: (TR.) Ok atan.
OKATAY: (TR) Ok atay.
OKAY: (TR) Baht, talih, sans. Bahtli, talihli. Begenme. Satürn gezegeni.
OKBAS: (TR) Ok bas.
OKBOGA: (TR) Hizli ve boga gibi güçlü.
OKBUDUN: (TR) Birlik içinde olan. Dürüst soya mensup.
OKCAN: (TR) Canli, hareketli cani tez.
OKÇUN: (TR) Uzak, öte, uzakta bulunan.
OKDAG: (TR) Ok dag.
OKDEMIR: (TR) Demir gibi saglam ve atak. Demirden yapilmis ok.
OKER: (TR) Hizli, canli, hareketli kimse.
OKERGÜN: (TR) Ok ergin.
OKGÜÇ: (TR) Ok gibi güçlü ve hizli.
OKHAN: (TR) Hizli, atak ve güçlü lider, han.
OKKAN: (TR) Ok kan.
OKMAN: (TR) Ok gibi hizli, güçlü kimse. Okçu.
OKSAL: (TR) Ok sal.
OKSALMIS: (TR) Ok atmakla meshur.
OKSAR: (TR) Ok atisina hazirlan.
OKSAY: (TR) Ok ve Say’dan birlesik isim.
OKSEV: (TR) Ok ve Sev’den birlesik isim.
OKSEVEN: (TR) Ok seven.
OKSU: (TR) Hizli ve düzenli akan su.
OKSAK: (TR) Benzeyis. Benzeyen, andiran.
OKTAN: (TR) Ok tan.
OKTAR: (TR) Ok tar.
OKTAY: (TR) Öfkeli, sinirli, kizgin.
OKTUG: (TR) Ok tug.
OKTUNA: (TR) Ok tuna.
OKTÜRE: (TR) Ok türe.
OKTÜREMIS: (TR) Ok türemis.
OKUS: (TR) Zeka, akil, anlayislilik. Çagri, davet.
OKUSLU: (TR) Zeki, akilli, anlayisli.
OKUTAN: (TR) Egitici, ögretmen.
OKUTMAN: (TR) Okutan, ögreten, ögretmen.
OKUYAN: (TR) Okumayi seven. Çagiran, davet eden.
OKYALAZ: (TR) Ates gibi canli ve çabuk.
OKYAN: (TR) Ok yan.
OKYANUS: (YUN) Ana karalari birbirinden ayiran büyük deniz.
OKYAR: (TR) Ok yar.
OKYAY: (TR) Ok yay.
OLCA: (TR) Savasta düsmandan ele geçirilen mal, ganimet.
OLCAY: (TR) Baht, talih, ikbal.
OLCAYTU: (TR) Bahtli, sansli, talihli.
OLCAYTUG: (TR) (bkz. Olcaytu).
OLCUM: (TR) Eli ise yatkin, becerikli, usta. Kendini oldugundan üstün gösteren.
OLDAÇ: (TR) Sisman, büyümeye, gelismeye elverisli olan.
OLGAÇ: (TR) Olgun, yetiskin, iyi gelismis.
OLGUN: (TR) Bilgi, görgü ve hosgörüsü gelismis kimse.
OLGUNAY: (TR) Olgunay, dolunay.
OLGUNER: (TR) Olgun er. Yetismis, iyi gelismis kimse.
OLGUNSOY: (TR) Taninmis soydan gelen.
OLGUNSU: (TR) Olgunsu
OLSAR: (TR) Adin duyulsun.
OMAÇ: (TR) Hedef, gaye, amaç.
OMAY: (TR) Seçkin, seçilmis. Özet, öz.
ONAR: (TR) Daha iyi bir duruma giren, mutlu olan. Hastaliktan, dertten kurtulan.
ONARAN: (TR) Düzelten, yararli bir duruma getiren. Iyilestiren, tedavi eden. Basaran, bitiren.
ONAT: (TR) Iyi, güzel, düzgün. Iyi yaratilisli. Dogru, dürüst nitelikli. Kolay.
ONATKAN: (TR) Onat kan. Temiz, dürüst soydan gelen.
ONATSÜ: (TR) Güzel, dürüst asker. Nitelikli asker.
ONAY: (TR) Uygun bulma, onaylama. Uygun yerinde.R
ONBULAK: (TR) On bulak.
ONGAR: (TR) Kurtulus.
ONGAY: (TR) Kolay.
ONGU: (TR) Gönül rahatligi, mutluluk, saglik. Bayindirlik, gelismislik.
ONGUN: (TR) Eksiksiz, tam. Verimli, bol, Bayindir. Kutlu, ugurlu, begenilen. Kurtulmus, onmus.Gelismis, gürbüz.
ONGUNALP: (TR) Kutlu, ugurlu, begenilen yigit.
ONGUNER: (TR) Gelismis, gürbüz genç.
ONGUNSU: (TR) Bol ve gür akan su.
ONGÜNER: (TR) Ongün-er.
ONGÜNES: (TR) Ongün-es.
ONUK: (TR) Sevgili, aziz.
ONUKER: (TR) Onuk er. Sevilen, sevgili insan, saygi deger.
ONUKTEKIN: (TR) Sevilen, sayilan güvenilir, emin insan.
ONUL: (TR) Iyiles, iyi ol, saglikli ol.
ONULTAN: (TR) Iyilestiren, düzelten, sagligina kavusturan.
ONUR: (TüR) Insanin kendisine karsi duydugu saygi. Baskalarinin gösterdigi sayginin dayandigi deger, seref.
ONURAD: (TR) Onuruyla taninmis ad.
ONURAL: (TR) San, seref kazan.
ONURALP: (TR) Onuruyla taninmis kimse. Yigit ve onurlu.
ONURHAN: (TR) Onurlu han, hükümdar.
ONURKAN: (TR) Onurlu, soylu kandan gelen.
ONURSAL: (TR) Onurla ilgili. Saygi için verilen san.
ONURSAN: (TR) Onuruyla taninmis, serefli.
ONURSAY: (TR) Onur say.
ONURSEV: (TR) Onur sev.
ONURSOY: (TR) Onurlu soydan gelen.
ONURSU: (TR) Onur su.
ONURSÜ: (TR) Onurlu asker.
ORAK: (TR) Ekin biçme zamani, hasat. Ekin biçme araci.
ORAL: (TR) Kuleyi, sehri ele geçir, zaptet.
ORALMIS: (TR) Kale, sehir almis.
ORAN: (TR) Ölçü, nispet, derece. Ölçülü, hesapli. Tahmin. Anlayisli.
ORAY: (TR) Ates gibi kizil renkte ay. Sehirli, sehirde yasayan.
ORBAY: (TR) Ordu komutani. Ordu beyi.
ORBEK: (TR) Sehir beyi.
ORBEY: (TüR) Bekçi muhafiz.
ORCAN: (TR) Bey can. Üstün, kidemli kisi.
ORCANER: (TR) (bkz. Orcan).
ORÇUN: (TR) Ardillar, halefler.
ORGUN: (TR) Gizli sakli.
ORGUNALP: (TR) Orgun alp.
ORGUNTAY: (TR) Orgun tay.
ÖRGÜN: (TR) Sicak gün.
ORGUNALP: (TR) Örgün alp.
ORHAN: (TR) Sehrin yöneticisi, hakimi.
ORHON: (TR) (bkz. Orhun).
ORHUN: (TR) Orta Asya’da bir irmak. Orta Asya Türklerinin kullandigi en eski yazi. Yüksek, yüce Hun anlaminda.
ORKAN: (TR) Or kan.
ORKUN: (TR) (bkz. Orhun).
ORKUT: (TR) Kutlu, ugurlu sehir.
ORKUTAY: (TR) Or kut ay.
ORTAÇ: (TR) Tepe, ozanlarin bulundugu. Mirasçi. Veliaht.
ORTAN: (TR) Ates renginde kizil tan.
ORTANCA: (TR) Pek çok türü bulunan süs bitkisi. Yas bakimindan üç kardesin büyügü ile küçügü arasindaki kardes.
ÖRTÜN: (TR) Ortanca kardes.
ORTUNÇ: (TR) Ates renginde tunç.
ORUÇ: (TR) Islam’in bes sartindan birisidir. Tan yerinin agarmasindan günes batana kadar Allah rizasi için yiyip içmekten cinsi münasebetten sakinmak. Ibadet.
ORUK: (TR) Aile, oymak. Göçmen olarak gelip bir yere yerlesen. Yol, çare, imkan.
ORUN: (TR) Özel, yer. Önemli bir görevlinin çalistigi yer, makam.Gizli, habersiz. Huy, yaratilis.
ORUS: (TR) Eski uygur adlarindandir. “Talih, baht, saadet” anlamindadir.
ORUZ: (TR) Düsün, düsünce.
OSKAN: (TR) Akilli.
OSKAY: (TR) Neseli, mutlu.
OSMAN: (AR) Bir tür kus ya da ejderha. ( Toy denilen, kazdan büyük bir kusun yavrusu). Ates gibi adam (Odman= Od +Man)
OTAC: (TR) Hekim, doktor.
OTARAN: (TR) Hayvanlari otlatan çoban.
OTAY: (TR) Ates renginde ay.
OYAL: (TR) Oy al.
OYALP: (TR) Oy alp.
OYANALP: (TR) E Ogan alp. Güçlü yigit.
OYHAN: (TR) Oy han.
OYKAN: (TR) Oy kan.
OYKUT: (TR) Oy kut.
OYLUM: (TR) Vadi, koyak. Çukur, oyuk. Bir cismin uzayda kapladigi bosluk.
OYMAN: (TR) Görüs, düsünce sahibi.
OYTUN: (TR) Kutsal, mübarek. Begenilen, güzel yer. Alçak yer, ova.
OYTUNÇ: (TR) Oy tunç.
OYUM: (TR) Oymak isi.
OZAN: (TR) Siir yazan, sair. Halk sairi. Sakaci, tatli, güzel konusan.
OZANALP: (TR) Siir söyleyen tatli dilli yigit.
OZANER: (TR) Ozan er.
OZANSOY: (TR) Güzel konusan, siir yazan bir soydan gelen.
OZANSÜ: (TR) Güzel konusan, siir yazan asker.
OZGAN: (TR) Öne geçen, kazanan, basarili.
ÖCAL: (TR) Yapilan kötülügün acisini çikar, öcünü al.
ÖDÜL: (TR) Bir basari ya da iyilik karsisinda verilen armagan. Yarisma veya müsabakalarda kazanana verilen hediye, mükafat.
ÖGE: (TR) Çok akilli. Yasli kimse. Bir ulusun büyügü, ileri geleni. Hekim. Ün, söhret.
ÖGEDAY: (TR) Çok akilli, bilgili. Mogol hükümdari Cengiz Han’in oglu.
ÖGER: (TR) Akilli, bilgili kimse.
ÖGET: (TR) Begenilen, aranilan, övülen, iyi güzel.
ÖGETÜRK: (TR) Akilli, bilgili Türk.
ÖGÜN: (TR) Kendini yücelt, gurur duy. Zaman vakit. Kez, defa. Önde, ileride olan.
ÖGÜT: (TR) Bir kimseye yapmasi ya da yapmamasi gereken seyler için söylenen söz.
ÖKE: (TR) (bkz. Öge).
ÖKER: (TR) Akilli kimse.
ÖKKES: (AR) Erkek örümcek. Bir dag adi.
ÖKLÜ: (TR) Akilli.
ÖKMEN: (TR) Akilli, zeki, bilgili kimse.
ÖKMENER: (TR) Akilli, bilgili kimse.
ÖKTEM: (TR) Güçlü, onurlu, gösterisli, korkusuz.
ÖKTEMER: (TR) (bkz. Öktem).
ÖKTEN: (TR) Akilli, bilgili, fazil, kahraman, cesur.
ÖKTÜRK: (TR) Akilli, güçlü Türk.
ÖMER: (AR) Halife Hz Ömer’den. Adaletiyle ünlüdür.
ÖMÜR: (AR) Hayat müddeti, yasama süresi. Hayat, dirilik.
ÖMÜRAL: (AR-TR) Uzun ömürlü ol.
ÖMÜRCAN: (AR-TR) Ömür-Can.
ÖNAL: (TR) Ileri git, lider ol anlaminda.
ÖNAY: (TR) Ayin ilk günlerindeki hali, hilal.
ÖNCEL: (TR) Birine göre kendinden önce yerini tutmus olan kimse. Bizden önce yasamis olanlar.
ÖNCÜBAY: (TR) Klavuz, rehber, önder kisi.
ÖNDER: (TR) Bir davada, fikri siyasi bir harekette önde giden, önayak olan, kitleyi idare eden kimse, lider, sef.
ÖNEL: (TR) Bir isin tamamlanmasi için verilen süre, vade, mühlet.
ÖNEN: (TR) Hak, adalet.
ÖNER: (TR) Önde gelen, basta gelen. Yön. Sira.
ÖNGAY: (TR) Jüpiter gezegeni.
ÖNGEL: (TR) Agir basli.
ONGEN: (TR) Basari, zafer.
ÖNGÜ: (TR) Ilk, önce, önceki. Direnme, inat.
ÖNGÜL: (TR) Direnen, inatçi kimse. . Ön ayak olan, tesvik eden. Kilavuz.
ÖNGÜT: (TR) Saklanarak yanasma, izinden yürüme. Hücum etmek için elverisli yer.
ÖNKAL: (TR) Ön kal.
ÖNSAL: (TR) Ön sal.
ÖNSOY: (TR) Ilk soy.
ÖNÜR: (TR) Kendinden önceki, eski. Öne geçen, ileriye giden.
ÖREN: (TR) Eski yapi ya da kent kalintisi. Sehir kent. Köy. Bitek ova. Ormanlik yer.
ÖRENEL: (TR) Cömert ve genis el.
ÖRENER: (TR) Genis, güven veren yigit.
ÖRENGÜL: (TR) Yaban gülü.
ÖRGEN: (TR) Organ. Ince halat, urgan.
ORSAN: (TR) Yüce adi olan.
ÖRSEL: (TR) Ör sel.
ÖTÜKEN: (TR) Oguz destaninda Tiyensan daglariyla Orhun havzasi arasinda bulundugu belirtilen, ormanlik kutsal bölge. Mogolca’da yer Tanriçasi.
ÖVEÇ: (TR) 2, 3 yasindaki erkek koyun.
ÖVÜNÇ: (TR) Övünmeye yol açan, övünülecek sey.
ÖYMEN: (TR) Evcimen, evine bagli.
ÖZ: (TR) Bir kimsenin betigi, manevi varligi. Bir seyin temel ögesi. Kan bagi ile bagli olan.
ÖZAK: (TR) Öz ak. Özü temiz, dogru kimse.
ÖZAKAN: (TR) Öz akan.
ÖZAKAY: (TR) Öz akay. Özü temiz kimse.
ÖZAKIN: (TR) Öz akin.
ÖZAKINCI: (TR) Öz akinci.
ÖZAKTUG: (TR) Beyaz tug.
ÖZAL: (TR) Öz al.
ÖZALP: (TR) Özünde yigit olan kimse.
ÖZALPMAN: (TR) Özünde yigit olan kimse.
ÖZALPSAN: (TR) Yigitligiyle taninan kimse.
ÖZALTAN: (TR) Sabah seher vaktinde gögün kizillasarak aydinlanmasi.
ÖZALTAY: (TR) Altaylara mensup. Öztürk.
ÖZALTIN: (TR) Özü altin gibi degerli olan kimse.
ÖZALTUG: (TR) Kirmizi tug.
ÖZAN: (TR) Öz an.
ÖZARI: (TR) Ari gibi çaliskan kimse.
ÖZARKIN: (TR) Öz arkin.
ÖZASLAN: (TR) Aslan gibi güçlü, soylu kimse.
ÖZATA: (TR) Ata ve Öz kelimelerinden birlesik isim.
ÖZATAY: (TR) Özü herkesçe taninan kimse.
ÖZAY: (TR) Özü ay gibi temiz, parlak, aydinlik kimse.
ÖZAYDIN: (TR) Özü temiz, aydinlik kimse.
ÖZBAL: (TR) Balin özü.
ÖZBALA: (TR) Öz çocuk.
ÖZBAS: (TR) Öz bas.
ÖZBATU: (TR) Öz batu.
ÖZBAY: (TR) Yigit, Türk Alpi.
ÖZBEK: (TR) Yigit, cesur, özü güçlü. Orta Asya’da yasayan bir Türk boyu ve bu boydan olan kimse.
ÖZBEKKAN: (TR) Özbek soyundan gelen.
ÖZBEN: (TR) Soyluluk ve asalette öz, temel.
ÖZBERK: (AR-FAR) Özü güçlü kimse.
ÖZBEY: (TR) (bkz. Özbay).
ÖZBIL: (TR) Öz- Bil
ÖZBILEK: (TR) Güçlü bilek.
ÖZBILEN: (TR) Kendisi bilen, kendiliginden bilen.
ÖZBILGE: (TR) Bilgelik tasiyan. Dogasinda bilgelik bulunan.
ÖZBILGIN: (TR) Öz bilgin.
ÖZBILIR: (TR) Asil bilgiye ulasan, temel bilgi sahibi.
ÖZBIR: (TR) Soy, temel, asil birligi.
ÖZBOGA: (TR) Öz boga.
ÖZCAN: (TR) Candan, samimi, içten.
ÖZCEBE: (TR) Zirh, cevsen, silah, mühimmat isleriyle ugrasan.
ÖZÇAM: (TR) Öz çam.
ÖZÇELIK: (TR) Özü çelik gibi sert ve güçlü.
ÖZÇEVIK: (TR) Canli, çevik, hareketli kimse.
ÖZÇIN: (TR) Özü dogru, saf, temiz kimse.
ÖZÇINAR: (TR) Öz çinar.
ÖZDAG: (TR) Öz dag.
ÖZDAL: (TR) Öz dal.
ÖZDAMAR: (TR) Öz damar.
ÖZDEGER: (TR) Bir seyin gerçek degeri.
ÖZDEK: (TR) Temel, esas, kök. Iç, öz, çekirdek. Madde.
ÖZDEL: (TR) Hediye. Armagan.
ÖZDEMIR: (TR) Özü demir gibi güçlü.
ÖZDEN: (TR) Soyca temiz, köleligi olmayan, özgür. Özle, özvarlikla, gerçekle ilgili.Sularin geçtigi yer, su geçidi. Özsu.
ÖZDENER: (TR) Özden er.
ÖZDES: (TR) Her türlü nitelik bakimindan esit olan, benzer olan.
ÖZDIL: (TR) Gönülden, içten.
ÖZDILEK: (TR) Candan dilenen dilek.
ÖZDILMAÇ: (TR) Tercüman, çevirmen.
ÖZDINÇ: (TR) Özlü, canli, dinç olan kimse.
ÖZDINÇER: (TR) Özü canli, dinç olan kimse.
ÖZDOGA: (TR) Gerçek, bozulmamis tabiat.
ÖZDOGAL: (TR) Öz dogal.
ÖZDOGAN: (TR) Öz dogan.
ÖZDOGRU: (TR) Özünden temiz, dürüst kimse.
ÖZDORU: (TR) Öz doru.
ÖZDORUK: (TR) Zirve. Yüksek sahsiyet.
ÖZDURAN: (TR) Öz duran.
ÖZDURDU: (TR) Öz durdu.
ÖZDURU: (TR) Özü duru, katiksiz olan.
ÖZEK: (TR) Güç. Çaliskan. Küçük dere. Agacin, bitkinin özü, içi. Bitki filizi. Bir seyin ortasi.
ÖZEKAN: (TR) Öze kan.
ÖZEL: (TR) Öz el. Yalniz bir kisiye, bir seye ait ya da iliskin olan. Devlete degil, kisiye ait olan. Her zaman görülenden, olagandan farkli, dikkate deger.
ÖZEN: (TR) Bir isin elden geldigince iyi olmasi için gösterilen çaba. Içerlek, tam orta, en içeride olan. Ilk söz. 4 Bir birine yakin iki dagin arasindaki uzaklik, ara. Dere, irmak.
ÖZENDER: (TR) Ender bulunan yaratilista olan, degerli.
ÖZENGIN: (TR) Özü engin, genis ve derin.
ÖZENLI: (TR) Özenle çalisan kimse.
ÖZER: (TR) Yigit, dogru kimse.
ÖZERCAN: (TR) Özer can.
ÖZERDAL: (TR) Öz er dal.
ÖZERDEM: (TR) Bütün erdemleri özünde toplayan.
ÖZERDIM: (TR) Özüne erdim, ulastim.
ÖZERDINÇ: (TR) Özünde canli, dinç olan erkek.
ÖZEREK: (TR) Asil amaç, ulasilmak istenen sey.
ÖZERHAN: (TR) Yigit, cesur han.
ÖZERK: (TR) Kendi kendini yönetme yetkisi olan.
ÖZERKIN: (TR) Özgür, güçlü kimse.
ÖZERKMEN: (TR) Özünde güçlü olan.
ÖZERMAN: (TR) Bir seyi çok isteyen. Pismanlik duyan.
ÖZEROL: (TR) Gerçek yigit ol.
ÖZERTAN: (TR) Öz ertan.
ÖZERTEM: (TR) Özünde erdemli olan.
ÖZGE: (TR) Baska, gayri, diger. Yabanci, agyar. Iyi, güzel. Iki dag arasindaki dereciklerin birlestigi yer, derenin baslangici. Sakaci. Cana yakin, sicakkanli.Yürekli, gözü pek.
ÖZGEBAY: (TR) Iyi, güzel, yürekli erkek.
ÖZGEER: (TR) Iyi güzel erkek.
ÖZGEN: (TR) Özü genis, rahat, sakin kimse.
ÖZGENALP: (TR) Sakin, agirbasli yigit.
ÖZGENAY: (TR) (bkz. Özgenalp).
ÖZGENÇ: (TR) Öz genç.
ÖZGENER: (TR) (bkz. Özgenalp).
ÖZGER: (TR) Iyi, güzel kimse.
ÖZGIRAY: (TR) Kuvvetli, kudretli yigit. Kirim hanlarinin kullandigi isimlerden.
ÖZGÜ: (TR) Kutsal. Özellikle birine ya da bir seye ait olan.
ÖZGÜÇ: (TR) Temel güç. Ana kuvvet.
ÖZGÜLEÇ: (TR) Güler yüzlü, içten gülen kimse.
ÖZGÜN: (TR) Nitelikleri bakimindan benzerlerinden ayri ve üstün olan. Yalniz kendine özgü bir nitelik tasiyan.
ÖZGÜNAY: (TR) Özgün ay.
ÖZGÜNER: (TR) Öz güner.
ÖZGÜNES: (TR) Günes gibi parlak ve kapsamli.
ÖZGÜR: (TR) Kendi kendine hareket etme, davranma karar verme gücü olan. Tutuklu olmayan, hür. Baskasinin kölesi olmayan. Bagimsiz.
ÖZGÜRCAN: (TR) Özgürlügüne düskün kimse.
ÖZGÜREL: (TR) Özgür davranan kimse.
ÖZGÜVEN: (TR) Kendine güvenen.
ÖZHAKAN: (TR) Hakan soyundan gelen.
ÖZHAN: (TR) Hükümdar soyundan gelen.
ÖZIL: (TR) Gerçek ülke.
ÖZILHAN: (TR) Ülkenin hani, yöneticisi.
ÖZILTER: (TR) Yurdun gerçek savunucusu, koruyucusu.
ÖZINAL: (TR) Gerçek arkadas, dost.
ÖZINAN: (TR) Özden gelen inanç.
ÖZKAN: (TR) Temiz kan, soylu kimse.
ÖZKAR: (TR) Öz kar.
ÖZKAYA: (TR) Öz kaya.
ÖZKAYRA: (TR) Içten gelen bagis, iyilik.
ÖZKE: (TR) Saglam, saglikli. Temiz yürekli.
ÖZKENT: (TR) Öz kent.
ÖZKER: (TR) Saglam, temiz yürekli er.
ÖZKOÇ: (TR) Cesur, savaskan yapili..
ÖZKÖK: (TR) Esas, temel, kaynak. Neslin geldigi soy agaci.
ÖZKUL: (TR) Gerçek kul. Hakkiyla ibadet eden kul.
ÖZKURT: (TR) Öz kurt.
ÖZKUT: (TR) Kutsanmis, kadr sahibi.
ÖZKUTAL: (TR) Gerçek mutluluk senin olsun.
ÖZKUTAY: (TR) Özü ugurlu ve ay gibi parlak olan.
ÖZKUTLU: (TR) Kutlu olan seyin kendisi. Özü kutlu, ugurlu olan.
ÖZKUTSAL: (TR) Öz kutsal.
ÖZLEK: (TR) Topragin özlü, verimli yeri. Zaman. Doga üstü güç, felek.
ÖZLÜ: (TR) Özü benligi olan. Içten gerçek. Verimli.
ÖZLÜER: (TR) Kisilikli, olgun kisi.
ÖZMEN: (TR) Özlü kimse, özü iyi, saglam kisilikli.
ÖZMERT: (TR) Mert yapili.
ÖZMUT: (TR) Yapisinda mutluluk olan.
ÖZNUR: (TR) Özü isikli, aydinlik kimse.
ÖZOGUL: (TR) Öz ogul.
ÖZOGUZ: (TR) Oguz’a mensup. Oguz’a ait.
ÖZOK: (TR) Özü ok gibi güçlü olan.
ÖZOL: (TR) Özün degismesin, göründügün gibi ol.
ÖZOZAN: (TR) Gerçek sair.
ÖZÖGE: (TR) Bir seyin asli, özü.
ÖZÖNDER: (TR) Gerçek önder.
ÖZPINAR: (TR) Öz pinar.
ÖZPOLAT: (TR) Özü çelik gibi saglam olan.
ÖZPULAT: (TR) (bkz. Özpolat).
ÖZSAN: (TR) Adi duyulmus ünlü.
ÖZSEL: (TR) Özle ilgili, öze iliskin.
ÖZSELEN: (TR) Gerçek haber.
ÖZSEVI: (TR) Içten gelen sevgi.
ÖZSU: (TR) Bitki ve hayvan dokularinda bulunan sivilara verilen ad.
ÖZSUNGUR: (TR) Sakin, sogukkanli yapisi olan.
ÖZSÜ: (TR) Gerçek asker. Askeri kisilik ve yapi sahibi.
ÖZSÜER: (TR) (bkz. Özsü).
ÖZSAHIN: (TR) Sahin gibi güçlü, atak, çabuk yapili.
ÖZSAN: (TR) Öz san.
ÖZSEN: (TR) Sen yapili.
ÖZTAN: (TR) Karanligi bitiren, aydin baslangiç.
ÖZTANIR: (TR) Gerçegi ayirabilen.
ÖZTARHAN: (TR) Büyük nüfuz sahibi. Komutan, han. Toprak zengini.
ÖZTAS: (TR) Öz tas.
ÖZTAY: (TR) Öz tay.
ÖZTAYLAN: (TR) (bkz. Taylan).
ÖZTEK: (TR) Öz tek.
ÖZTEKIN: (TR) Yapisinda emniyet ve güven tasiyan.
ÖZTIMUR: (TR) Özü demir gibi güçlü.
ÖZTUNA: (TR) (bkz. Tuna).
ÖZTUNÇ: (TR) Özü tunç gibi güçlü olan.
ÖZÜAK: (TR) Özü tertemiz olan kisi
ÖZÜDOGRU: (TR) Dürüst ve dogrulugu ilke edinen.
ÖZÜM: (TR) Kardes gibi tutulup sevilen.
ÖZÜN: (TR) Hakkiyla kazanilmis ün. Siir.
ÖZÜPEK: (TR) Ruhen güçlü.
ÖZVER: (TR) Öz ver.
ÖZVERDI: (TR) Öz verdi.
ÖZVEREN: (TR) Özveride bulunan, fedakar.
ÖZVERI: (TR) Bir amaç ya da kisi için kendi yararlarindan vazgeçme, fedakarlik.
ÖZYAY: (TR) Yay gibi çevik ve atilgan yapili.
ÖZYURT: (TR) Anavatan, anayurt.
ÖZYUVA: (TR) Ata evi, dönülecek asil yer.
ÖZYÜREK: (TR) Güçlü korkusuz.

PAKALIN: (FAR-TR) Dürüst, dogru iyi taninmis kimseler.
PAKAN: (FAR) Temizler, anlar. Veliler, ermisler, evliya.
PAKEL: (FAR-TR) Iyi isler yapan, dogru kimse.
PAKER: (FAR-TR) Temiz, dürüst, iyi kimse.
PAKKAN: (FAR-TR) Temiz soydan gelen kimse.
PAKSAN: (FAR-TR) Temiz, dogru namuslu taninmis kimse.
PAKSOY: (FAR-TR) Temiz soydan gelen.
PAKSU: (FAR-TR) Temiz su. Billur gibi ari duru, sahsiyetli.
PAKSÜT: (FAR-TR) Sütü temiz.
PALA: (TR) Kisa ve genis kiliç.
PALATEKIN: (TR) Emniyet, güven ve cesaret telkin eden kisi.
PALATIMUR: (TR) Demir pala. Sert ve kati yapili, güçlü.
PALAY: (FAR) Yedek at.
PALAZ: (TR) Kimi kus yavrularinin civcivlikten sonraki durumu. Güzel, canli, gürbüz.
PAMIR: (TR) Orta Asya’da yüksek daglik kütle. (FAR) Dünyanin çatisi.
PAMIRHAN: (TR) Pamir han.
PARSBAY: (FAR-TR) Pars gibi güçlü ve çevik.
PARSHAN: (FAR-TR) (bkz. Parsbay).
PARSKAN: ( FAR-TR) Kaninda atilganlik, cesaret ve saldirganlik tasiyan.
PASA: (TR) Osmanli devletinde yüksek rütbeli askerlere verilen unvan. General. Uslu, agirbasli.
PAYAM: (TR) Badem.
PAYAN: (FAR) Son nihayet. Uç, kenar.
PAYE: (FAR) Asama, rütbe, derece. Basamak, merdiven basamagi. Ikizlerin bir yildizi.
PAYIDAR: (FAR) Saygin, rütbeli. Saglam, sürekli.
PAYIZ: (FAR) Güz, sonbahar. Yaslilik.
PAYZEN: (FAR) Tutsak, esir. Suçlu. Ayagina pranga vurulmus kimse. Rençber.
PEHLIVAN: (FAR) Güresçi. Boylu boslu, iri yan, güçlü kimse, yigit.
PEKAL: (TR) Pek al.
PEKALP: (TR) Güçlü, sert, kahraman yigit.
PEKANT: (TR) Saglam dönülmez yemin. Pek ant.
PEKDEGER: (TR) Çok degerli, çok kiymetli.
PEKDEMIR: (TR) Sert, saglam, demir gibi.
PEKEL: (TR) Güçlü el. Pek el.
PEKER: (TR) Güçlü kimse. Gözüpek, cesur yapili.
PEKERGIN: (TR) Olgun kimse.
PEKGÖZ: (TR) Cesur, yigit.
PEKIN: (TR) Üzerinde kusku duyulmayan, kesinlikle bilinen, kesin.
PEKINER: (TR) (bkz. Pekin).
PEKINTÜRK: (TR) Pekin Türk.
PEKOL: (TR) Sert, saglam, dayanikli ol.
PEKÖZ: (TR) Özü saglam kimse.
PEKSEN: (TR) Neseli, sen sakrak, mutlu kimse.
PEKTASI: (TR) Güçlü, sert tas.
PEKTAY: (TR) Güçlü, saglam tay.
PEKTÜRK: (TR) Saglam ve güçlü Türk.
PEKÜN: (TR) Taninmis güçlü isim.
PEKÜSTÜN: (TR) Çok üstün, üstünlükte en iyi seviyede olan.
PERINÇEK: (TR) Özverili, fedakar, sadik.
PERIZ: (FAR) Bagirma, haykirma. Su kenarinda yetisen yesil saz, ot.
PERK: (TR) Kati, sert, güçlü berk.
PERKEL: (TR) Güçlü er.
PERKER: (TR) Güçlü kimse.
PERKIN: (TR) Çok güçlü kuvvetli, saglam kimse.
PERTEV: (FAR) Isik. Parlaklik.
PERVA: (FAR) Korku. Çekingenlik. Ilgi, bag.
PERVER: (FAR) Besleyen, besleyici, yetistiren, yetistirici, koruyan, terbiye eden.
PERVIZ: (FAR) Üstün. Elek. Süzgeç. Balik. Güzellik.
PESEN: (TR) Kiragi, çig. Sis. Ince ince yagan kar, çisenti.
PESIN: (FAR) Sonraki, en son.
PESREV: (FAR) Türk müziginin en meshur saz eseri formu. Güresten önce güresçilerin yaptiklari gösteri.
PEYAM: (FAR) Haber, baskasindan alinan bilgi.
PEYAMI: (FAR) Haberle, bilgi ile ilgili.
PEYKAN: (FAR) Temren, basak, okun ucundaki sivri demir.
PIRANE: (FAR) Yaslilara yakisir sekilde, olgunca tavir.
PIRUZ: (FAR) Kutlu, hayirli, ugurlu.
POLAT: (FAR) Çelik. Güç, kuvvet.
POLATALP: (TR) Çelik gibi güçlü yigit.
POLATHAN: (TR) (bkz. Polatalp).
POLATKAN: (TR) Çelik gibi güçlü soydan gelen.
POLATKILIÇ: (TR) Iyi cins çelikten yapilma kiliç.
POYRAZ: (YUN) Kuzeydogudan esen soguk rüzgar. Kuzey.
POZAN: (TR) Üzüm bagi.

RACI: (AR) Rica eden, yalvaran, dileyen. Dönen, geri gelen.
RADI: (AR) Boyun egen, kabul eden, riza gösteren.
RAFET: (AR) Acima, merhamet etme, esirgeme anlaminda.
RAFEDDIN / RAFETTIN: (AR) Islam dininin vermis oldugu acima, esirgeme duygusu.
RAFIZ: (AR) Birakan, saliveren.
RAFI: (AR) Kaldiran, yücelten, yükselten.
RAFIH: (AR) Rahat ve huzurlu yasayan.
RAGIB / RAGIP: (AR) Arzulu, isteyen, ragbet eden.
RAHIM: (AR) Esirgeyen, aciyan, koruyan, merhametli.
RAHMET: (AR) Acima, esirgeme, koruma.
RAHMI. (AR) Acimayla ilgili.
RAID: (AR) Gürleyen, gürüldeyen.
RAIF: (AR) Acimasi olan, merhametli.
RAKIM: (AR) Yazan, çizen. Yükselti.
RAMAZAN: (AR) Hicri (kameri) aylarin dokuzuncusu, oruç ayi.
RAMI: (AR) Atan, atici
RAMIZ: (AR) Akilli, zeki.Isaretlerle simgelerle gösteren.
RASI: (AR) Kimildamayan, oynamayan, sabit.
RASIF: (AR) Saglam dayanikli. Denizin yüzüne çikmis kayalar. Tas, temel, rihtim.
RASIH: (AR) Saglam, temeli güçlü, dayanikli. Bir bilimde, özellikle din alaninda çok derinlesmis olan.
RASIM: (AR) Resim yapan.
RASID / RASIT: (AR) Olgun, ergin, akilli. Dogru yolda olan.
RAUF: (AR) Esirgeyen aciyan, çok merhametli.
RAZI: (AR) Boyun egen, kabul eden, riza gösteren.
REBI: (AR) Bahar, ilkyaz.
RECA: (AR) Umut, umma. Istek, dilek.
RECAI: (AR) Isteyen, rica eden, yalvaran. Allah’a yalvaran.
RECEP: (AR) Hicri kameri aylarin yedincisi, üç aylarin ilki. Gösterisli, haybetli.
REFAH: (AR) KBolluk, rahatlik, sikinti içinde olmamak.
REFET: (AR) Acima, merhamet etme, esirgeme.
REFETTIN: (AR) Islam dininin vermis oldugu acima, esirgeme duygusu.
REFI: (AR) Yüksek, yüce, saygin.
REFIG: (AR) Bolluk ve rahat içinde geçinen.
REFIK: (AR) Arkadas, yol arkadasi, yoldas. Muavin, yardimci. Koca. Ortak. Meslege yeni giren kimsenin rehber olarak tanidigi kisi.
REGAIP: (AR) Çok istek gören, begenilen. Armaganlar.
REHA: (FAR) Kurtulma, kurtulus. (AR) Bolluk, genislik, varlik.
REHBER: (FAR) Yol gösteren, kilavuz.
REIS: (AR) Baskan, bas.
REKIN: (AR) Gururlu, agirbasli. Yüce, yüksek.
REMIZ: (AR) Isaret, meramini istegini isaretle ifade etme. Alamet, amblem.
REMZI: (AR) Remizle ilgili, remze ait, sembolik, simgesel.
RENAN: (AR) Inleyen, çinlayan.
RESAI: (AR) Süsler, süs.
RESAN: (FAR) Erisenler, yetisenler, ulasanlar.
RESAT: (FAR) Layik, deger, yakisir.
RESUL: (AR) Bir kimsenin sözünü baska bir kimseye teblig eden kisi. Elçi, Allah elçisi peygamber.
RESULHAN: (AR-FAR) Hükümdarlarin elçisi.
RESAD / RESAT: (AR) Dogru yolda, hak yolda yürüme.
RESID / RESIT: (AR) Iyi ve dogruyu seçebilen, malini idare gücü olan, rüsd yasina ulasmis akil ve balig (kisi) ergin, eriskin. Akilli hareket eden dogru yolda giden.
REVAN: (FAR) Akan, su gibi akip giden. Ruh, can.
REVHA: (AR) Rahatlik. Gönül rahatligi.
REVIS: (FAR) Biçim, tarz, üslup. Tutum, davranis, yol.
REVNAK: (AR) Parlaklik, güzellik, tazelik, süs.
REYYAN: (AR) - Suya kanmis, suya doymus.
REZAN: (AR) Agirbasli, gururlu.
REZZAK: (AR) Bütün canlilarin rizkini veren , onlari nimetlendiren anlaminda. Allah’in isimlerinden.
RIDVAN: (AR) Riza, razilik, razi olma. Cennet kapisinda bekleyen melek.
RIFAT: (AR) Yükseklik, yücelik, itibar, yüksek mertebe.
RIFKI: (AR) Yumusaklik, mülayimlik, yumusak baslilik, naziklik, tatlilik.
RIZA: (AR) Razilik, razi olma, hosnutluk, memnuniyet, onaylama, kabul. Bir seyin olmasina muvafakat etme. Kadere boyun egme.
RIZKULLAH: (AR) Nimetler veren Allah’in kulu.
RIAYET: (AR) Gütme, gözetme. Sayma, saygi, itibar. Agirlama.
RICAL: (AR) Erkekler. Onur sahibi kimseler.
RIKAB / RIKAP: (AR) Büyük, saygin bir kimsenin huzuru, önü.
RIVA: (AR) Suya kanmislar.
RUHI: (AR) Ruhsal, ruhla ilgili.
RUHIDDIN / RUHITTIN: (AR) Dinin ruhu, özü.
RUHSAT: (AR) Izin, müsaade.
RUHSAN: (AR) Yüce, üstün, sanli, ruh.
RUSEN: (FAR) Aydin, parlak. Belli, asikar.
RUSENI: (FAR) Aydinlik, açiklik. Belli olma.
RUZI: (FAR) Gündüze ait, gündüzle ilgili. Rizik, azik, kismet, nasip.
RÜÇHAN: (AR) Üstünlük, üstün olma.
RÜKNEDDIN / RÜKNETTIN: (AR) Dinin temel diregi.
RÜKNI: (AR) Bir seyin en saglam yani. Saygin, güçlü, önemli kimse
RÜSTEM: (FAR) Yigit, kahraman. Iran’in ünlü pehlivani ve savasçisi.
RÜSTI: (FAR) Yigitlik. Üstünlük. Kuvvet.
RÜSUHI: (AR) Saglam, güçlü. Becerikli, yetenekli.
RÜSTÜ: (AR) Dogru yolda olan. Akilli, ergin.

SAADEDDIN / SAADETTIN : (AR) Dinin ugurlu ve kutlu kisisi.
SABAHADDIN / SABAHATTIN : (AR) Dinin güzelligi.
SABI: (AR) Yedinci.
SABIH: (AR) Güzel, sirin.
SABIR: (AR) Sabreden, tahammül eden, Katlanan sabirli. Acele etmeyen.
SABIT: (AR) Degismeyen, kimildamayan. Kanitlanmis, anlasilmis.
SABRI: (AR) Sabirla ilgili, sabra iliskin.
SACID: (AR) Secde eden, alnini yere koyan.
SADAK: (TR) Ok koymaya yarayan mesin torba. Sabah yeli.
SADIK: (AR) Dogru gerçek hakiki, yalan olmayan, sahte olmayan. Sadakatli, samimi, bagli.
SADIR: (AR) Hayrette kalan, sasiran.
SADIRAY: (AR) (bkz. Sadir).
SADI: (AR) Mutlulukla, ugurla ilgili, ugurlu.
SADREDDIN / SADRETTIN : (AR) Dinin önderi, basi, ileri kisisi.
SADRI: (AR) Gögüsle ilgili, gögse ait. Anneye nisbetle çocuk.
SADULLAH: (AR) Tanrinin kutlu, talihli kildigi kimse.
SADUN: (AR) Mübarek, kutlu, ugurlu.
SAFA: (AR) Üzüntü ve kederden uzak olma, endisesizlik, rahat huzur, iç ferahligi. Eglence. Saflik, berraklik.
SAFER: (AR) Hicri takvimde ikinci ay, sefer. Temiz yürekli, dürüst kimse.
SAFFET: (AR) Saflik, temizlik, arilik, (bkz. Safvet).
SAFI: (AR) Katisiksiz, katiksiz, halis, temiz. Yalniz, sadece, sirf. Kesintilerden sonra kalan kisim, net.
SAFIH: (AR) Gökyüzü. Yassi ve düz halde bulunan sey.
SAFIR: (IBR) Mavi renkli, degerli bir süs tasi, göktasi.
SAFVET: (AR) Saflik, temizlik, paklik, arilik, halislik.
SAFVETULLAH: (AR) Hz. Muhammed’in isimlerinden.
SAGAN: (TR) Hizli uçan, uzun dar kanatli küçük kus.
SAGANALP: (TR) (bkz. Sagan).
SAGBILGE: (TR) Hekim, doktor.
SAGCAN: (TR) Saglikli kimse.
SAGINÇ: (TR) Emel, istek, amaç, düsünce.
SAGIT: (TR) Silah.
SAGLAM: (TR) Hasta veya sakat olmayan. Kolayca hasara ugramayan, bozulmayan, dayanikli. Dogru, gerçek, sahih. Güvenilir, emin. Mutlaka, muhakkak, herhalde.
SAGLAMER: (TR) (bkz. Saglam).
SAGMAN: (TR) Saglikli kimse. Eksiksiz, kusursuz, güvenilir.
SAGUN: (TR) Saygin, kutsal.
SAHIN: (AR) Kadin. Sik. Kati, pek.
SAHIR: (AR) Gece uyumayan, uykusuz.
SAIB / SAIP : (AR) Hedefe dogru ulasan. Isabetli olan, dogru olan, hata etmeyen.
SAID / SAIT : (AR) Mübarek, kutlu, ugurlu. Mübarek, mesut.
SAIK: (AR) Sevk eden, götüren. Süren sürücü.
SAIM: (AR) Oruç tutan kimse, oruçlu.
SAIR: (AR) Seyreden, hareket eden, yürüyen.
SAKIB / SAKIP : (AR) Delen, delik açan. Çok parlak.
SAKI: (AR) Su veren, su dagitan. Kadehle içki sunan.
SAKMAN: (TR) Uyanik, akilli kimse. Sessiz sakin kimse.
SALAH: (AR) Düzelme, iyilesme, iyilik. Baris. Dine olan baglilik.
SALAHADDIN / SELAHATTIN: (AR) Dinine bagli kimse.
SALAR: (FAR) Bas, kumandan, basbug, önder.
SALAT: (AR) Namaz.
SALCAN: (TR) (bkz. Salar).
SALIH: (AR) Yarar, yakisir, elverisli, uygun. Salahiyeti bulunan, yetkili.
SALIK: (TR) Haber, bilgi. Haberci.
SALIKBEY: (TR) (bkz. Salik).
SALIM: (AR) Hasta veya sakat olmayan, saglam.Ayipsiz, kusursuz, noksansiz. Korkusuz, endisesiz, emin.
SALMAN: (TR) Basibos, serbest, özgür.
SALTAR: (TR) Tek, yalniz. Yalniz basina giden. Temiz, saf.
SALTI: (TR) Gezgin, yolculuk eden.
SALTIK: (TR) Kendi basina var olan, bagimsiz, kosulsuz, mutlak.Saliverilmis, birakilmis, azat edilmis, özgür.
SALTUK: (TR) Erzurum ve yöresinde Selçuklular devrinde Saltuklular beyligini kuran Türk beyi Emir Saltuk (1072).
SALTUKALP: (TR) (bkz. Saltik).
SALUR: (TR) Kiliç. Oguzlarin Üçok boyuna bagli bir Türk kabilesi.
SAMED / SAMET : (AR) Hiç kimseye veya seye ihtiyaci olmayan.
SAMI: (AR) Isiten, duyan dinleyen. Dinleyici.Yüksek, yüce.
SAMIH: (AR) Cömert, eli açik.
SAMIM: (AR) Bir seyin merkezi, içi, asli kismi.
SAMIN: (AR) Sekizinci.
SAMIR: (AR) Meyveli, meyva veren.
SANAL: (TR) Adin duyulsun, ün kazan.
SANALP: (TR) (bkz. Sanal).
SANAT: (AR) Sanat, ustalik, hüner, marifet.
SANAY: (TR) Ay san.
SANBAY: (TR) Ünlü kimse.
SANBERK: (TR) Gücüyle taninmis, ün yapmis.
SANCAKTAR: (TR) Sancak tasiyan kimse. Sancak tasima görevlisi.
SANCAR: (TR) Kisa kama. Saplar, batirir, yener. Selçuklu sultanlarindan birisinin adi.
SANI: (AR) Ikinci. Yapan, isleyen, meydana getiren.
SANIH: (AR) Zihin ve düsüncede olusup çikan, fikre dogan.
SANVER: (TR) (bkz. Sanal).
SARAÇ: (AR) Kosum, eger takimlariyla benzeri seyler yapan veya satan kimse. Mesin üzerine süsleme yapan kimse.
SARDUÇ: (TR) Bülbül.
SARGAN: (TR) Çorak yerlerde biten bir ot. Bir tür balik.
SARGIN: (TR) Candan, içten, yürekten. Çekici cazibeli.
SARGINAL: (TR) (bkz. Sargin).
SARGUT: (TR) Ihsan, bagis, ödül.
SARIALP: (TR) Sarisin yigit.
SARICABAY: (TR) (bkz. Sarialp).
SARIF: (AR) Sarfeden, harcayan. Degistiren.
SARIH: (AR) Açik, meydanda. Belli, hüveyda. Saf, halis.
SARIM: (AR) Keskin, kesici.
SARP: (TR) Çetin, sert, siddetli. Dik, çikilmasi ve geçilmesi zor.
SARPER: (TR) Sert, güçlü erkek.
SARPHAN: (TR) (bkz. Sarper).
SARPKAN: (TR) Sert, güçlü soydan gelen.
SARTIK: (TR) Azad olunmus, saliverilmis, özgür.
SARU: (TR) Sari benizli, tenli insan.
SARUCA: (TR) Sari benizli, tenli insan.
SARUHAN: (TR) Harizm’den gelip Anadolu’ya yerlesen Saruhanogullari beyliginin kurucusu.
SARVAN: (TR) Deve süren, deveci.
SATI: (TR) Uzun ömürlü olmasi için dogumundan önce ermislere adanan çocuk.
SATIBEY: (TR) (bkz. Sati).
SATIKBUGRA: (TR) (bkz. Satilmis, Bugra).
SATILMIS: (TR) Uzun ömürlü olmasi için dogumundan önce ermislere adanan çocuk, sati.
SATUK: (TR) (bkz. Satilmis).
SATVET: (AR) Ezici kuvvet, zorluluk.
SAV: (TR) Söz, haber, dedikodu. Ileri sürülerek savunulan düsünce. Saglam. Söhret, ün.
SAVAS: (TR) Iki taraf teskilat, ülke veya ülkeler toplulugu arasinda meydana gelen silahli vurusma, cenk, muharebe, harb. Dogus, kavga. Mücadele ugras.
SAVASER: (TR) Savasan asker, insan, savasçi.
SAVAT: (TR) Gümüs üstüne yapilan çizgiler, süsler.
SAVER: (TR) Saglam, zinde, güçlü erkek.
SAVGAT: (TR) Hediye, armagan, bahsis, ihsan.
SAVLET: (AR) Siddetli saldiri, hücum.
SAVNI: (AR) Koruma, gözetme ile ilgili.
SAVTEKIN: (TR) (bkz. Sav).
SAVTUNA: (TR) Sözünde duran kimse.
SAVTUR: (TR) Saglikli kal, hosça kal.
SAYAR: (TR) Saygili, hürmet eden.
SAYE: (FAR) Gölge. Sahip çikma, koruma, siyanet. Yardim.
SAYFI: (AR) Yaza ait, yazla ilgili.
SAYGIN: (TR) Saygi gören, sayilan, hatirli.
SAYGUR: (TR) (bkz. Saygin).
SAYHAN: (TR) Adaletli yönetici, hükümdarlarin adili, ölçülüsü.
SAYIL: (Tür.) Saygi gör, sözün dinlensin, degerin artsin. Degerli, saygideger.
SAYILGAN: (TR) Kendini saydiran, saygin kimse.
SAYKAL: (TR) Düz, düzgün, pürüzsüz. Gösterisli.
SAYKUT: (TR) Ugurlu, kutlu, saygideger kimse.
SAYMAN: (TR) Hesap isleriyle ugrasan kimse.
SAYRAÇ: (TR) Öten, civildayan, sakiyan.
SAYRAK: (TR) (bkz. Sayraç).
SAYYAD / SAYYAT : (AR) Avci.
SAZAK: (TR) Kuvvetli ve soguk esen yel. Soguk yelle birlikte yogun hafif kar. Küçük pinar, kaynak.
SEBAT: (AR) (bkz. Sabit).
SEBATI: (AR) Sebatlik, sözünde kararinda durma. Sebatli, sözünde duran.
SEBIH: (AR) Yüzme, yüzüs.
SEBIL: (AR) Yol, büyük cadde. Su dagitilan yer. Hayir için parasiz dagitilan su.
SEBÜK: (TR) Hafif, yegni. Çabuk hizli. Agirbasli olmayan. Sevgili, aziz.
SEBÜKALP: (TR) Hizli, atak, yigit.
SEBÜKTEKIN: (TR) (bkz. Sebük).
SECAHAT: (AR) Yumusak huyluluk.
SECAVEND: (FAR) Kur’an-i Kerim’i manasina uygun olarak okumak için konulan durak isaretleri.
SECCAC: (AR) Çaglayan. Küçük selale.
SECIYE: (AR) Yaratilis, huy, karakter tabiat. Iyi huy.
SEÇKIN: (TR) Seçilmis, ayrilmis benzerlerinden üstün oldugu için ayrilmis, mümtaz, güzide.
SEÇKINER: (TR) (bkz. Seçkin).
SEDAD / SEDAT : (AR) Dogruluk, hak. Dogru ve hakli.
SEFA: (AR) Gönül rahatligi, rahatlik, kaygisiz ve sakin olma. Eglence, zevk, nese.
SEFER: (AR) Bir yerden bir yere gitme, yolculuk, seyahat. Savas hazirligi. Savasa gitme. Harp, savas. Gemilerin kalktiklari limana tekrar dönünceye kadar yaptiklari fiil. Defa, kere.
SEFIR: (AR) El içi. Yabanci diplomat
SEHA: (AR) Sehavet, kerem, cömertlik.
SEHHAR: (AR) Kuvvetle kendine çeken, büyüleyici.
SELAHADDIN / SELAHATTIN : (AR) Dinine bagli kimse.
SELAMI: (AR) Iyilik, baris ve rahatlikla ilgili.
SELÇUK: (TR) Güzel konusma yetenegi olan. XI. Anadolu, Kafkaslar ve Orta Dogu’da imparatorluk kuran Türk toplulugunun hükümdari.
SELIL: (AR) Yeni dogmus erkek çocugu, ilker.
SELIM: (AR) Kusuru, noksani olmayan, saglam, dogru. Tehlikesiz, zararsiz, kurtulmus. 3. Temiz, samimi.
SELMAN: (AR) Baris içinde bulunma, huzur, erinç.
SELMI: (AR) Barisla ilgili, barisçil.
SEMAVI: (AR) Semaya mensup, sema ile ilgili.
SEMI: (AR) Isiten, isitme kuvveti olan. Allah’in isimlerinden.
SEMIH: (AR) Eli açik, cömert.
SEMIN: (AR) Pahali, kiymetli. Çok degerli.
SEMIR: (AR) Arkadas. Nitelikli. Yamaç, dag silsilesi.
SENA: (AR) Övgü ile ilgili. Simsek pariltisi.
SENIH: (AR) Süs, bezek. Inci.
SERALP: (TR) Bas yigit.
SERBÜLEND / SERBÜLENT : (FAR) Basta gelen, yüce üstün. Türk müziginde eski bir makam, zamanimizda örnegi yoktur.
SERDAR: (FAR) Baskumandan, basbug. Sefer zamaninda padisah yerine ordunun basinda sefere giden veziri azamlara verilen unvan.
SERDENGEÇTI: (TR) Fedai, akinci, yigit.
SERDINÇ: (FAR-TR) Basi dinç, sakin, rahat, huzurlu.
SERGEN: (TR) Raf. Vitrin. Tepelerdeki düzlük yer. Yorgun, perisan.
SERHAD / SERHAT: (FAR-AR) Hudut, sinir, sinirbasi; iki devlet arasindaki sinir boyu.
SERHAN: (AR) Hanlarin basi. Kurt, canavar. Bas okuyucu, sarkici basi.
SERHENK: (FAR) Çavus. Türk müziginde çok eski birlesik makam.
SERHUN: (FAR) Asil kan, soylu kan.
SERI: (AR) Çabuk, hizli.
SERIM: (TR) Serme isi. Sabirli. Genellikle öykülerde baslangiç bölümüne verilen ad.
SERIMER: (TR) Sabirli kimse.
SERIR: (AR) Taht. Yatacak yer.
SERKAN: (FAR-TR) Soylu kan, baskan.
SERKUT: (FAR) Mutlu, talihli, kutlu insan.
SERMED / SERMET: (AR) Ebedilik, ebediyet, sonsuzluk.
SEROL: (FAR-TR) Önder ol, bas ol.
SERTAÇ: (FAR) Bastaci, çok sevilen, sayilan.
SERTEL: (TR) Sert, kati, acimasiz el.
SERTER: (TR) Kati, sirt, acimasiz.
SERTUG: (TR) Bas tug.
SERVER: (FAR) Bas, baskan, reis, ulu.
SERVET: (AR) Zenginlik, varlik. Zenginligi meydana getiren mal, mülk, para.
SETTAR: (AR) Örten. Günahlari, ayiplari gizleyen.
SEVGEN: (TR) E Sevmis, seven.
SEYFEDDIN / SEYFETTIN : (AR) Dini koruyan, dinin kilici.
SEYFI: (AR) Kiliçla ilgili kiliç seklinde. Askerlikle ilgili. Askeri.
SEYFULLAH: (AR) Allah’in kilici.
SEYHAN: (AR) Ürdün’ün ötesinde Hz. Musa’nin mezarinin bulundugu sehir. Adana ovasini yararak Iskenderun körfezine dökülen nehir.
SEYHUN: (TR) (bkz. Seyhan).
SEYIDHAN / SEYITHAN : (AR) Hanlarin basi, önderi.
SEYLAB / SEYLAP : (FAR) Sel, sel suyu.
SEYLAN: (AR) Akma, akis.
SEYRAN: (AR) Gezme, bakip seyretme.
SEYYID / SEYYIT / SEYIT : (AR) Bir toplulugun ileri gelen kisisi, lider. Hz. Peygamber’in soyundan olan kimse.
SEZA: (FAR) Münasip, uygun, yarasir.
SEZAI: (FAR) Uygun yarasan, münasip.
SEZAL: (TR) Sezgili.
SEZEN: (TR) Duyan, hisseden, anlayan, sezgili.
SEZER: (TR) Duyar, hisseder, anlar.
SEZGEN: (TR) Sezen, hisseden, duyan.
SEZGI: (TR) Sezme kabiliyeti, sezis. Deneme ve akil yürütme sonucu olmayip dogrudan bilme, anlama ve kavrama.
SEZGIN: (TR) Sezme yetenegi olan, duygulu anlayisli.
SEZGINAY: (TR) (bkz. Sezgin).
SEZMEN: (TR) Sezen, anlayan kimse.
SIBGATULLAH / SEBGATULLAH : (AR) Yaratici gücü, kuvveti olan Allah’in kulu.
SIDAL: (TR) Güç, kuvvet, dayaniklilik. Olgunlasmaya, erginlesmeye baslayan. Öfkeli, sinirli.
SIDAM: (TR) Sade, yalin, düz, süssüz.
SIDAR: (TR) Dayanikli.
SIDDIK: (AR) Çok dogru olan, hiç yalan söylemeyen. Hakikati kabul eden ve onaylayan kisi.
SIDKI / SITKI : (AR) Iç, yürek temizligiyle, dogrulukla ilgili.
SIRALP: (TR) Sir saklayan yigit.
SIRAT: (AR) Yol, yön.
SIRATULLAH: (AR) Dosdogru yol. Allah’in yolu.
SIRRI: (Ar.) Sirla ilgili, sirra ait. Mistik.
SIYAMI: (AR) Oruç tutan, oruçlu, kötülükten kaçinan.
SINA: (AR) Arap yarimadasinin Misir ile birlestigi yerde bir üçgen olusturan yanmada. Bu yarimadada bulunan dag.
SINAN: (AR) Mizrak, süngü vb. silahlarin sivri ucu.
SIPAHI: (FAR) Osmanli Imparatorlugu’nda timar sahibi atli asker.
SIRAC: (FAR) Isik mesale, kandil, çerag.
SIRACEDDIN / SIRACETTIN: (AR) Dinin kandili, dinin verdigi aydinlik, isik, isiklandiran, aydinlatan.
SIRAN: (AR) Kaleler, hisarlar.
SIRER (FAR) Tok, doymus. Eli açik.
SIRET: (AR) Bir kimsenin hal ve hareketleri, tabiati ahlak ve karakteri. Hal ve gidis.
SOMEL: (TR) Dogru, katisiksiz, güçlü el.
SOMER: (TR) Dogru, katisiksiz güçlü kimse.
SONALP: (TR) Sonuncu, son dogan yigit, erkek çocuk.
SONAT: (TR) Bir ya da iki çalgi için yazilmis, üç ya da dört bölümden olusan müzik yapiti.
SONAY: (TR) Ay’in son günleri.
SONER: (TR) (bkz. Sonalp).
SONGUR: (TR) Sahin. Agir, hantal.
SONGURHAN: (TR) (bkz.Songur).
SONGÜN: (TR) Sonuncu, son olan. Egilim, yetenek.
SORGUN: (TR) Bir tür sögüt agaci. Sitki, sert. Çok uzun ve güzel saç.
SOYSAL: (TR) Uygar, medeni.
SOYSALDI: (TR) Soyu genisledi, tanindi.
SOYSALTÜRK: (TR) Uygar Türk.
SOYSAN: (TR) Taninmis soy.
SOYSELÇUK: (TR) Selçuklu soyundan.
SOYTEKIN: (TR) Cesur, yigit. (bkz. Tekin).
SOYUER: (TR) Yigit soydan gelen.
SOYURGAL: (TR) Ihsan, bagis, hediye, armagan.
SÖKMEN: (TR) Yigitlere verilen san.
SÖKMENER: (TR) Yigit kimse.
SÖKMENSU: (TR) Yigit asker, yigit subay.
SÖNMEZ: (TR) Parlakligim, isigini hiç yitirmeyen, her zaman canli.
SÖNMEZALP: (TR) Parlakligim, isigini hiç yitirmeyen yigit.
SÖZEN: (TR) Söylev veren, güzel konusan hatib.
SÖZER: (TR) Sözünde duran.
SÖZMEN: (TR) Güzel, etkili konusan kimse.
SUAD / SUAT: (AR) Mutlulukla, saadetle ilgili, mutlu.
SUAVI: (AR) Herkesin isine kosan, yardim eden.
SUAY: (TR) Suya düsen ay.
SUBAHI: (AR) (bkz. Subhi).
SUBHI / SUPHI : (AR) Sabah vakti, safak ile ilgili.
SUBUTAY: (TR) Cengiz Han’in ünlü Mogol generalinin adi.
SUDI: (AR) Yararli, faydali, kazançli.
SUFI: (AR) Tasavvuf erbabi, mutasavvif.
SUHAN: (TR) Suyun hakimi, su kaynaklarinin yönetimini elinde bulunduran.
SULHI: (AR) Barisa özgü, barisla ilgili, barisçi.
SUNAY: (TR) Ay’i sun, getir. Sun ve ay kelimelerinden birlesik isim.
SUNER: (TR) Sunucu, sunan.
SUNGU: (TR) Armagan, bagis, ihsan.
SUNGUN: (TR) Yetenek. Bagis, ihsan.
SUNGUR: (TR) Sakin, sogukkanli (kimse). Akdogan.
SUNGURALP: (TR) Sogukkanli ve dogankusu gibi güçlü, yigit.
SUNGURBAY: (TR) (bkz. Sunguralp).
SUNGURTEKIN: (TR) (bkz. Sunguralp).
SUNULLAH: (AR) Allah’in yarattigi.
SUYURGAL: (TR) Ihsan, bagis, hükümdarca bagislanan dirlik.
SUALP: (TR) Güçlü, yigit asker.
SÜEL: (TR) Asker eli.
SÜER: (TR) Yigit asker.
SÜERDEM: (TR) Erdemli asker.
SUERGIN: (TR) Olgun asker.
SÜERKAN: (TR) Soylu kandan gelen asker.
SÜERSAN: (TR) Yigitligiyle ünlü asker.
SÜHA: (AR) Büyükayi takim yildizinin en küçük yildizi.
SÜHAN: (FAR) Söz, lakirdi. Siir.
SÜHEYL: (AR) E Sema’nin güney yarimküresinde bulunan sefineyi Nuh burcundaki parlak ve büyük yildizin adi.
SÜLASI: (AR) Üçlü, üç seyden meydana gelen.
SÜLEYMAN: (AR) Ibranice “huzur, sükun”. Kur’an-i Kerim’de ismi geçen peygamberden biri.
SÜMER: (TR) Eski tarihlerde asagi Mezopotamya’da yasamis olan bir kavim.
SÜMRE: (AR) Esmerlik, karayagizlik.
SÜPHAN: (TR) Dogu Anadolu’da Van gölünün kuzey kiyisindaki sönmüs volkan.
SÜREHA: (AR) Saf irklar.
SÜREYYA: (AR) Ülker yildizi, pervin.
SÜRURI: (AR) Sevinçle, neseyle ilgili.
SABAN: (AR) Aralik, fasila. Hicri, Kameri aylarin sekizincisi, üç aylarin ikinci ayi.
SABEDDIN / SABETTIN: (AR) Din toplulugu, cemaati.
SADAN: (FAR) Keyifli, neseli, sevinçli.
SADI: (FAR) Sevinç, mutluluk.
SAFAK: (AR) Günes dogmadan az önce ufukta beliren aydinlik.
SAFAKGÜN: (AR-TR) Safak renkli, kizil.
SAHABEDDIN / SAHABETTIN: (AR) Dinin yildizi.
SAHADEDDIN / SAHADETTIN: (AR) Dinin tanikligi. Dinin belirtisi, isareti.
SAHAN: (FAR) Sahlar. Oldukça büyük boylu, yirtici bir kus. (bkz. Sahin).
SAHAP: (AR) Alev, ates parçasi. Kayan yildiz, akan yildiz. Cesur yürekli kimse.
SAHAT: (FAR-TR) Güçlü, güzel cins at, atlarin sahi.
SAHBAZ: (FAR) Beyaz ve iri dogan. Yakisikli. Yigit, serdengeçti. Kabadayi. Cömert.Büyük, gösterisli, güzel mükemmel.
SAHBENDER: (FAR) Konsolos.
SAHBEY: (FAR-TR) Üstün nitelikli, saygin, yüce.
SAHDAR: (FAR) Dalli, budakli agaç.
SAHID / SAHIT: (AR) Bir yerde bulunan, bir seyi gören ve gördügü ve bildigi seyler konusunda bilgi veren kimse, tanik. Bir sözlesmenin yapilmasi sirasinda taraflardan birinin yaninda hazir bulunan. Dogrulayan, isbat eden.
SAHIN: (FAR-TR) Büyük boylu, kanca gagali, yirtici bir kus.
SAHINALP: (FAR-TR) Sahin gibi güçlü yigit, cesur.
SAHINER: (FAR-TR) Sahin gibi güçlü, yigit er.
SAHINHAN: (FAR-TR) Güçlü, yigit kimse.
SAHINKAN: (FAR-TR) Yigit soydan gelen, güçlü, kahraman.
SAHINTER: (FAR) Çok yigit, kahraman, sahin gibi.
SAHISTAN: (FAR) Sah ülkesi.
SAHKAR: (FAR) Bas eser, en güzel eser.
SAHRUH: (FAR-AR) Yüce ruhlu, görkemli, üstün kisilikli kimse.
SAHSAR: (FAR) Dallik, agaçlik, koruluk.
SAHSUVAR: (FAR) Iyi ata binen yigit kimse.
SAHVAR: (FAR) Saha, hükümdara yakisacak surette. Iri ve iyi cins inci.
SAIK: (AR) Istekli, hevesli.
SAKIR: (AR) Sükreden, durumundan memnun olan. Allah’a sükreden.
SAMIH: (AR) Yüksek, görkemli.
SAMIL: (AR) Sümulü bulunan, içine alan, kaplayan, kapsayan.
SANAL: (TR) Ünün yayilsin, taninmis sanli bir insan ol.
SANALP: (TR) Ünlü, sanli, taninmis kimse.
SANER: (TR) Ünlü kimse.
SANLI: (TR) Ün, söhret. Hal durum. Debdebe, gösteris, hasmet. Yüksek makam rütbe.
SARA: (TR) Kente ait, sehire ait.
SARBAY: (TR) Kentli, sehirli kimse.
SARIK: (AR) Dogup parlayan, parlak.
SATI: (AR) Kiyi, kenar.
SATIR: (AR) Neseli, sen. Büyük bir kimsenin ati yaninda gitmekle vazifeli aga.
SAYLAN: (TR) Çok övünen, gururlu kimse. Sevinçli, neseli.
SECAAT: (AR) Yigitlik, cesurluk, korkusuzluk.
SECAADDIN / SECAATTIN : (AR) Dinin kahramani, dinin yigidi.
SECI: (AR) Cesur, yürekli, yigit.
SEFAADDIN / SEFAATTIN: (AR) Dinin, Allah ile kul arasinadaki araciligi, dinin sefaati.
SEFIK: (AR) Sefkatli, acimasi olan, esirgeyici.
SEHIM: (AR) Akilli ve kurnaz yigit.
SEHRIYAR: (FAR) Padisah, hükümdar.
SEHRUD: (FAR) Büyük çay, nehir.
SEHZAT: (FAR) (bkz. Sahzat).
SEKIB / SEKIP: (FAR) Sabir, tahammüllü, dayanikli.
SEMAIL: (AR) Huylar, davranislar, aliskilar. Bir kimsenin dis görünüsünün özellikleri.
SEMDIN: (AR) Dinin mumu, dinin aydinligi.
SEMI: (AR) Mumla, isikla ilgili, isikli. Mum yapan ya da satan kimse.
SEMIM: (AR) Güzel kokan, güzel kokulu, güzel koku.
SEMS: (AR) Günes.
SEMSEDDIN / SEMSETTIN: (AR) Dinin günesi, dinin insanlara verdigi aydinlik.
SEMSI: (AR) Günese ait, günesle ilgili.
SEMSIFER: (AR-FAR) Günesin aydinligi, parlakligi.
SENAL: (FAR-TR) (bkz. Sen).
SENALP: (FAR-TR) Neseli, canli yigit.
SENALTAN: (FAR-TR) (bkz. Altan).
SENBAY: (FAR-TR) Neseli, sevinçli, mutlu, varlikli kimse.
SENCAN: (FAR-TR) Canli, neseli, hareketli yapisi olan kimse.
SENDOGAN: (FAR-TR) Sevinçli, neseli ol.
SENDUR: (FAR-TR) Neseli, sevinçli olmasi devam etti, sürdü.
SENEL: (FAR-TR) Sen ve mutlu ev. Bölge, il.
SENER: (FAR-TR) - Mutlu, neseli kimse.
SENGIL: (FAR-TR) Iyi yürekli, hos sohbet kimse.
SENNUR: (FAR-AR) Neseli ve nurlu insan.
SENOL: (FAR-TR) Sen ve mutlu ol. (bkz. Senel).
SENSAL: (FAR-TR) Neseni çevrene yay, herkes neselensin.
SENSOY: (FAR-TR) Neseli soydan gelen kimse.
SENTÜRK: (FAR-TR) Neseli, canli, mutlu türk.
SENYASAR: (FAR-TR) Yasami, neseli mutlu geçen kimse.
SENYURT: (FAR-TR) Neseli, mutlu insanlarin yurdu; ülkesinde yasayan.
SERAFEDDIN / SERAFETTIN: (AR) Dinin sereflisi, büyügü.
SERAFET: (AR) Serefli olma hali. Soydanlik, asalet.
SEREF: (AR) Yücelik, ululuk, izzet, seçkinlik. Iyi ün. Övünç duyulacak sey.
SEREFHAN: (AR-TR) Büyük, yüce hükümdar.
SERIF: (AR) Serefli, kutsal. Soylu temiz.
SEVKET: (AR) Azamet, büyüklük, ululuk, debdebe, hasmet.
SEVKI: (AR) Sevkle ilgili, sevke ait, neseli.
SEYBAN: (AR) Saçlarina ak düsmüs yasli kimse. Mogol hükümdarlarindan birisi.
SIMSEK: (TR) Yagmurlu havada, buluttan buluta ya da yere elektrik bosalirken olusan, geçici ve siddetli elektrik akimi. Canli, hizli, coskulu, hareketli kimse.
SINAS: (FAR) Anlayan, taniyan, bilen.
SINASI: (FAR) Tanimaya, anlamaya özgü, tanimak, bilmekle ilgili.
SIRAZ: (FAR) Türk müziginde eski bir makam.
SIRVAN: (FAR) Iran’da bir kent adi. Aslan barinagi.
SIRZAT: (AR-FAR) Aslan gibi güçlü, kisilikli kimse.
SÖLEN: (TR) En üst idareci tarafindan bütün halka verilen,yemek, ziyafet.
SÜKRAN: (AR) Iyilik bilme, gönül borcu, minnettarlik.
SÜKRÜ: (AR) Sükretme, minnettarlikla ilgili.

TACAL: (TR) Üstün ol, taçlan.
TACEDDIN / TACETTIN : (AR) Dinin taci.
TACI: (AR) Taçla ilgili.
TACIK: (FAR) Iran ve Türkistan’da yasayan Iran asilli, Farsça konusan halktan olan kimse.
TACIM: (AR) Noktalama, noktalatma.
TACIR: (AR) Ticareti meslek edinmis olan
TAÇKIN: (TR) Gurur.
TAHA: (AR) Kurani Kerim’in 20. suresi. Hz. Ömer’e müslüman olmadan önce okunan ilk sure. Hz. Ömer bu sureden etkilenmis ve müslüman olmustur.
TAHIR: (AR) Temiz, pak. Türk musikisinde basit bir makam.
TAHSIN: (AR) Güzel bulma, begenme. Aferin deme alkislama.
TAIB / TAIP: (AR) Tövbe eden. Günahlarindan dolayi pismanlik duyup Allah’tan af dileyen.
TAIF: (AR) Tavaf eden. Dönen, dolasan.
TAKI: (AR) Günahtan haramdan kaçinan, dinine bagli.
TALAT: (AR) Yüz, çehre. Yüz güzelligi.
TALAY: (TR) Deniz, büyük nehir, taloy. Çok fazla.
TALAYER: (TR) Deniz eri, denizci.
TALAYHAN: (TR) Denizlerin hakani, hükümdari.
TALAYKAN: (TR) Denizci kani tasiyan.
TALAYKUT: (TR) Kutsal deniz.
TALAYMAN: (TR) Deniz adami, denizci.
TALAS / TALAZ : (TR) Kasirga, firtina.
TALHA: (AR) Zamk agaci.
TALIB / TALIP : (AR) Talep eden arayan, isteyen; istekli. Alici müsteri. Talebe, ögrenci.
TALIK: (AR) Güleryüzlü. Düzgün söz söyleyen.
TALU: (TR) Seçkin, seçilmis, güzel. Iki kürek kemigi arasi.
TALUY: (TR) Deniz, okyanus, talay.
TALUT: (IBR) Bakara suresinde Israilogullari hükümdarligina Allah tarafindan tayin edilen ve az bir askerle Calut’un ordularini yok eden komutan.
TAMAY: (TR) Dolunay, ayin ondördü.
TAMER: (TR) Nitelikli, saygin kisi.
TAMERK: (TR) Güçlü, kuvvetli kimse.
TAMERKIN: (TR) (bkz. Tamerk).
TAMKOÇ: (TR) Koç gibi güçlü.
TAMKUT: (TR) Çok mutlu, talihli kimse.
TAN: (Tür.) Günes dogmadan önceki alacakaranlik, safak vakti.
TANAÇAN: (TR) Sabah alacakaranlik.
TANAK: (TR) Garip, tuhaf, sasirtici.
TANALP: (TR) Aydin, bilge yigit.
TANALTAN: (TR) Tan - altan.
TANALTAY: (TR) Tan - altay.
TANAY: (TR) Safak ve ay.
TANAYDIN: (TR) Aydinlik safak.
TANBAY: (TR) Tan - bay.
TANBEK: (TR) Aydin bey.
TANBERK: (TR) Safak çizgisi. Parlayan simsek.
TANBEY: (TR) Safak gibi aydinlik kimse.
TANBOLAT: (TR) Tan renginde çelik.
TANCAN: (TR) Önü aydinlik kimse.
TANDAN: (TR) Tan vaktinde dogan.
TANDOGAN: (TR) Agaran safak.
TANDOGDU: (TR) Tan vakti dogan kimseye verilen isim.
TANDORUK: (TR) Doruklarin ilk isiklarla aydinlanmasi.
TANER: (TR) (bkz. Tan).
TANFER: (TR-FAR) Tan vaktinin yan aydinligi.
TANGÜN: (TR) Safakla baslayan aydinlik gün.
TANIN: (TR) Herkesçe adin duyulsun, ünlen.
TANIR: (TR) Animsar, bilir. Bilip ayiran, seçen.
TANIRCAN: (TR) Cana yakin. Çabuk tanisip yaklasan.
TANIRER: (TR) (bkz. Tanir-can).
TANJU: (TR) Türk hükümdarlarina Çinliler tarafindan verilen unvan.
TANKAN: (TR) Safak gibi aydinlik, temiz soydan gelen.
TANKOÇ: (TR) Tan koç.
TANKUT: (TR) Kutlu, ugurlu sabah.
TANÖREN: (TR) Safakta çalisan.
TANPINAR: (TR) Tan pinar.
TANSAN: (TR) Tan gibi aydinlik, temiz adi olan. .
TANSIK: (TR) Sasirtici, olaganüstü olay, mucize. Özlem, hasret. Degerli, kiymetli.
TANSOY: (TR) Safak gibi aydinlik soyu olan
TANSU: (TR) Safagin aydinlattigi su.
TANUGUR: (TR) Ugurlu, mübarek sabah vakti.
TANVER: (TR) Safak gibi isik saç, aydinlat.
TANYEL: (TR) Safak vakti esen rüzgar.
TANYERI: (TR) Günes dogmak üzereyken, ufukta hafifçe aydinlanan yer.
TANYILDIZ: (TR) Çoban yildizi.
TANYOL: (TR) Safak yolu, aydinlik yol.
TANYOLAÇ: (TR) Aydinliga götüren, yol açan.
TANZER: (TR) Altin renginde tanyeri.
TAPGAÇ: (TR) Ünlü. Aziz.
TAPIK: (TR) Saygi, hürmet. Ikram, hizmet.
TARA: (FAR) Yildiz, necim.
TARAB: (AR) Sevinç, senlik.
TARAN: (TR) Genis alan. In. Kus ya da balik kümeleri.
TARANCI: (TR) Rençber, çiftçi.
TARDU: (TR) Armagan, hediye.
TARHAN: (TR) Oguzlarda demirci ve zanaatçi ustalari. Büyük toprak sahipleri, büyük tüccarlar. Han ve komutan unvani.
TARHUN: (AR) Hekimlikte kullanilan itirli bir bitki.
TARIK: (AR) Sabah yildizi, zühre, venüs, yol.
TARKAN: (TR) Türklerin kullandigi, vekil, vezir, bey gibi unvan. Ayricalikli, saygin kisi.
TASAN: (TR) Coskulu, taskin.
TASBOGA: (TR) Tas gibi sert, boga gibi güçlü kimse.
TASCAN: (TR) Tas gibi saglam kimse.
TASDEMIR: (TR) Tas ve demir gibi güçlü, saglikli.
TASEL: (TR) Saglam güçlü el.
TASER: (TR) Saglam güçlü kimse.
TASGAN: (TR) Pinar, kaynak.
TASKAN: (TR) Saglam, güçlü soydan gelen.
TASKIN: (TR) Tasmis halde bulunan. Coskun. Asiri.
TASKINAY: (TR) (bkz. Taskin).
TASKINER: (TR) Coskulu, coskun kimse.
TASTEKIN: (TR) Emin, güvenilir, saglam kisi.
TATAR: (TR) Bir Türk kavmi. Posta sürücüsü. Gül zambak gibi çiçeklerin açilmamis goncalari.
TATU: (TR) Baris, sulh.
TAVGAÇ: (TR) Çekicilik, cazibe.
TAVIL: (AR) Uzun. Çok süren. Aruzda bir ölçek.
TAYBARS: (TR) Pars gibi güçlü tay (çocuk).
TAYCAN: (TR) Genç ve güçlü kimse.
TAYFUN: (TR) Büyük okyanus ve Çin Denizi’nde görülen siddetli firtina.
TAYFUR: (AR) Küçük bir kus türü.
TAYGAR: (AR) Uçan uçucu. Gaza dönüsen.
TAYGUN: (TR) Çocuk, torun.
TAYGUNER: (TR) Erkek torun
TAYI: (AR) Bir isi kendi istegiyle yapan.
TAYKARA: (TR) Esmer, karayagiz çocuk.
TAYKOÇ: (TR) Tay - koç.
TAYKURT: (TR) Tay - kurt.
TAYKUT: (TR) Kutlu ugurlu çocuk.
TAYLAK: (TR) Yeni dogmus at yavrusu. Biniye gelmis iki yasinda at yavrusu. Deve yavrusu. Yaramaz çocuk.
TAYLAN: (TR) Ince, kibar, güzel, boylu boslu kimse. Çok yagmur yagdigi halde islenebilir toprak.
TAYMAN: (TR) Genç, taze, toy kimse.
TAYMAZ: (TR) Düsmeyen, kaymayan, dengeli kimse.
TAYUK: (TR) Ince, kibar genç.
TAYYIB / TAYYIP: (AR) Iyi, hos, güzel ala. Helal, çok temiz.
TEBER: (FAR) Küçük balta. Dervislerin kullandiklari uzun sapli küçük balta.
TECEN: (TR) Magrur, gururlu.
TECER: (TR) Becerikli. Iç Anadolu’da siradag.
TECIK: (TR) Tutumlu, idareli tasarruflu.
TECIMEN: (TR) Ticaret adami, tüccar. Tutumlu, idareli.
TECIMER: (TR) Tüccar.
TECMIL: (AR) Süs, tezyin.
TEDÜ: (TR) Bilge, zeki, anlayisli kimse.
TEFHIM: (AR) Anlatma, bildirme.
TEKALP: (TR) Essiz, benzersiz yigit.
TEKAY: (TR) Essiz ay.
TEKCAN: (TR) Çok degerli, essiz kimse.
TEKDOGAN: (TR) Essiz, benzersiz dogmus olan.
TEKECAN: (TR) Mert, sözünde duran. Özü saglam kimse. Çayirlarda biten bir bitki.
TEKIN: (TR) Bos, issiz. Sakin, rahat, uslu. Içinde kötülük bulunmayan. Tek, essiz. Uyanik, tetikte. Sehzade, prens. Ugurlu.
TEKINALP: (TR) Tek ve essiz yigit.
TEKINAY: (TR) Biricik ve hayirli ay.
TEKINDAG: (TR) Ugurlu dag.
TEKINEL: (TR) Hayirli el.
TEKINER: (TR) Tek, essiz ve hayirli kimse.
TEKINSOY: (TR) Iyi soydan gelen kimse.
TEKMIL: (AR) Kemale erdirme. Bitirme, bitirilme, tamamlanma, tamamlama. Tam, eksiksizce, bütün, hep.
TEKRIM: (AR) Ululama, saygi gösterme.
TEKSEN: (TR) Sen teksin, essizsin anlaminda.
TEKSOY: (TR) Essiz bir soydan gelen.
TEMCIT: (AR) Ululama, agirlama. Sabah ezanindan sonra okunan, Allah’in ululugunu anlatan dua.
TEMEL: (YUN) Yapilardan toprak içinde kalan ve yapiya dayanak teskil eden duvar ve taban kisimlari, koyuk. Bu kisimlarin yapilmasi için açilan çukur. Asil, esas. Dayanak. Belli, basli en önemli.
TEMIRCAN: (TR) Demir gibi saglam kimse.
TEMIRHAN: (TR) Demir gibi saglam güçlü hükümdar. Timur han.
TEMIRKUT: (TR) Demir gibi güçlü ve ugurlu.
TEMIZALP: (TR) Iyi ahlakli kimse. Temiz yapili ve yigit.
TEMIZCAN: (TR) Içi temiz olan kimse.
TEMIZEL: (TR) Dürüst kimse.
TEMIZER: (TR) Dürüst kimse.
TEMIZHAN: (TR) Iyi vasifli lider.
TEMIZKAL: (TR) Her zaman dogru ve dürüst kal.
TEMIZKAN: (TR) Temiz soydan gelen.
TEMIZÖZ: (TR) Özü temiz, dürüst olan.
TEMIZSAN: (TR) Dogrulugu ve dürüstlügüyle taninan kimse.
TEMIZSOY: (TR) Temiz ve dürüst soydan gelen.
TEMREN: (TR) Ok, kargi gibi delici silahlarin ucundaki sivri demir.
TEMÜR: (TR) Demir.
TENDÜ: (Mogolca) Yigit, cesur.
TENGIZ: (TR) Deniz.
TENGIZALP: (TR) Denizci yigit.
TEOMAN: (TR) Hun imparatoru Mete’nin babasi.
TERCAN: (TR) Genç, taze, delikanli. Kirmizi bugday.
TERIM: (TR) Bilim ve sanat kavramlarindan birini anlatan sözcük.
TETIKER: (Tür.) Uyanik, çevik, becerikli kimse.
TEVFIK: (AR) Uydurma, uygun düsürme. Basariya ulastirma. Allah’in yardimina kavusma.
TEZAL: (TR) Çabuk ol.
TEZALP: (TR) Çabuk, hizli yigit.
TEZAY: (TR) (bkz. Tezal).
TEZCAN: (TR) Telasli, heyecanli, beklemeye dayanamayan, sabirsiz.
TEZEL: (TR) Çabuk is gören, becerikli.
TEZER: (TR) Çabuk hizli, çevik kimse.
TEZEREN: (TR) Çabuk ulasan, erisen.
TEZKAN: (TR) Kani kaynayan, heyecanli kimse.
TEZVEREN: (TR) Duyarli, reaksiyoner.
TINAL: (TR) Soluk al, yasamini sürdür.
TINAZ: (TR) Ot ya da saman yigini.
TIBET: (TR) Çin’in batisinda bagimsiz bir bölge.
TIGIN: (TR) (bkz. Tekin).
TIMUR: (TR) Demir. Türk- Mogol imparatoru.
TIMURCAN: (TR) Demir gibi saglam ve güçlü.
TIMURHAN: (TR) (bkz. Timur).
TIMURKAN: (TR) Demir gibi güçlü soydan gelen.
TIMURÖZ: (TR) Özü demir gibi güçlü ve saglam olan.
TIMURTAS: (TR) Demir ve tas gibi güçlü ve sert olan.
TITIZ: (TR) Çok dikkatli ve özenli davranan. Prensiplerine düskün. Huysuz, öfkeli.
TOGAN: (TR) Dogan, sahin.
TOGAY: (TR) Fundalik.
TOKALP: (TR) Doymus aç olmayan kimse. Kalin ve gür sese sahip. Kibirli.
TOKCAN: (TR) Gönlü tok olan.
TOKDEMIR: (TR) Saglam demir.
TOKER: (TR) Tok er.
TOKGÖZ: (TR) Aç gözlü olmayan.
TOKHAN: (TR) Tok han.
TOKKAN: (TR) Cömert soylu.
TOKÖZ: (TR) Cömert ve kerem sahibi.
TOKTAHAN: (TR) Yerlesik yasayan han.
TOKTAMIS: (TR) Bir yere yerlesmis, oturmus (kimse). Dinmis, sakinlesmis.
TOKTAS: (TR) Tok tas.
TOKTIMUR: (TR) Tok timur.
TOKTUG: (TR) Tok tug.
TOKUR: (TR) Eski Türk erkek adlarindan.
TOKUS: (TR) Savas.
TOKUSHAN: (TR) Savasçi lider, hakan.
TOKUZ: (TR) Dokuz. Kalin ve sik dokunmus kumas.
TOKUZER: (TR) Dokuz er. Dayanismaci, tutkun yigit.
TOKUZTUG: (TR) Dokuz tug.
TOKYAY: (TR) Tok yay.
TOKYÜREK: (TR) Yürekli, cesur.
TOKYÜZ: (TR) Tok yüz.
TOLA: (TR) Dolu, bos olmayan. Keyif, nese. Güçlü korkusuz.
TOLAY: (TR) Topluluk, cemiyet.
TOLGA: (TR) Demir harp basligi. Savasçilarin baslarina giydikleri demir baslik. Migfer.
TOLGAHAN: (TR) Güçlü ve çevreli lider, han.
TOLGAN: (TR) Dolanma, dolasma.
TOLGAY: (TR) Çevre, dolay.
TOLGUNAY: (TR) Dolunay.
TOLUN: (TR) Dolun, bedir, ayin ondördü.
TOLUNAY: (TR) Ayin ondördü, mehtap, dolunay.
TOLUNBAY: (TR) Birikimli, kisiligi gelismis.
TONAY:(*) Ay gibi parlak, isikli giysi.
TONGAL: (TR) Zengin kimse. Yasli erkek.
TONGAR: (TR) Büyük, güçlü. Yasli.
TONGUÇ: (TR) En büyük çocuk. Bir tür kus, baykus.
TOPAY: (TR) Dolunay.
TOPÇAM: (TR) Top çam.
TOPÇAY: (TR) Topçay.
TOPDEMIR: (TR) Top demir.
TOPEL: (TR) Top el.
TOPER: (TR) Top er.
TOPRAK: (TR) Yerkabugunun canlilara yasama ortami saglayan yüzey bölümü. Ülke, memleket. Islenmis arazi.
TOPUZ: (TR) Bir ucu top gibi olan silah. Kisa boylu kimse. Balyoz.
TOR: (TR) Toy, deneyimsiz. Ürkek, çekingen, utangaç. Magrur, gururlu. Fidan. Toksöz.
TORALP: (TR) Gururlu, yigit.
TORAMAN: (TR) Güçlü kuvvetli.
TORAN: (TR) Güçlü, kuvvetli, iri yan kimse. Yigit, kahraman.
TORCAN: (TR) Çekingen, utangaç.
TORGAY: (TR) Serçe, tarla kusu.
TORHAN: (TR) Gururlu hükümdar.
TORKAL: (TR) Hep utangaç ve çekingen ol.
TORKAN: (TR) Gururlu ve tok sözlü soydan gelen.
TORLAK: (TR) Güzel, genç, yakisikli. Iyi gelismis agaç fidani.
TORUMTAY: (TR) Yirtici bir kus türü.
TOTUK: (TR) Eski Türkler’de askeri vali.
TOYBOGA: (TR) Genç boga.
TOYCAN: (TR) Çok genç ve tecrübesiz.
TOYDEMIR: (TR) Toy - demir.
TOYDENIZ: (TR) Toy - deniz.
TOYGAR: (TR) Tarla kusu, turgay.
TOYGUN: (TR) Genç, delikanli. Çakirdogan.
TOYKA: (TR) Büyük, kalin sopa.
TOZAN: (TR) Ince toz tanesi. Tozu çok olan yer. Kar firtinasi.
TOZUN: (TR) Soylu, asil.
TÖKEL: (TR) Çok.
TÖRE: (TR) Egitim, görgü, gelenek. Soyluluk, asalet. Eksiksiz, mükemmel. Geline verilen armagan.
TÖREGÜN: (TR) Geleneksel, gelenege uygun, gündemde.
TÖREHAN: (TR) Görgülü er.
TÖREL: (TR) Töreye uygun olan, töre ile ilgili.
TORUM: (TR) Yaratilis.
TÖZ: (TR) Kök, asil, cevher.
TÖZÜM: (TR) Sabirli, alçak gönüllü.
TUFAN: (AR) Hz. Nuh zamaninda Allah’in kötülüge sapmis insanlari cezalandirmak için gönderdigi bütün dünyayi su ile kaplayan yagmur. Siddetli yagmur ve sel.
TUGAY: (TR) Iki alaydan olusan askeri birlik, liva.
TUG: (TR) Eskiden pasalara verilen at kilindan yapilmis sorguç.
TUGAL: (TR) Sancaktar. Tug tasiyan.
TUGALP: (TR) Milli lider.
TUGALTAN: (TR) Tug - altan.
TUGALTAY: (TR) Altay’a özgü, Altay simgesi.
TUGBAY: (TR) Eskiden tugay komutanligi yapan albay.
TUGCU: (TR) At kilindan yapilmis tuglari tasiyan kimse.
TUGKAN: (TR) Tug kan.
TUGKUN: (TR) Izinsiz yanina varilmayan varlikli, saygin.
TUGLU: (TR) Bayrakli, sancakli. Simarik.
TUGRA: (TR) Osmanli padisahlarinin imza yerine kullandiklari özel biçimi olan simge. Mühür.
TUGRUL: (TR) Ak dogan, çakirdogan, yirtici kuslardan bir kus.
TUGSAN: (TR) Tug san.
TUGSAV: (TR) Tug sav.
TUGSAVAN: (TR) Tug savan.
TUGSAVAS: (TR) Tug savas.
TUGSEL: (TR) Tug sel.
TUGSER: (TR) Bastug.
TUGTASI: (TR) Tug tas.
TUGTEKIN: (TR) Biricik, ugurlu tug.
TUGYAN: (AR) Cosma, tasma. Isyan.
TULÜ: (AR) Dogma, dogus.
TULÜN: (TR) Dolun.
TUNA: (TR) Çok bol. Yavru. Görkemli, gösterisli. Karaormanlardan dogan, Karadeniz’e dökülen, Avrupa’nin Volga’dan sonra en uzun irmagi.
TUNCA: (TR) Balkan Yarimadasi’nda Meriç irmaginin kolu.
TUNCAL: (TR) Al renginde tunç.
TUNCALP: (TR) Tunç gibi güçlü, kuvvetli yigit.
TUNCAY: (TR) Tunç renginde ay.
TUNCEL: (TR) Tunç gibi güçlü el.
TUNCER: (TR) Tunç gibi güçlü kimse.
TUNÇ: (TR) Bakir, çinko, kalay karisimi.
TUNÇAL: (TR) Tunç al.
TUNÇALP: (TR) Güçlü yigit.
TUNÇARAL: (TR) Tunç aral.
TUNÇASLAN: (TR) Tunçaslan.
TUNCAY: (TR) Tunç ay.
TUNÇBAY: (TR) Tunç bay.
TUNÇBILEK: (TR) Tunç bilek.
UNÇBOGA: (TR) Tunç gibi saglam, boga kadar güçlü.
TUNÇBÖRÜ: (TR) Tunç gibi saglam, kurt kadar güçlü.
TUNÇÇAG: (TR) Tunç dönemi.
TUNÇDAG: (TR) Tunçtan olusan, dag gibi güçlü.
TUNÇEL: (TR) Tunç gibi güçlü el.
TUNÇER: (TR) Tunç gibi güçlü kimse.
TUNÇHAN: (TR) Tunç han.
TUNÇKAN: (TR) Güçlü soydan gelen. Tunç kanindan.
TUNÇKAYA: (TR) Tunç kaya.
TUNÇKILIÇ: (TR) Tunç kiliç.
TUNÇKOL: (TR) Güçlü kuvvetli kimse.
TUNÇKURT: (TR) Tunç kurt.
TUNÇÖVEN: (TR) Tunç öven.
TUNÇSOY: (TR) Kökü güçlü soydan gelen kimse.
TUNÇTÜRK: (TR) Saglam ve güçlü Türk.
TUR: (AR) Dag. Delikanli genç. Gelir, kazanç, verim. Devir, dolasma.
TURA: (TR) Tugra. Kalkan, siper.
TURAÇ: (TR) Keklik cinsinden eti yenir bir av kusu.
TURALP: (TR) Genç, delikanli yigit.
TURAN: (TR) Eski Iranlilara göre Türk ülkesi. Bütün Türkler’in ve Turan kavimlerinin birlesmesiyle meydana gelecek devlet.
TURATEKIN: (TR) Emin, zararsiz ve koruyucu yigit.
TURAY: (TR) Tur ay.
TURBAY: (TR) Tur bay.
TURCAN: (TR) Genç, delikanli.
TURGAY: (TR) Boz renkli, küçük ötücü, tarlalarda yuva yapan bir tür serçe, torgay. TURGUT: (TR) Konut, oturulacak yer.
TURHAN: (TR) Soylu ve seçkin kimse. Eski Türklerde vergi ödemeyen, hükümdar huzuruna izinsiz girebilen, saygin kimse. Turahan.
TUTKUN: (TR) Bir sey ya da birine düskün bagli. Bol, verimli. Esir, tutsak.
TUYAN: (TR) Semiz, sisman. Zengin. Kibirli, gururlu.
TUYGUN: (TR) Genç, güçlü. Çilgin, simarik. Duygulu, hassas.
TUYUG: (TR) Siir, sarki, türkü.
TUZ: (TR) Güzellik, sirinlik.
TUZER: (TR) Sirin delikanli.
TÜBLEK: (TR) Soylu, asil.
TÜKEL: (TR) Tam, bütün, mükemmel.
TÜKELALP: (TR) Kusursuz yigit.
TÜKELAY: (TR) Dolunay.
TÜLEK: (TR) Kurnaz, açikgöz, düzenci. Efe. Çok genç, delikanli. Zengin. Saygin kimse. Sakin, gururlu.
TÜMAY: (TR) Dolunay.
TÜMBAY: (TR) Tüm bay.
TÜMCAN: (TR) Tüm - can.
TÜMEL: (TR) Temel.
TÜMEN: (TR) On bin. Pek çok. Yigin, küme, sürü.
TÜMENBAY: (TR) Tümen komutani onbin kisilik grubun lideri.
TÜMER: (TR) Tam erkek, yigit.
TÜMERDEM: (TR) Çok erdemli.
TÜMERK: (TR) Güçlü, kuvvetli.
TÜMERKAN: (TR) Yigit kandan gelen.
TÜMERKIN: (TR) Olgun.
TÜMKAN: (TR) Kanli, canli, saglikli.
TÜMKURT: (TR) Tüm - kurt.
TÜMKUT: (TR) Çok talihli, kutlu.
TÜN: (TR) Gece.
TÜNAK: (TR) Isikli, mehtapli gece.
TÜNAL: (TR) Tün - al.
TÜNAY: (TR) Tün - ay.
TÜNER: (TR) Tün - er.
TÜNEY: (TR) Ögle günesi alan yer. Günes battiktan sonraki zaman. Günesli yer.
TÜRABI: (AR) Toprakla ilgili. Topraktan.
TÜRE: (TR) Görenek, gelenek, töre. Subay, komutan. Hak ve hukuka uygunluk, adalet.
TÜREGÜN: (TR) Türe - gün.
TÜREHAN: (TR) Türe - han.
TÜREK: (TR) Tepelerin ortasindaki çikinti.
TÜREL: (TR) Hukuksal, hukukla ilgili.
TÜRELI: (TR) Güzel.
TÜREMEN: (TR) Yasa adami, hukukçu.
TÜREV: (TR) Olusan, ortaya çikan, türeyen.
TÜRKAY: (TüR) Ay gibi parlak, aydinlik Türk.
TÜRKCAN: (TR) Sevilen Türk.
TÜRKDOGAN: (TR) Türk soyuna mensup.
TÜRKER: (TR) Türk er.
TÜRKES: (TR) Oguz yazitlarinda adi geçen bir kahramanin adi.
TÜRKMEN: (TR) Oguzlarin bir kolu. Bu koldan olan. Tam göçebe olmayan fakat mevsiminde yaylaya veya yaziya çikan.
TÜRKOGLU: (TR) Türk oglu.
TÜRKOL: (TR) Türk ol.
TÜRKÖZ: (TR) Özü, asli Türk olan.
TÜRKSAN: (TR) Adi duyulmus, Türk gibi ünlü.
TÜRKSEN: (TR) Sen ve mutlu Türk anlaminda.
TÜRKYILMAZ: (TR) Direnisçi, sebat eden.
TÜRÜNK: (TR) Çalisan, etkin.
TÜVÂN: (FAR) Güç, kuvvet.
TÜVANGER: (FAR) Zengin, mülk sahibi, varsil.
TÜZEL: (TR) Adalet, hukuk.
TÜZEMAN: (TR) Adaletli kimse. Yasa adami, hukukçu.
TÜZMEN: (TR) Dogru, adil, güvenilir kimse.
TUZUN: (TR) Yumusak huylu, sakin kimse, soylu, asil.
TÜZÜNALP: (TR) Yumusak basli, sakin, asil yigit.
TÜZÜNER: (TR) Tüzün er.

UCA: (TR) Yüksek, yüce.
UCATEKIN: (TR) Yücelikte essiz kimse.
UÇANAY: (TR) Ay gibi yüksek anlaminda.
UÇANOK: (TR) Hizli, atak, yigit.
UÇAR: (TR) Uçan, uçucu.
UÇARER: (TR) Uçar er.
UÇBAY: (TR) Sinir beyi.
UÇBEYI: (TR) Selçuklu ve Osmanlilar’da sinirlardaki askeri güçlerin kumandanlarina verilen ad.
UÇHAN: (TR) Sinir sehir hani.
UÇKAN: (TR) Deli dolu, havai, toy.
UÇKUN: (TR) Kivilcim. Pahali, yüksek. Uçan, çapkin. Becerikli, eli tez.
UÇMA: (TR) Dagin karlarla örtülmüs dik yamaci.
UÇMAN: (TR) Uçan uçucu.
UÇUK: (TR) Uçmus, soluk renk. Çökmüs yer, toprak. Iyi. Sivri dag tepesi.
UÇUR: (TR) Vakit, an, firsat. Mevsim.
UFKI: (AR) Ufka ait, ufukla ilgili.
UFUK: (AR) Düz arazide ya da açik denizde gökle yerin birlesir gibi göründügü yer. Anlayis, kavrayis, görüs, düsünce gücü. Çevre, dolay.
UGAN: (TR) Yüce, yüksek, güçlü.
UGRAS: (TR) Güçlük ve kötülükle ugrasma, mücadele.
UGUR: (TR) Iyilik, sans, talih, baht. Firsat, tesadüf. Kimi olaylarda görülen ve insana iyilik getirdigine inanilan iyilik kaynagi.
UGURAL: (TR) Ugur + al.
UGURALP: (TR) Hayirli yigit.
UGURATA: (TR) Hayirli ata.
UGURAY: (TR) Ugurlu ay.
UGURCAN: (TR) Iyilikçi ve candan.
UGUREL: (TR) Eli ugurlu olan.
UGURHAN: (TR) Hayirli lider.
UGURLU: (TR) Ugurlu olan, iyilik getirdigine inanilan, kutsal kutlu.
UGURLUBAY: (TR) Ugurlu -bay.
UGURLUBEY: (TR) Ugurlu -bey.
UGURSAL: (TR) Ugurla ilgili, ugurlu.
UGURSAN: (TR) Uguruyla taninmis olan.
UGURSAY: (TR) Ugur say.
UGURSEL: (TR) Ugur sel.
UGURSOY: (TR) Ugurlu soydan gelen.
UGURTAN: (TR) Ugur tan.
UGURTAY: (TR) Ugurlu genç.
UGUS: (TR) Anlayis, zeka, bekleyis. Benzeyis. Soy, kabile, soysop.
UGUZ: (TR) Kutsal, mübarek. Saf, temiz.
ULA: (AR) Birinci. San ve seref sahibi kimse
ULAÇ: (TR) Baglayan, baglayici. Sinir.
ULAÇHAN: (TR) Sinir hani.
ULAG: (TR) Ulak.
ULAS: (TR) Amacina eris, istegine kavus.
ULU: (TR) Erdemleri bakimindan çok büyük, yüce. Zengin, saygin.
ULUALP: (TR) Çok erdemli, yüce yigit.
ULUANT: (TR) Kutsal, büyük yemin.
ULUBAS: (TR) Yüce, saygin kimse.
ULUBAY: (TR) Yüce, saygin, erdemli kisi.
ULUBEK: (TR) Sayginligi olan bey.
ULUBERK: (TR) Saygin kisilikli yigit..
ULUCAN: (TR) Erdemli, saygin, yüce kisi.
ULUÇ: (TR) Selçuklular döneminde Türk beylerine verilen unvan.
ULUÇAG: (TR) Hayirli, ugurlu dönem.
ULUÇAM: (TR) Ulu - çam.
ULUÇKAN: (TR) Uluç - kan.
ULUDAG: (TR) Çok büyük, yüce dag.
ULUDOGAN: (TR) Dogustan yüce, ugurlu kimse.
ULUER: (TR) Saygin, ugurlu, yüce kimse.
ULUERKAN: (TR) Saygin, yüce, soylu kimse.
ULUG: (TR) Ulu, büyük, saygin.
ULUHAN: (TR) Büyük, saygin hükümdar.
ULUKAAN: (TR) Büyük, saygin hükümdar.
ULUKAN: (TR) Soylu yüce kandan gelen.
ULUKUT: (TR) Çok ugurlu, kutlu kimse.
ULUM: (TR) Ululuk, hasmet, büyük gösteris.
ULUMAN: (TR) Ulu, yüksek, saygin kimse.
ULUMERIÇ: (TR) Ulu meriç.
ULUN: (TR) Büyük, ulu. Temrensiz ok. Bugday, arpa kökü.
ULUNAY: (TR) Büyük, ulu ay.
ULUÖZ: (TR) Özü yüce, saygin kimse.
ULUS: (TR) Millet, halk, insan toplulugu.
ULUSAN: (TR) Adi yüce taninmis kimse.
ULUSOY: (TR) Ulu, yüce, soylu.
ULUSU: (TR) Yüce, kutlu su.
ULUSAHIN: (TR) Ulu sahin.
ULUSAN: (TR) Yüce sanli kimse.
ULUTAN: (TR) Ulu tan.
ULUTAS: (TR) Ulu tas.
ULUTAY: (TR) Ulu tay.
ULUTEKIN: (TR) Yüksek sahsiyetli ve sakin kisilikli.
ULVI: (AR) Yüksek, yüce, manevi yapisi ön plana çikabilen.
UMA: (TR) Hediye, armagan. Konuk, misafir.
UMAN: (TR) Umudu olan, bekleyen, umutlu.
UMAR: (TR) Çare, çikar yol.
UMMAN: (AR) Ulu, büyük, engin deniz, okyanus.
UMRAN: (AR) Bayindirlik, ma murluk. Uygarlik, ilerleme, refah ve mutluluk.
UMUR: (TR) Görgü, bilgi, deneyim.
UMURAL: (TR) Görgü, bilgi, deneyim kazan.
UMURALP: (TR) Görgülü, bilgili, yigit.
UMURBAY: (TR) Görgülü, bilgili, saygin kisi.
UMURBEY: (TR) Görgülü, bilgili, kisi.
UMUT: (TR) Ummaktan dogan, güven duygusu, ümit.
UNAN: (TR) Sadakat, baglilik. Hak.
UNAT: (TR) Dogru yolu tutan. Akilli. Ergin.
UNGAN: (TR) Onmus kisi, mutlu. Yürekli, yigit kisi.
UNSUR: (AR) Öge, ilke, eleman.
URAL: (TR) Hazar denizine dökülen, irmak ve siradag.
URALP: (TR) Kentli yigit.
URALTAN: (TR) Ur - altan.
URALTAY: (TR) Ur - altay.
URAM: (TR) Büyük, genis yol.
URAN: (TR) Yetenekli, usta, becerikli.
URANDU: (TR) Seçkin, seçilmis. Hayirli.
URANGU: (TR) Savasçi, savaskan.
URAZ: (TR) Sans, talih.
URAZA: (AR) Hediye, armagan. Konuga çikarilan yiyecek.
URGUN: (TR) Vurulan, vurulmus. Vurgun, asik. Gizli.
URHAN: (TR) Yüksek rütbeli han.
URKAN: (TR) Kale hendegi. Sehir, kent. Yüksek ve korunakli yer.
URLUK: (TR) Aile, soy sop. Tohum.
URUÇ: (AR) Yukari çikma, yükselme, agma.
URUK: (TR) Tane, tohum. Nesil, kusak, soy.
URUZ: (TR) Hedef, amaç, gaye.
USAL: (TR) Gamsiz, kedersiz, keyfine düskün. Önemsiz.
USALAN: (TR) Akil alan, akilli.
USALP: (TR) Akilli yigit.
USBAY: (TR) Akilli, saygin kisi.
USBERK: (TR) Simsek gibi parlak akilli kimse.
USBEY: (TR) Akilli kisi.
USER: (TR) Akilli kisi.
USHAN: (TR) Akilli hükümdar.
USKAN: (TR) Akilli soydan gelen.
USLU: (TR) Akilli, zeki, uysal, sakin kimse.
USLUER: (TR) Akilli, olgun kisi.
USMAN: (TR) Akilli, zeki kimse.
USUM: (TR) Akilli.
USUN: (TR) Hüzün.
UTKAN: (TR) Zafer kazanmis, muzaffer. Serefli, onurlu soydan gelen.
UTKU: (TR) Birçok emek ve tehlikelerden sonra ulasilan, mutlu sonuç, zafer.
UTMAN: (TRR) Serefli, edepli, terbiyeli kimse.
UYAR: (TR) Uygun yerinde. Boyun egen, uysal, nazik kimse.
UYARALP: (TR) Uysal, nazik yigit.
UYAREL: (TR) Uyar el.
UYGAN: (TR) Uyumlu, uyan.
UYGAR: (TR) Kültürlü, egilimli, görgülü, medeni.
UYGU: (TR) Uyum, uygunluk.
UYGUN: (TR) Yakisir, yarasir, elverisli, yararli. Oranli.
UYGUNEL: (TR) Uygun el.
UYGUNER: (TR) Uygun uyumlu, olumlu.
UYGUR: (TR) Orta Asya’da büyük devlet ve uygarlik kurmus, yazili anitlarla sanat yapitlari birakmis olan bir Türk ulusu. Uygar, medeni.
UYGURALP: (TR) Uygar yigit. Uygur’a mensup kisi.
UYSAL: (TR) Yumusak basli, uyumlu, boyun egen. Terbiyeli.
UYUN: (AR) Gözler. Pinarlar, kaynaklar.
UZ: (TR) Iyi, güzel. Uygun, dogru. Usta. Temiz, dikkatli. Becerikli, akilli, anlayisli. Yakin, içten.
UZALP: (TR) Iyi, temiz, akilli, anlayisli yigit.
UZAY: (TR) Bütün varliklarin içinde bulundugu sonsuz bosluk.
UZBAY: (TR) Iyi, becerikli, temiz, akilli ve saygin kisi.
UZCAN: (TR) Uysal, uyumlu, iyi insan.
UZEL: (TR) Usta, becerikli kisi.
UZER: (TR) Becerikli, akilli kisi.
UZGÖREN: (TR) Gerçegi önceden görebilen.
UZHAN: (TR) Ülke ve halkina faydali olan.
UZKAN: (TR) Erdemli soydan gelen.
UZLET: (AR) Bir kenara çekilip toplum yasayisindan ayri kalma.
UZMA: (AR) Büyük, en büyük.
UZMAN: (TR) Belli bir is ya da konuda bilgi, görüs ve becerisi olan kimse.
UZSAN: (TR) Becerisi ve diger iyi nitelikleriyle taninan.
UZSOY: (TR) Iyi nitelikli soydan gelen.
UZTAN: (TR) Uz - tan.
UZTAS: (TR) Uz - tas.
UZTAV: (TR) Uz - tav.
UZTAY: (TR) Uz - tay.
UZTEKIN: (TR) Uz - tekin
ÜBEYDULLAH: (AR) Allah’in kulu.
ÜBEYD / ÜBEYT: (AR) Köle, kölecik, kul.
ÜÇEL: (TR) Yüce, yüksek. Arka.
ÜÇER: (TR) Üç er.
ÜÇOK: (TR) Oguz destanina göre sol kolda bulunan 12 Oguz boyuna verilen ad.
ÜKE: (TR) Onur, seref.
ÜLFER: (AR) Büyük su, irmak.
ÜLGEN: (TR) Yüce, yüksek, ulu. Iyilik tanrisina verilen ad.
ÜLGENALP: (TR) Yüce, ulu, yigit. Ülgen - alp.
ÜLGENER: (TR) Yüce, ulu kimse. Ülgen - er.
ÜLGER: (TR) Kumas vb. seylerdeki ince tüy.
ÜLGÜ: (TR) Yakisikli kimse. Pay, hisse. Tutum, tavir.
ÜLKE: (TR) Bir devletin egemenligi altinda bulunan yerlerin tümü. Yurt, vatan.
ÜLKEM: (TR) Yurdum, vatanim.
ÜLKEN: (TR) Senin yurdun, senin vatanin.
ÜLKENUR: (TR) Yurdunu aydinlatan isik.
ÜLKER: (TR) Boga burcunda yedi yildizdan biri.
ÜLKÜ: (TR) Amaç edinilen, ulasilmak istenilen sey.
ÜLKÜM (TR) Amacim, ulasmak istedigim sey.
ÜLKÜMEN: (TR) Ülküsü olan. bir ülküye bagli olan kimse.
ÜLKÜSEL: (TR) Ülkü ile ilgili, ülkü niteliginde.
ÜLMEN: (TR) Denizci, deniz adami.
ÜMIT: (FAR) (bkz. Umut).
ÜNAL: (TR) Adin duyulsun, tanin, ün kazan. Ün al.
ÜNALAN: (TR) Adi duyulmus, ün kazanmis.
ÜNALDI: (TR) Ün aldi.
ÜNALMIS: (TR) Ün ve san kazanmis.
ÜNALP: (TR) Taninmis, ünlü, yigit.
ÜNAY: (TR) Ay gibi taninmis, ünü parlak, söhretli.
ÜNEK: (TR) Kahraman, yigit. Ünlü taninmis.
ÜNER: (TR) Taninmis, ünlü yigit.
ÜNGÖRMÜS: (TR) Ün görmüs.
ÜNGÜN: (TR) Ün gün.
ÜNGÜR: (TR) Magara.
ÜNKAN: (TR) Taninmis soydan gelen, soylu kan.
ÜNLEM: (TR) Ses, seda, çagri.
ÜNLÜ: (TR) Taninmis, adi duyulmus söhretli, sanli.
ÜNLÜER: (TR) Taninmis, ünlü kimse.
ÜNLÜOL: (TR) Adin duyulsun, ün kazan.
ÜNLÜSOY: (TR) Taninmis soydan gelen.
ÜNSAÇ: (TR) Adin duyulsun, ünlen.
ÜNSAL: (TR) Adin duyulsun.
ÜNSAN: (TR) (bkz. Ünsal).
ÜNSEV: (TR) Adini ününü sev.
ÜNSEVEN: (TR) Ün seven.
ÜNSEVER: (TR) Ün sever.
ÜNSEVIN: (TR) Ün sevin.
ÜNSI: (AR) Alismis, sokulgan. Arkadas, dost.
ÜNÜVAR: (TR) Ünü var. Ünlü taninmis.
ÜNVER: (TR) Ünlen, taninmis ol, insan ol.
ÜNVERDI: (TR) Ün verdi.
ÜNVEREN: (TR) Ün veren.
ÜNZIL: (AR) Gönderilmis, indirilmis, inzal olunmus.
ÜRÜNDÜ: (TR) Seçilmis, seçkin.
ÜRÜNDÜBAY: (TR) Seçkin insan.
ÜSGEN: (TR) Yüksek. Gelismis.
ÜSTAM: (AR) Altin veya gümüsten yapilmis at eyeri. Emin, güvenilir.
ÜSTAY: (TR) Ay gibi yüksek yüce.
ÜSTEK: (TR) Yüksek, yüce.
ÜSTEL: (TR) (bkz. Üstek).
ÜSTER: (TR) Çok degerli kimse.
ÜSTÜN: (TR) Benzerlerine göre daha yüksek bir düzeyde olan, onlari geride birakan. Yenen, galip gelen.
ÜSTÜNBAY: (TR) Üstün bay. Seçkin, basarili kimse.
ÜSTÜNDAG: (TR) Üstün dag.
ÜSTÜNER: (TR) Üsten - er.
ÜVEYS: (AR) Isteyen, arzu eden.
ÜZER: (TR) Üst. Kaymak. Faiz. Can sikici, üzücü.
ÜZEYIR: (AR) Kur’an-i Kerim’de adi geçen, peygamber olup olmadigi konusunda ihtilafli görüsler bulunan kisi.

VACIB/ VACIP : (AR) Dini bakimdan terkedilmesi dogru ve uygun olmayan, kesinlik bakimindan farzdan sonra gelen.Çok lüzumlu, birakilmasi mümkün olmayan zaruri.
VACID/ VACIT : (AR) Yaratan, meydana çikaran.
VAFI: (AR) Yeter, tam. Sözünde duran, sözünün eri.
VAFID: (AR) Elçi, temsilci.
VAHA: (AR) Çöllerin su bulunan kesimlerinde olusan bitkili alan.
VAHAB/ VAHAP : (AR) Bagislayan, ihsan eden.
VAHAT: (AR) Çölde suyu ve yesilligi olan yerler. Vahalar.
VAHDEDDIN/ VAHDETTIN : (AR) Dinin tekligi, birligi.
VAHDET: (AR) Yalnizlik, teklik, birlik.
VAHIB / VAHIP : (AR) Bagislayan, bagislayici.
VAHID / VAHIT: (AR) Bir, tek, yalniz. Allah’in sifatlarindandir.
VAHIDDIN / VAHITTIN : (AR) Tek din, dinin tekligi.
VAKKAS: (AR) Okçu, savasçi.
VALA: (FAR) Yüksek, yüce.
VARGIN: (TR) Ulasan, istegine kavusan.
VASIF: (AR) Vasfeden, vasiflandiran. Bir kimse veya seyi baskalarindan ayiran kendine has özellik, nitelik.
VARLIK: (TR) Yasam, hayat. Var olan hersey.
VAROL: (TR) Yasa, uzun ve saglikli bir yasamin olsun.
VASFI: (AR) Vasifla ilgili, vasfa ait. Nitelikli.
VECDET: (AR) Zenginlik, varsallik.
VECDI: (AR) Coskunlukla ilgili, coskunlukla olusan.
VECHI: (AR) Yüzle ilgili, yüze ait.
VECID: (AR) Bir seyin güzelligi karsisinda kendini kaybedecek dereceye gelmek, coskulanmak.
VECIH: (AR) Yüz, çehre. Tarz, üslup. Neden.
VECIHI: (AR) Güzellik, hosluk, uygunlukla ilgili.
VEDAT: (AR) Sevgi, dostluk.
VEDI: (AR) Baskasinin malini saklamakla görevli kimse.
VEFA: (AR) Sözünü yerine getirme, sözünde durma, borcunu ödeme. Sevgi, dostluk ve baglilikta kararlilik, sebat.
VEFAI: (TR) Vefa ile ilgili.
VEFAKAR: (AR+FAR) Sevgisi geçici olmayan, vefasi olan.
VEFI: (AR) Vefali, bagli. Tam, mükemmel, eksiksiz.
VEFIK: (AR) Uygun, muvafik, arkadas, yoldas, ayni fikirde olan.
VEHBI: (AR) Allah’in ihsani sonucu olan. Allah vergisi.
VELI: (AR) Çocugun bakimi ve idaresi üzerinde olan, hal ve hareketlerinden sorumlu bulunan kimse. Dost, yakin. Allah’in sevgili kulu, ermis evliya.
VELICAN: (AR) Candan, dost, yakin.
VELID: (AR) Yeni dogmus çocuk.
VERIM: (TR) Ortaya çikan, beklenilen, istenilen sonuç.
VESIM: (AR) Güzel yüzlü.
VEYIS: (TR) Yoksulluk, muhtaçlik.
VEYSEL: (AR) Asli Üveys’tir. Kurt anlaminda.
VEYSI: (AR) Yoksul, muhtaç.
VEZIR: (AR) Osmanli devletinde, askeri ve idari en yüksek derece olan vezirlik rütbesinde olan kimse.
VISALI: (AR) Kavusma, ulasma ile ilgili.
VISAM: (AR) Damgali, nisanli.
VOLKAN: (FR) Yanardag, burkan.
VURAL: (TR) Vur al.
VURALHAN: (TR) Vural +han.
VURGUN: (TR) Birine asik, tutkun.

YABGU: (TR) Eski Türk devletlerinde “hükümdar” anlaminda kullanilan bir unvan. YADIGAR: (FAR) Bir kimseyi ya da bir olayi animsatan kimse. Birakilan ani.
YAFES: (AR) Hz. Nuh’un üçüncü oglu. Tufandan sonra Hazar denizinin kuzeyine yerlesmistir. Türk soyunun atasi oldugu söylenir.
YAGAN: (TR). Yagmur, kar.
YAGIN: (TR) Yagmur. Yigit. Arka, sirt.
YAGINALP: (TR) (bkz. Yagin).
YAGIZ: (TR) Esmer. Doru. Yigit.
YAGIZALP: (TR) Esmer, güçlü yigit.
YAGIZBAY: (TR) Esmer kimse.
YAGIZER: (TR) Esmer kimse.
YAGIZHAN: (TR) Esmer hükümdar. Yegni, kati, cesur han.
YAGIZKAN: (TR) Asil, soylu kan.
YAGIZKURT: (TR) Esmer, güçlü, kuvvetli kimse.
YAGIZTEKIN: (TR) Esmer, güçlü, erkek.
YAHYA: (IBR) ‘Allah lütufkardir” anlaminda. Zekeriyya’nin oglu olan peygamber.
YAKUB / YAKUP : (AR) Erkek keklik. Ibranice, “Takib eden, izleyen”.
YALAP: (TR) Parilti. Ivedi, hizli, çabuk. Sari renkli bir kus. Simsek.
YALAVAC: (TR) Peygamber, elçi.
YALAZ: (TR) Alev. Bayrak.
YALAZA: (TR) Alev.
YALAZABEY: (TR) Ates gibi.
YALAZALP: (TR) Alev gibi parlak yigit.
YALAZAN: (TR) Berk, simsek.
YALAZAY: (TR) Ayin kirmizi isiklar açar hali.
YALÇIN: (TR) Sarp. Düz kaygan. Parlak, cilali.
YALÇINER: (TR) (bkz. Yalçin). Çetin, sert ve yigit.
YALÇINKAYA: (TR) (bkz. Yalçin)
YALÇUK: (TR) Parlak, parlayan. Elçi.
YALDIRAK: (TR) Ak, parlak, isiltili.
YALGIN: (TR) Serap, ilgin. Alev.
YALIM: (TR) Alev, ates. Kiliç, biçak vb. kesici yüzü. Kaya. Sarp yer, uçurum. Simsek. Kuvvet, kudret. Onur, derece.
YALIN: (TR) Gösterissiz, sessiz, sade. Alev, ates. Tas, büyük kaya. Çiplak, örtüsüz.
YALINALP: (TR) (bkz. Yalin).
YALINAY: (TR) Ayin en görkemli ve sade görüntüsü.
YALINÇ: (TR) Karisik olmayan, sade, yalin, yapilmasi ve anlasilmasi kolay olan.
YALKI: (TR) Yalin, tek. Isin.
YALKIN: (TR) (bkz. Yalgin).
YALMAN: (TR) Kiliç, kama, biçak, mizrak’in agzi veya ucu. Sarp, dik. Egik, eginik.
YALTIR: (TR) Parlak, parlayan.
YALTIRAK: (TR) Isik, parilti. Kuyruklu yildiz.
YALTIRAY: (TR) Ayin isiltisi.
YALVAÇ: (TR) (bkz. Yalavaç).
YAMAÇ: (TR) Dagin ya da tepenin herhangi bir yani. Karsi. Yan. Yakin. Bedel, karsilik.
YAMAN: (TR) Kötü, korkulan, siddetli. Cesur, güçlü. Isbilir, kurnaz, becerikli.
YAMANER: (TR) Güçlü, cesur erkek.
YAMANÖZ: (TR) Özü güçlü olan.
YANAÇ: (TR) Yön, taraf.
YANAL: (TR) Yanda olan, yana düsen. Alaca, degisik renkli. Kirmizi pembe. Nehir yatagi.
YANAR: (TR) Parlayan, parildayan. Kaplica. Aralik ve Ocak ayi.
YANIK: (TR) Yanmis olan, esmer. Duygulu, dokunakli. Kavruk, gelismemis. Asik.
YANIKER: (TR) Asik, vurgun kimse.
YANKI: (TR) Sesin bir yere çarpip geri dönmesiyle duyulan ikinci ses, ses yansimasi.
YAREN: (FAR) Arkadas, dost, yakin dost.
YARKIN: (TR) Simsek, isik, isikli.
YARLIK: (TR) Buyruk, ferman. Yasa, kanun. Yoksul, acinan. Bagis, lütuf.
YARUK: (TR) Isik, aydinlik, parlaklik, parilti.
YASER: (AR) Bolluk, varlik, zenginlik, varliklilik.
YASIN: (AR) Kur’an-i Kerim’in 36. suresinin baslangici. Asil manasi bilinmemekle birlikte, “Ey insan, Ey Seyyid” gibi muhtelif anlamlar çikarilmistir.
YASUN: (TR) Tarz, üslup, töre. Doga, tabiat.
YASAM: (TR) Dogumdan ölüme kadar geçen süre, hayat.
YASANUR: (TR) (bkz. Yasa).
YASAR: (TR) Dogan çocugun uzun ömürlü olmasi dilegiyle konulan adlardir.
YASIK: (TR) Isik, parilti, parlaklik.
YASIL: (TR) Yesil. Erkek ördek.
YASIN: (TR) Isik, parlaklik. Gizli. Simsek.
YATMAN: (TR) Boyun egen, uysal, yumusak basli kimse.
YATUK: (Tür.) Kanun, santur vb. sazlarin genel adi. Saklanan kullanilmayan sey.
YAVER: (FAR) Yardimci.
YAVES: (TR) Agirbasli, yumusak huylu, sakin. Sefkatli, sevecen.
YAVUZ: (TR) Yaman güçlü, güzel. Sert, siddetli, çetin, keskin.
YAVUZALP: (TR) Çetin ve mücadeleci yigit.
YAVUZAY: (TR) Ayin en güzel hali.
YAVUZCAN: (TR) Güçlü kisiligi olan, kimse.
YAVUZER: (TR) Cesur, güçlü erkek.
YAVUZHAN: (TR) Güçlü hükümdar, hakan.
YAY: (TR) Ok atmaya yarayan, egri agaç ya da metal çubuk. Burç.
YAYALP: (TR) (bkz. Yay). Sportmen.
YAYBÜKE: (TR) (bkz. Yay).
YAYGIR: (TR) Gökkusagi.
YAZGAN: (TR) Yazan, yazar.
YAZGANALP: (TR) (bkz. Yazgan).
YAZGI: (TR) Kader, alin yazisi.
YAZIR: (TR) Oguzlarin, Bozok kolunun Ayhan soyundan gelen bir Türkmen boyunun adi.
YEGIN: (TR) Zorlu, kati, siddetli. Baskin, üstün. Yigit, güçlü, çaliskan. Bereketli, bol. Iyiligi seven. Yakisikli, güzel, ince. Uygun yerinde.
YEGINER: (TR) (bkz. Yegin).
YEGREK: (TR) Iyilik sever. Güzel. Fazla, çok.
YEKTA: (FAR) Tek, yalniz.Essiz, benzersiz.
YELER: (TR) Yel gibi hizli, çabuk kimse.
YELESEN: (TR) Yel gibi hizli, çabuk.
YELMEN: (TR) Aceleci, hizli davranan, cani tez kimse.
YELTEKIN: (TR) (bkz.Yeler).
YENAL: (TR) Galip gelmek, zafer kazanmaktan emir.
YENAY: (TR) Yeni ay, hilal.
YENBU: (AR) Pinar, çesme, kaynak.
YENER: (TR) Üstün gelen, kazanan.
YENGI: (TR) Zafer, utku, yenme, alt etme.
YENISEY: (TR) Eski SSCB’de 3800 km uzunlugundaki irmak.
YEREL: (TR) Belirli bir yer ile ilgili olan, örf.
YERGIN: (TR) Hüzünlü, tasali, kaygili.
YERHUM: (AR) Erkek kartal.
YERSEL: (TR) Yere ait, yerle ilgili.
YERTAN: (TR) Günesin ilk isiklan.
YESAR: (AR) Varlik, zenginlik. Sol, sol tarafi.
YESARI: (AR) Sol, solla ilgili, sol tarafa ait. Zenginlikle ilgili.
YETEN: (TR) Yetisen, ulasan. Olgun, olgunlasan. Süresi dolan, günü gelen. Tüm canlilar, herkes.
YETENER: (TR) Olgun erkek.
YETIK: (TR) Yetismis, erismis, büyümüs. Bilgili, olgun.
YETIS: (TR) Amacina ulas, istegine kavus.
YETISEN: (TR) Ulasan, kavusan.
YETKIN: (TR) Gerekli olgunluga erismis olan, ergin.
YETKINER: (TR) Olgun, kisilikli bilge.
YEZID: (AR) Emevi halifesi Muaviye’nin 3. oglu.
YIGIT: (TR) Güçlü, yürekli, kahraman, alp. Delikanli, genç, erkek.
YIGITCAN: (TR) Güçlü, korkusuz, kahraman.
YIGITER: (TR) Güçlü, korkusuz, kahraman.
YIGITHAN: (TR) Yigit, cesur hakan.
YIGITKAN: (TR) Güçlü, cesur soydan gelen.
YILDIRALP: (TR) Parlayan, isildayan, yigit
YILDIRAN: (TR) Parlayan, isildayan, isik saçan.
YILDIRAY: (TR) Parlak, isik saçan ay.
YILDIRIM: (TR) Büyük isik parlamasi ve gök gürültüsüyle ortaya çikan bulutlar arasinda veya buluttan yere elektrik bosalmasi. Siddetli, süratli, çabuk!
YILDIZHAN: (TR) Yildizlarin hakani.
YILHAN: (TR) Yil - han.
YILKAN: (TR) Yil - kan.
YILMA: (TR) Vazgeçme, korkma, dogru yoldan yürümekten ayrilma, yilma.
YILMAZ: (TR) Yilmayan, bikmayan, azimli, sebatli.
YOLAÇ: (TR) Yol gösteren, kilavuz.
YORDAM: (TR) Kilavuz, rehber. Beceri, yatkinlik. Gelenek, görenek. Anlayis, yerinde davranis.
YORUÇ: (TR) Komutan, kumandan.
YÖNAL: (TR) Yönünü, cepheni al.
YÖNER: (TR) (bkz. Yönal).
YÖNET: (TR) Uygun, dogru. Iyi, güzel. Becerikli, yatkin. Biçim, tarz, usul.
YÖNTEM: (TR) Yol, tarz, metod. Yetenek. Uygun, kolay.
YÖRÜK: (TR) Göçebe. Çabuk yürüyen, hizli. Hayvancilikla geçinen göçebe Oguz Türkleri.
YULA: (TR) Mesale. Kandil.
YULUG: (TR) Mutlu, mesut. Hak, adalet.
YUMLU: (TR) Ugurlu, kutlu. Kutsal, mübarek.
YUMUS: (TR) Is, güç çalisma.
YUNUS: (AR) Ilik ve sicak denizlerde yasayan, memeli hayvan. Bir takim yildizin adi.Uzun müddet bir baligin karninda kaldigi rivayet edilen peygamber (Yunus).
YURA: (TR) Dag sirti.
YURDAER: (TR) Yurdu için dogmus kimse.
YURDASEN: (TR) Yurdu senlendiren.
YURDAY: (TR) Yurdu aydinlatan.
YURDCAN: (TR) Yurda canlilik veren.
YURTSEVEN: (TR) Yurdunu milletini seven.
YURTSEVER: (TR) (bkz. Yurtseven).
YUSUF: (AR) Yakub’un oglu olan peygamber Yusuf. Ibranice; inleyen, ah eden, inilti.
YÜCE: (TR) Yüksek, büyük, ulu.
YÜCEALP: (TR) Büyük, ulu yigit.
YÜCEL: (TR) Yüksel, yüce bir duruma gel, basari kazan, ilerle.
YÜCELAY: (TR) (bkz. Yücel).
YÜCELEN: (TR) Yükselen, yüce bir duruma gelen, ilerleyen.
YÜCESAN: (TR) Saygin bir adi olan.
YÜCESOY: (TR) Saygin, ulu, soylu.
YÜCETEKIN: (TR) (bkz. Yüce).
YÜKSEL: (TR) Yükseklere çik, yücel, basan kazan, ilerle.
YÜRÜK: (TR) (bkz. Yörük). Çabuk ve hizli yürüyen. Tarihte yeniçerilere katilan yaya asker. Hizli kosan at.
YÜRÜKER: (TR) (bkz. Yürük).

ZABIT: (AR) Askere kumanda eden rütbeli asker, subay. Ticaret gemisi yöneticisi. Yönetme gücü olan. (Mecazi): Tuttugunu koparan, dedigini yaptiran kimse.
ZADE: (FAR) Evlat, ogul. Dürüst, dogru adam.
ZAFER: (AR) Amaca ulasma, basan. Düsmani yenme, üstün gelme, utku.
ZAFIR: (AR) Zafer kazanan, üstün gelen.
ZAGNOS: (TR) Bir tür dogan kusu.
ZAHID / ZAHIT : (AR) Kuskulu seyleri bile terkederek günahtan kaçan, kimse.
ZAHIR: (AR) Parlak, parlak yildiz.
ZAID / ZAIT : (AR) Artan, artiran.
ZAIK: (AR) Tad alan, tadici, tadan.
ZAIM: (AR) Kefil. Prenses, sef.
ZAKIR: (AR) Zikreden, ,anan.
ZATI: (AR) Kendiyle ilgili, kendine ait, özel.Özle ilgili.
ZEKAI: (AR) Zekayla ilgili, zekaya ait.
ZEKERIYA: (TR) Kurani Kerim’de ismi geçen peygamberlerden biri.
ZEKI: (AR) Zekali çabuk anlayan ve kavrayan. Zeka gösteren.
ZEVAHIR: (AR) Parlak yildizlar. (bkz. Zahir).
ZEVAL: (AR) Yerinden ayrilip, gitme.Sona erme. Günesin basucunda bulunma.
ZEYNEL: (TR) Zeynel Abidin adindan kisalmis ad.
ZEYNELABIDIN: (AR) Ibadet edenlerin süsü.
ZEYNI: (AR) Süsle, bezekle ilgili.
ZEYNULLAH: (AR) Allah’in süsü.
ZEYNUR: (AR) (bkz. Zinnur).
ZEYREK: (TR.) Ilgi çekici. Eli uz, usta.Akilli, zeki.
ZEYYAT: (AR) Zeytinyagi, zeytinyagi yapan kimse.
ZIHNI: (AR) Zihinle, akilla ilgili.
ZIKRI: (AR) Anma ile ilgili.
ZIRVE: (AR) Doruk, bir seyin en yüksek noktasi, tepesi.
ZISAN: (AR) Sanli, sereni. Canli. Bir tür lale.
ZIVEKAR: (AR) Gururlu. Vakar dolu. Vakar sahibi.
ZIVER: (FAR) Süs, bezek.
ZIVERBEY: (TR) (bkz. Ziver).
ZIYA: (AR) Aydinlik, parlaklik, nur, isik.
ZIYAD / ZIYAT : (TR) Fazlalik, çokluk.
ZIYAEDDIN / ZIYAETTIN : (AR) Dinin isigi, aydinligi.
ZOBU: (TR) Iri yari,kaba. Delikanli. Zor, sikintili. Eski vezir konaklarindaki hizmetlilere verilen ad.
ZORAL: (TR) Zor al.
ZORLU: (TR) Güzel, çok güzel, iyi.Yakisikli. Güçlü, dayanikli. Sert, keskin. Yürekli, cesur. Girgin, girisken.
ZÜBEYR: (AR) Yazili, küçük sey.
ZÜBEYIR: (AR) (bkz. Zübeyr).
ZÜHDI / ZÜHTI / ZÜHTÜ : (AR) Her türlü zevke karsi koyarak kendini ibadete veren.
ZÜHEYR: (AR) Küçük çiçek, çiçekcik.
ZÜLFI / ZÜLFÜ: (AR) (bkz. Zülfikar). Kilicin kabzasina ilistirilen süs.
ZÜLFiKÂR: (AR) Hz. Ali’nin kullandigi çatal agizli kiliç. Iki parçali.
ZÜLKARNEYN: (AR) Iki boynuzlu anlaminda. Büyük Iskender.
ZÜMER: (AR) Zümreler, gruplar. Kur’an-i Kerim’in 39. süresi.









İsimler ve Anlamları ( Erkek )

 

 

 

 

 

 

 

ONLİNE ÜCRETSİZ - GERÇEK - BEDAVA ZİYARETÇİ SAYACI ALMAK İÇİN TIKLAYINIZ.

 

Sponsor Reklam

Bu kısımda Çiçek ve düğün organizasyon firmalarının reklamını yapıyoruz. Sizde ücret karşılığı reklam verebilirsiniz.

Ankara Çiçek

Tüm Ankara ya En Hızlı
Ve Güvenli Çiçek Gönderin
www.anatoliacicek.com

İzmir Çiçekçilik
Tüm İzmir'e En Hızlı
Ve Güvenli Çiçek Gönderin
www.izmircicek.com

Adana Çiçekçilik
Tüm Adana'ya En Hızlı
Ve Güvenli Çiçek Gönderin
www.adanacicek.com

Eskişehir Çiçek
Tüm Eskişehir'e En Hızlı
Ve Güvenli Çiçek Gönderin
www.eskisehircicek.com

Bursa Çiçek
Tüm Bursa'ya En Hızlı
Ve Güvenli Çiçek Gönderin
www.bursaciceksatisi.com

Mersin Çiçek
Tüm Mersin'e En Hızlı
Ve Güvenli Çiçek Gönderin
www.mersincicek.com

Samsun Çiçek
Tüm Samsun En Hızlı
Ve Güvenli Çiçek Gönderin
www.samsuncicek.com

Konya Çiçek
Tüm Konya En Hızlı
Ve Güvenli Çiçek Gönderin
www.konyacicek.com

Antalya Çiçek
Tüm Antalya En Hızlı
Ve Güvenli Çiçek Gönderin
www.antalyacicekcilik.com

Gaziantep Çiçek
Tüm Gaziantep En Hızlı
Ve Güvenli Çiçek Gönderin
www.gaziantepciceksatisi.com

Kayseri Çiçek
Tüm Kayseri En Hızlı
Ve Güvenli Çiçek Gönderin
www.kaysericicekcilik.com


NE KİRALAMAK

İSTERDİNİZ.

Kiralama Firması

www.kiralamabilgi.com


100% - Free Hit Counters   14 Şubat Sevgililer Günü Nedir ?   Ankara Otobüs Firmaları   Ankara Sinema Adresleri   Anneler Günü   Aşk Sözleri   Aşkın Mevsimleri   Atasözleri -1- A , B , C , Ç , D , E   Atasözleri -2- F, G, H , I , İ , J , K , L , M   Atasözleri -3- N , O ,Ö ,P ,R ,S , Ş ,T ,U, V, Y, Z   Bankalar   Bebek Aşı Takvimi   Bebek ve Gebelik   Bedava Web Hosting Servisleri   Bilmece - Bulmaca   Burçlar - Burç özellikleriniz   Burs Veren Kurumlar - Burs Rehberi   Çiçek siparişi Telefon   Çiçekler ve Anlamları   Dış Mekan Isıtıcı   Facebook   Fenerbahçe Spor Kulübü   Gazeteler   Gebelik ve Hamilelik   Güzel sözler , Anlamlı sözler , etkileyici sözler   Hafta Hafta gebelik , Hamilelik   Hava Yolları Firmaları   İl İl Anlık - 3 günlük Hava Tahmini   İsimler ve Anlamları ( Erkek )   İsimler ve Anlamları ( Kız )   İstanbul Otobüs Firmaları   İstanbul Sinema Salonları   İzmir Sinema Salonları   Kandil Mesajları   Milli Piyango   ÖSYM   Özel gün ve Özel haftalar   Rüya Tabirleri - Rüya Anlamları - Rüya yorumları   Sayılarla Gül Anlamları   Şeytan Resmi - Şeytan Resimleri   Şifalı Bitkiler - Hastalıklar ve Bitkisel tedavi   Türkiye deki Sanatçılar   Türkiye Otogarları   Ücretsiz Arama Motoru Kayıt   Ücretsiz ziyaretçi sayacı   Üniversiteler   Yabancı Büyükelçilik Adresleri   

 

Ana Sayfa - Site Ekle - Çok Arananlar - Son Eklenenler - Top List - İletişim 

 

www.dugunorganizasyonu.cc Tüm hakları saklıdır.

Arama botu sitemiz site link eklemesi sadece ilgili kategorilerde yapılmaktadır. Arama motoru sitemiz link ekle için sadece ilgili kategorilerde belirlenmiş olan siteleri sisteme kayıt yapacaktır. Bunun dışındaki meslekler ve linkler sitemize kayıt edilmeyecektir. Link ekleme ve site kaydet için kategorilerde mesleğiniz yok ise kayıt yapılmayacaktır. Arama motoru kayıt sitemizden tüm kategorilere düzgün şekilde yapılan kayıtlar işleme sokulacaktır. Sitenizi ekleme yaparak sitenizin hit almasını sağlayabilirsiniz.

SİTEMİZ KALİTELİ VE İÇERİĞİ DÜZGÜN LİNKLERİ KAYIT ETMEKTEDİR.

Sitemiz site kayıt imkanları dışında ücretsiz ve gerçek çalışan online ziyaretçi sayacını vermektedir.

   Tasarım Turgut İşleyen & Gizli Arkadaşı "MH"